Basın Açıklamaları

BATMAN ŞUBE MEVSİMİK TARIM İŞÇİLERİ RAPORU

MAZLUMDER Batman Şubesinin Mevsimlik tarım işçileri sorunlarını konu alındığı raporu

MAZLUMDER

BATMAN ŞUBESİ

GÜNEYDOĞUDAKİ MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİ İLE İLGİLİ

ARAŞTIRMA-İNCELEME RAPORU

RAPOR HEYETİ

MAZLUMDER Batman Şube Başkanı Av. Murat Çiçek

MAZLUMDER Batman Şube Başkan Yardımcısı Hasan Argunağa

MAZLUMDER Batman Şube Üyesi Eğitimci Ali Bilbil

18 Mayıs 2009

KONU-OLAY

Temel ekonomisi tarıma dayanan bölgemizde, yıllardır süren çatışmalı ortam sebebiyle birçok köy boşaltılarak on binlerce insan zorunlu göçe tabi tutulmuş, istemedikleri halde şehir merkezlerine yerleşerek bir günde yoksul bir yaşama başlamışlardır. Normal şartlar altında, kendi köyünde kendi arazisini ekip biçen ve aynı zamanda hayvancılıkla uğraşan bu insanlarımız şimdilerde şehrin varoş tabir edilen bölgelerinde yaşam mücadelesi vermekte ve geçimlerini her yılın belli mevsimlerinde 'Mevsimlik İşçiler' adı altında batı illerinde çalışarak sağlamaktadırlar.

Ülkede güdülen özelleştirme politikaları, kamu istihdamının zaten düşük olduğu bölgemizde işsizliği daha da arttırmış, sosyal güvencesiz ve düşük ücretle çalışma oranını arttırmıştır. Ayrıca çiftçilik ürünü pamuk ve tütün alımlarındaki düşük fiyat ve kota uygulamaları bölgedeki insanları kendi işinin sahibi olma imkânından yoksun bırakmıştır. Bazı araştırmalara göre 2000-2006 yılları arasında çiftçiliği bırakmak zorunda kalan köylü sayısının 1,5 milyon insana ulaştığı bildirilmektedir. Tarım politikalarındaki yanlışlıklar, işsizlik sayısındaki artış ve bölgedeki sanayi boşluğunun getirdiği daralma topraksız ve az topraklı aileleri yaşlısından çocuğuna kadar topyekûn batı illerinde mevsimlik tarım işçileri olarak çalışmaya zorlamaktadır.

Zorunlu şartlar gereği ve istek dışı Ordu, Giresun, Bolu, Bursa, Malatya, Manisa, Konya, Ankara Polatlı ve Antalya gibi illere çalışmaya giden insanlarımızın dramları sık sık yaygın basına haber olmaktadır. Söz konusu illerde zaman zaman etnik kökeninden dolayı ayrımcı muamelelerle karşılaşan işçiler, gelir elde edebilmek ve kalan mevsimlerde geçinebilmek adına asgari yaşam koşullarının altında bir kemer sıkma politikası yürütmektedirler. Mevsimlik tarım işçileri, yemelerinden ve içmelerinden kısmakta ve çalışmakta oldukları ortamlarda insan onurunu zedeleyen barınaklarda yatıp kalkarak önemli bir toplumsal sorunun parçası olmaya devam etmektedirler.

AMAÇ

Emek sömürüsünün son bulması, İLO sözleşmesinin altına imza atmış ülkemizde sözleşmenin ve iç hukukun gereklerinin yerine getirilmesi, geçici tarım işçilerinin öncelikle yaşadıkları yerlerde üreterek geçimlerini sağlamalarının temini ve kendi kentlerinin ekonomisine ek katkı sağlayarak kent içi gelir adaletsizliğinin önüne geçilmesi. Her halde batı illerine çalışmaya giden işçilerin ise ayırımcılıktan uzak ve insani koşullarda çalışmalarını sağlayacak ortamın yaratılması. Ayrıca, eğitiminden uzak kalan çocuklarımızın eğitim hakkı ve çocuk hakları sözleşmesi gereği haklarının teminidir.

HEYETİN YAPTIĞI GÖRÜŞMELER

Heyet, 13-14-15 Mayıs 2009 tarihlerinde Batman'ın değişik semtlerinde ikamet eden birçok mevsimlik tarım işçisiyle çeşitli görüşmeler yapmıştır. Görüşme yapılan şahıslardan bir kısmı anlatımlarının raporda yer almamasını bir kısmı ise yer almasını istemiştir. Görüşmecilerin çoğunun kalabalık ailelere mensup olduğu ve yaşamlarını çok zor koşullar altında idame ettirdikleri gözlenmiştir.

Heyet, aşağıda belirtilen şahıslarla yaptığı görüşmeleri olduğu gibi aktarmaktadır:

Filiz ve Özlem Baran (23-25 yaşlarında İki kız kardeş, Hilal Mahallesinde ikamet ediyorlar)

"Ailemiz eskiden tütün ekerek geçimini sağlıyordu. Tütüne 200 kilo sınırlaması getirilince perişan olduk. Tütün geçim kaynağı olmaktın çıktı. Mecburen başka işlere yöneldik. Pamuk çapa ve toplama işine gidiyoruz. Ayrıca mercimek toplamaya da gittik yıllarca. Ücretlerimiz zamanında ödenmiyor. Sigortasız çalıştırılıyoruz. Batman ve yöresindeki tarlalarda çalışırken de düşük ücret aldık hep. Kimse biz çalışanların haklarını savunmuyor. Ordu-Fatsa'ya fındık işine gittik. Kısa süreli çalışma mevsiminde aldığımız ücret geçimimizi sağlamaya yetmiyor. Bize iş istihdam alanı açsınlar. Batman'da fabrika yapsınlar. Çalışıp ailemizi geçindiririz."

Abdulgafur Sincar (26 yaşında, ortaokul mezunu, şimdi esnaflık yapıyor. Fatih mahallesinde ikamet ediyor.)

"Batman'da yaşam koşulları çok zor olduğundan on binlerce insan geçim sıkıntısı yaşamaktadır. İş istihdam alanındaki sıkıntılar yüzünden her yıl batı illerine çalışmaya gidiyoruz. Ailemi geçindirmek için ben de zaman zaman batı illerine çalışmaya gittim. Manisa, Bursa ve Antalya illerine çalışmaya gittim. Bu illerde çapa, pamuk ve üzüm toplama işlerinde çalıştım. Manisa'nın Hacılar ve Hamzabeyli köylerinde çalışırken gurbet acısını yaşadım. Baraka tipi evlerde yatıp kalkıyorduk. Batman'da iş istihdam alanı olsaydı bu kadar sıkıntıya girmeyecektik. Her yıl mevsimlik işçiler trafik kazalarında yaşamını yitiriyor. Benim gibi batı illerine çalışmaya giden niceleri kaza kurbanı oldu. Yolda kaza geçirenler sigortalı olmadığından hiçbir tazminat da alamadı. Amcamın oğlu İhsan Sincar, evli 4-5 çocuk babasıydı. Zaten kendisi de yetim bir aileden geliyordu. Konya yolunda kaza geçirdi. Konya'da çapa işinde çalışmaya gitmişti. Geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi. Geride kalan çocuklarına sefaleti yaşıyor. Davaları hala sürüyor, hiçbir tazminat almadı. Aynı kazada iki kişi daha yaşamını yitirmiş, bir genç de felç olmuştur. Yaklaşık iki yıldır felç olan gence de hiçbir tazminat ödenmedi. Batman'da iş istihdam alanı için çalışmalar yapılmalıdır. Seracılık geliştirilebilir."

Ayşe İritaş ( 7. sınıf öğrencisi, beşevler mahallesinde oturuyor)

Babam böbrek hastası annem çok kilolu hem tansiyon hem kalp hastası bu yüzden evde düzenli bir işi olan yok. 5 kardeşin en büyüğü benim 7. sınıfa gidiyorum. Fındık toplamaya iki yıldır Ordu'ya gidiyorum. Amcamlar burada bir transit kiralıyorlar gittiğimiz yerde bahçe sahibi parasını veriyor sonrada bizden kesiyor. Temmuzda gidiyoruz, çok sıkışık gidiyoruz.25 kişi bir arabada gidiyoruz. Yemeğimizi buradan kendimizle götürüyoruz. Günlük 20 TL alıyoruz. Bizi götüren çavuşta bizden para kesiyor. Bir evde 25 kişi kalıyoruz. Bir odada erkeler birinde de biz yatıyoruz. Yataklarımızı kendimizle götürüyoruz. Yemekleri halam yaptığından yemekleri yiyebiliyorum. Kaldığımız yerde elektrik var ama suları sarı akıyor, Vücudumdaki lekelere bakın bunlar hep orda banyo yaptıktan sonra oldu bir daha da gitmediler bu lekeler yüzünden bu sene gitmeyebilirim(annesi Kürtçe söze giriyor GİDECEKSİN) Bize kötü davranmıyorlardı ama çalışmayanlara kızıyorlardı. Ben 500 TL getirdim. Benim ve 2 kardeşimin okul kıyafetlerini aldım, kalan parayı da anneme verdim. Fındığa gittiğimi arkadaşlarıma çok söylemiyorum, onlardan utanıyorum. (annesi yine araya giriyor Mecbur bu sene de gideceksin!) Çok terliyorum, çok yoruluyorum, çalışmaktan halsiz yere düşüyorum fındıkta

İsmini vermek istemeyen bir vatandaş. (Pazaryeri mahallesi sakini, 22 yaşında, serbest

meslekle uğraşıyor)

"Batman'dan Malatya'ya kaysı toplamaya gitmiştim. Orada düşük ücretle çalıştırıldık. Birlikte gittiğimiz insanlar gerçekten de çok büyük sıkıntılar yaşadılar. Kaysı toplamaya gidenler olarak naylon çadırlar altında kalıyorduk. Hiçbirimizin sigortası yoktu. Doğru dürüst banyo yapamıyorduk. Yemek ihtiyacımızı kendimiz karşılıyorduk. Malatya'dan önce yılarca Karadeniz illerinde fındık işine gidiyordum. Bolu, Ordu ve Giresun'da çalıştım. Bazı yerlerde yöre sakinleriyle en ufak tartışmamızda bize düşman gözüyle bakılıyordu. O nedenle kimseyle tartışmak istemiyorduk. Bölgemizdeki çatışma haberleri orada büyük tepki topluyordu. Ben şahsen yaşamadım, ama bazı yerlerde küçük bir tartışma nedeniyle toplu linç etme girişimleri yaşandığını duydum. Bizim tek amacımız ekmeğimizi kazanmaktı. Buradan oraya kadar gidip o zor koşullarda çalışıyorduk. "

Nurullah Sincar (12 yaşında öğrenci. Fatih mahallesinde oturuyor.)

"Batman TÜPRAŞ İlköğretim Okulunda öğrenimimi sürdürüyorum. Son iki yıldır okular kapanınca, yaz tatilinde batı illerine çalışmaya gidiyorum. Ailemin maddi durumunun iyi olmaması nedeniyle bütçelerine katkı sunmak için çalıştım. Manisa'ya domates toplamaya gittim. Tarladaki salçalık domatesleri toplamaya 40 kişi ile birlikte gitmiştim. Bursa'nın Samanlı köyüne şeftali ve armut toplama işlerinde de çalıştım. 18-20 TL yevmiye ile çalışıyorduk. Küçük yaşıma rağmen çalıştırıldım. Batman'da da pamuk toplamaya ve çapaya gidiyordum. Traktörlere binerek, açık römorkta çalışmaya giderken sıkıntı yaşıyoruz."

M.I (11 yaşında öğrenci Şafak mahallesinde oturuyor)

"Bursa ve Manisa'da çalıştım. Çalışmaya yaşıtlarımla gitmiştim. Yaz tatilinde ailemin sıkıntılarına ortak olmak için çalışıyorum. Bize 20 TL yevmiye veriyorlardı. Batman'da da çapa ve pamuk toplama işlerine gittim. Tatil bizim de hakkımız. Ama ailemiz yoksul olduğundan tatil yapamıyoruz."

M.K. (14 yaşında öğrenci (Şafak mahallesinde oturuyor)

"2008 yılında bir kez yaz tatilinde Ordu'ya fındık işine gittim. Arkadaşlarıma takılıp, harçlığımı kazanmak ve aileme yardım etmek istiyorum. Kulübe veya baraka denilen yerlerde yatıp kalkıyorduk. Yemeğimizi kendimiz hazırladığımız için büyük sıkıntı yaşıyorduk. Bana 21 TL yevmiye vermişlerdi. Ancak sigortam yoktu."

M.I. (35 yaşında, 6 çocuk annesi, Fatih mahallesi sakini)

"Batman'da uzun yıllar pamuk işinde çalıştım. Çocuklarıma hem annelik yapıyor, hem de kızgın güneş altında çalışıyordum. Sigortasız olarak üstü açık traktör römorklarında tarlalara gidip çalıştım. 2008 yılında çalışmaya giderken rahatsızlık geçirdim. Halen tedavi oluyorum."

Osman Sönük (15 yaşında öğrenci, Fatih mahallesi sakini)

"Ailemin bütçesine katkı olsun diye 2008 yılında Ordu'nun Fatsa ilçesine bağlı bazı köylere çalışmaya gittim. Fındık işinde çalışıyorduk. Batman'dan 18 kişi gitmiştik. İnşaatlarda yatıp kalkıyorduk. Ayrımcı muamelelerle karşılaşmadım. Tarla sahibi iyi bir insandı. Bize çok güvendiği için her şeyini emanet ediyordu. Günde 20 TL yevmiye alıyordum. Ancak sigortamız yoktu. Gurbette çalışmak çok zordu, çünkü Batman'ı çok özlüyordum."

Fadime Kırbaş ( 12 yaşında öğrenci, Beşevler mahallesi sakini)

Babam 81 yaşında annem ise 55 yaşında. Annem babamın üçüncü eşidir. Babam emekli ama kirada oturuyoruz ve zor geçiniyoruz Bu yüzden iki yıldır fındığa gidiyoruz. Annem kışın bir gözlemecinin yanında çalışıyor bize bakabilmek için. Çalışacağımız yeri burada aşağı mahallede oturan bir çavuş ayarlıyor, temmuz aylarında fındığa Düzce'ye gidiyoruz. Biz otobüsle gidiyoruz biraz pahalı ama olsun. 1 ay çalışıp dönüyoruz. Bu yıl çok para kazanamadık çünkü yol bize biraz pahalı geldi. Fındık bahçesindeki bir evde bütün çalışanlar beraber kalıyoruz. Yemekleri annem yaptığı için çift yevmiye alıyor. Ben ve diğer iki kız kardeşim ise günlük 18 liradan çalışıyoruz. Babam da bizimle geliyor ama o çalışmıyor. Arkadaşlarıma gittiğimi söylemiyorum çünkü alay ederler benimle. Patronlar bazen bize kötü davranıyorlar Kürtler pistirler, fındık toplamasını bilmiyorlar diyorlar ama biz onları takmıyoruz. Onun dışında kimse kötü davranmıyor bize. Büyüyüp İngilizce öğretmeni olacam orda yaşamak istiyorum çünkü orda deniz var. Mecbur bu yılda gidecez 3 bakkal ve bir toptancıya borcumuz var çünkü.

V.Ç (36 yaşında, 8 çocuk babası, Şafak mahallesi sakini)

"Batman'da iş bulamadığım için zaman zaman batı illerine çalışmaya gidiyorum. Ailemi geçindirmeye çalışırken büyük sıkıntılar yaşıyorum. Ordu ve Fatsa'da fındık işlerinde çalıştım. Çalışma koşullarımız çok ağır olmasına karşın, hiçbirimizin sigortası yoktu. Benim gibi Batman'dan onlarca insan çalışmaya gidiyordu. Batman'da bizi istihdam edecek bir iş alanı yok. Bu gerçeğin yöneticilerce görülmesi ve çözüm üretilmesi gerekiyor.

Z.G. (Lise mezunu, 19 yaşında serbest meslek, İpragaz mahallesi sakini)

İzmir Bergama'ya bağlı bazı köylere 2006, 2007 ve 2008 yılında Domates kurutma işinde çalışmaya gittim. Şirketler ihracat işi yapıyordu. 130 dolayında işçi Batman'dan gitmiştik. Kendisine 'çavuş' denilen bir girişimcinin rehberliğinde çalışmaya gidiyorduk. Bir otobüse 45 kişi binmesi gerekirken, biz 60-70 kişi biniyorduk. Kurduğumuz çadırlarda yaşam sürüyorduk. Toplu çalışmamıza rağmen yemekhane gibi hizmetler asla olmadı. Herkes yemeğini kendisi hazırlıyordu. Sosyal güvencemiz, sigortamız yoktu. 2008 yılında en ağır işlerde çalışanlara 20-25 TL ödeniyordu. Orada Mısır işinde de çalıştık. Ayrımcılık söz konusuydu. Biz Batman'dan ve bölgemizdeki illerden çalışmaya gidenler ayrımcı muamelelerle karşılaşıyorduk. Çalıştığımız bazı köylerde verdiğimiz selamı bile almıyorlardı. Sigortalı olmadığımız için rahatsızlandığımızda hiçbir giderimiz karşılanmıyordu. Burada düşük ücretle çalışsak bile, oraya tercih ederiz. Ancak iş bulamadığımızdan mecburen gidiyoruz."

Abdulselam Gök (Evli 4 çocuk babası. 46 yaşında serbest meslek. Şafak mahallesi sakini)

"Yıllar önce Adana'ya bağlı Abdioğlu köyüne pamuk toplamaya gitmiştim. O zamanlar üstü açık iki araçla Adana'ya gitmiştik. Aracın çadırını üstümüze örtmüştük. 120 kişi iki kamyonla, buradan Adana'ya kadar eşyalarımızın üzerine oturup gitmiştik. Sigortasız ve sosyal güvencesiz olarak pamuk tarlalarında çalıştık. Kurduğumuz naylon çadırlar altında 2 ayı aşkın süre kaldık. Sosyal ortamımız çok berbattı. Yıkanacağımız bir banyodan yoksunduk. Banyomuzu tenekelere doldurduğumuz suyu ısıtarak, otlardan ördüğümüz ve çevrelediğimiz gölgeliklerde yapıyorduk. Pamuk işçileri, WC ihtiyaçlarını pamuk tarlalarında gideriyordu. Bize verilen ücretin pazarlığını bile yapmadan gitmiştik. Sivrisinekler yüzünden hepimiz Sıtma nöbetleri geçiriyorduk. Orada çalışıp da sıtmaya yakalanmayanı duymadım. Gece sivrisinekler yüzünden lamba yakamıyorduk. Çünkü sivrisinekler lamba ışığına geliyordu. Gübre yakıp dumanlama yaparak sivrisineklerden korunmaya çalışıyorduk. Günde 12 saat çalışıyorduk. Sabah saat 5'ten itibaren namazımızı kılıp çalışmaya koyuluyorduk. Akşam karanlığında işten dönen kadınlar daha yeni çalı çırpı yakarak yemek yapıyor, çocuklarına yemek hazırlıyordu. Öyle anneler hatırlıyorum ki küçük bebeklerine saatlerce bakamıyordu. İşçi ve memurların dışındaki bu emekçi kitlenin de sorunlarının olduğunu söyleyen yok. Batman'dan halen her yıl çok sayıda insanımız yine çalışmaya gidiyor. Çoluk çocuğumuzla gittiğimiz Adana'da perişan oluyorduk. Bugün bile insanlarımız aynı şartlarda çalışıyorlar. Maalesef hiç kimse bu emekçilerin sıkıntılarını görmüyor. Emekçilerimizin burada çalışıp, Batman ekonomisine katkı yapması gerekiyor. Bunun için ne gerekiyorsa yapılmalıdır."

BASINDA MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİ

Fındık işçilerinin aracı kaza yaptı: 24 ölü

http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/416553.asp

Sivas'ın Kangal ilçesinde fındık işçilerini taşıyan minibüs ile meyve yüklü kamyonun çarpışması sonucu meydana gelen kazada 24 kişi yaşamını yitirdi.

SİVAS - Malatya-Sivas karayolunun 38. kilometresi Alacahan beldesi Abdalboğan mevkinde, Tokat'tan Diyarbakır'a meyve götüren Mehmet İspir yönetimindeki 21 AV 266 plakalı kamyon ile karşı yönden gelen fındık işçilerini taşıyan 02 J 6029 plakalı minibüs dün gece çarpıştı. Araçların hurdaya döndüğü kazada, iki araçta da kurtulan olmadı. 24 kişinin öldüğü kazada bazı cesetlerin parçalandığı, kimlik tespiti çalışmalarının güçlükle yapıldığı bildirildi.

Fındık işçileri kaza geçirdi: 22 yaralı

SABAH GAZETESİ 12.08.2007

Kırıkkale-Kayseri karayolunun Hasandede beldesi yakınlarında meydana gelen trafik kazasında, 22 kişi yaralandı. Yaralananların Diyarbakır'dan Adapazarı'na fındık toplamak için giden fındık işçileri olduğu öğrenildi. Fındık işçilerini götürmek üzere yola çıkan Ramazan Toka'nın kullandığı minibüs, önceki gece saat 03.30 sıralarında Kırıkkale'nin Hasandede beldesi Hasandede rampasından aşağıya inerken devrildi. Kazanın, sürücünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu meydana geldiği iddia edilirken, yaralılardan Azime İzci, "Şoför uyukluyordu, 'duralım, gitmeyelim' dedik, ama bizi dinlemedi'' dedi.

Kaçak göçmen değil, fındık işçileri!

http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/455602.asp

Yalova'da durdurulan bir kamyonun kasasından tam 42 kişi çıktı. Kaçak göçmen sanılan kişiler hakkında işlem yapılacakken fındık işçisi oldukları belirlendi. İşveren "daha ucuz" diye, işçileri havasız ve tıkabasa yolculuğa ikna etmiş.

YALOVA - Güneydoğu'dan fındık toplamak için yola çıkan 42 kişi, mutlak bir kazadan son anda kurtuldular. Trafik denetimi yapan jandarma ekiplerinin, Yalova-Bursa karayolu üzerinde şüphelenerek durdurduğu bir kamyonun kasasından tam 42 kişi ortaya çıktı. Önce kaçak göçmen oldukları sanılan 42 kişinin, fındık işçisi oldukları, Şırnak'tan İzmir'e geldikleri, buradan Karadeniz'e fındık toplamaya götürüldükleri belirlendi.

42 kişinin, Şırnak'tan iş için İzmir'e geldikleri, pamuk ve fındık toplamak üzere bir taşeronla anlaştıkları, yol masrafını azaltmak için de Karadeniz'e bir kamyonun kasasında gitmeye razı oldukları anlaşıldı.

İşçilerin, "Firma yetkilileri, 'Sizi oraya otobüsle gönderirsek maliyet kişi başı 100 YTL olur. Onun için Karadeniz'e kamyon kasasında gideceksiniz' deyince, işe ihtiyacımız olduğu için biz de kabul etmek zorunda kaldık" dediği öğrenildi.

Jandarma ekipleri, ismi açıklanmayan kamyon şoförü hakkında yasal işlem başlattı. İşçiler de, yolculuğu otobüsle sürdürmeleri için Yalova Şehirlerarası Otobüs Terminali'ne bırakıldılar.

Fındık işçileri ötekileştiriliyorlar

http://www.ordukentgazetesi.com/news_detail.php?id=2981

Ordu iline Doğu ve Güneydoğudan gelecek olan fındık işçileri için valilik tarafından işçi temsilcilerinin önceden gelerek getirecekleri işçilerin açık kimliklerini ve nerede çalışacaklarını İl Tarım Müdürlüğü ve Ziraat Odası Başkanlığına bildirerek buralardan alacakları çalışma belgelerine istinaden işçi getirebilecek olma kararı alınmasına ÖDP Ordu İl Başkanı Vedat Şensoy'dan tepki geldi.

Şensoy, alınan kararı Ordu Valiliğince alınan bu karar fındık toplamak üzere Ordu"ya gelecek olan tarım işçilerinin Ordu Valiliği ve ilgili kurumlardan Ordu iline giriş vizesi almak zorunluluğu demektir. Bu uygulama, Doğu ve Güneydoğudan gelen yurttaşlarımıza yapılan ikinci sınıf insan muamelesidir şeklinde yorumladı.

HEYETİN YAPTIĞI TESPİTLER

1- Heyetçe yapılan araştırmalarda her yıl Mardin, Siirt, Batman, Diyarbakır başta olmak üzere neredeyse bütün bölge illerinden Batı Karadeniz kıyılarına fındık toplamaya giden ailelerin varlığı tespit edilmiştir. Bir telefon görüşmesi ile toplanması gereken fındık olup olmadığı sorulduktan sonra kalacakları yer ve koşullar henüz belirsizken çoluk çocuk, genç yaşlı demeden yataklarla birlikte çalışılacak yerlere gidildiği gözlenmiştir.

2- Gidilen yerlerde işin erken bitmesi veya işle ilgili herhangi bir sıkıntı yaşanması durumunda çalışanların yönünü Konya, Manisa, Malatya, Bursa, Adana, Antalya, İzmir Bergama, Polatlı yönlerine çevirdikleri anlaşılmıştır. Buralarda ise pamuk, soğan, çapalama, domates kurutma, şeftali, armut ve kaysı toplama gibi çeşitli tarım işlerinde mevsimlik olarak çalıştıkları anlaşılmaktadır.

3- Ücret politikası yaşa göre belirlenmekte ve 13-17 yaş arası çocuklara günlük 18-20 TL, bu yaşların üstünde olan işçilere ise günlük 20-25 TL ortalama ücret verilmektedir. Bütün giderler düşüldüğünde sezon sonu ortalama kişi başı 500 TL ile memlekete geri dönüş yapılmaktadır. Elde edilen bu kazançla bir sonraki mevsime kadar geçim sağlanmaya çalışılmaktadır. Öğrencilerin yıl içinde almış olduğu şartlı nakil paraları dışında ailelerin çoğunun başka gelirleri olmadığı anlaşılmaktadır.

4- Çavuş veya dayıbaşı diye tabir edilen kişiler toprak sahiplerinden aldıkları avansı çoğu zaman çalışma başlamadan önce işçilere avans olarak dağıtmaktadırlar. Aldıkları avansları iş mevsimindeki yiyecek ve ihtiyaçları ile ulaşım bedellerini karşılamak için kullanan işçiler istemeden olsa bu hiyerarşik ilişkinin bir parçası haline gelerek ücret konusunda pazarlık imkânlarını kaybetmekte ve bu kişilere bağımlı hale gelmektedirler.

5-Yolculuk koşulları insani bütün değerlerden uzak olarak gerçekleşmektedir. Çalışma ücretlerinin düşüklüğünden dolayı kış için para biriktirebilme kaygısı yolculuklarını güçleştirmektedir. Bu sebeple otobüs yolculuğu yerine kimi zaman kiralanan bir minibüse iki katı yolcu ile binilmekte, kimi zaman ise bir kamyon kasasında elliye yakın şahısla yola çıkılmaktadır. Bu nedenle mevsimlik işçilerin geçirmiş oldukları trafik kazaları sık sık basına konu olmakta ve bilinmektedir.

6- Heyetçe görüşülen kişilerin verdikleri bilgilere göre aileler çalışma süresi boyunca, kulübe, baraka, çadır ve inşaatlarda yatıp kalkmaktadırlar. Yemekler işveren tarafından karşılanmadığından günlük çalışma saatlerinin 07.00/19:00 arası olduğu dikkate alındığında beslenme açısından ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır.

7- Barınma yerleri sağlıklı koşullardan uzak olup, işçiler ciddi bir şekilde su sıkıntısı yaşamaktadırlar. Su bulunmayışı sebebiyle banyo, bulaşık, çamaşır yıkama gibi temel ihtiyaçların karşılanması güçleşmektedir. Yine heyetçe görüştüğümüz bir kız öğrencinin anlatımlarına göre bulunan suyun da sarı ve kirli akması sebebiyle vücudunda çeşitli lekeler ve cilt hastalıkları belirdiği anlaşılmıştır.

7- Görüşme yaptığımız öğrencilerin öğretmenleri ile yapılan sözlü mülakatlarda, öğrencilerin mayıs-haziran aylarında kentten ayrılıp eylül-ekim aylarında dönüş yaptıkları bildirilmiştir. Mevsimlik tarım işçisi çoğu öğrencinin yaklaşık 3-4 ay eğitiminden uzak kaldığı bildirilmektedir. Ayrıca yapılan görüşmelerde öğretmenlerin çoğunun anlatımlarına göre mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan öğrencilerle çalışmayan öğrenciler arasında çok ciddi bilgi ve algılama farkının olduğu bildirilmiştir.

8- Yine işçi öğrencilerle yapılan görüşmelerde çoğunun fındık toplamaya gittikleri arkadaşlarına söylemede utandıkları ve bu açıdan psikolojik sıkıntı yaşadıkları gözlenmiştir. Yaşça ve bedensel olarak küçük olmaları sebebiyle çalışmakta zorlandıkları ancak çalışmalarının da yaşamsal bir zorunluluk olduğunun bilincinde oldukları öğrenciler tarafından çeşitli anlatımlarla aktarılmıştır.

9- Çalışma yasağı kapsamında olan yaşı küçük çocuklar, çocuk hakları sözleşmesi ve iç mevzuat hükümlerine aykırı olarak çalıştırılmaktadırlar. Ayrıca yasal mesai şartlarına uyulamadığı, mesaiyi aşan kısımların ise fazla çalışma kapsamında değerlendirilmediği anlaşılmıştır.

9- Sosyal güvenlik reformu ile birlikte tarım işçilerine getirilen bir takım güvencelerin yetersiz ve yük getiren bir tarzda olduğu, işçilerin çoğunun sosyal güvenceden yoksun ve haklarından habersiz olduğu gözlenmiştir. İş imkânlarının mevsimsel verimliliğe göre değiştiği bir ortamda iş bulma ve para biriktirebilme kaygısı, her türlü sosyal güvenlik taleplerinin kenara itilmesine sebep olmaktadır.

10- İşçilerin özellikle Karadeniz bölgesinde gittikleri yerlerde barınma ve dolaşma sınırlandırılmaları ile karşılaştıkları, polis ve jandarma tarafından çok sıkı bir şekilde takip edilerek kayıt altına alınma ve baskı hissettikleri anlaşılmaktadır.

11- İşçilerin etnik kökenlerinden dolayı birçok ayırımcılık muamelesiyle karşılaştıkları aktarılmaktadır. Ufak adli bir olayda veya bölgeden gelen bir çatışma haberi sonrasında kendilerine olan tepkilerin kitlesel boyuta çekilerek, zaman zaman toplu linç girişimlerine sebep olunduğu raporda anlatımlarının geçmesini istemeyen birçok işçi tarafından söylenmektedir.

SONUÇ VE ÖNERİLER

1- Mevsimlik tarım işçilerinin çoğunun köyleri zorla boşaltılan ve köyleri yakılan insanlar olduğu düşünüldüğünde, köylerine ve topraklarına kavuşma imkânının derhal sağlanması gerekmektedir. Bu göçler neticesinde bölgede birçok kentin doğal yapısı bozulmuş, yoksulluk artmış ve suç oranında büyük bir artış olmuştur. Aynı zamanda binlerce dönüm arazi yıllarca işlenemeyerek ülke ekonomisi büyük kayıplar yaşamıştır. Dönemsel olarak yasalar çıkarılsa da bu yasalar, maddi zararların giderilmesi durumunda bütün yaraların sarılacağı fikrinden hareketle hazırlanmıştır. Pratikte ise köylerine dönmek isteyen vatandaşların karşılaştıkları korucu zulmü ve topraklarına ait mülkiyet hakkı ihlalleri göz önüne alındığında bu girişimlerin sonuçsuz kaldığı görülmektedir.

2- Hükümetler tarafından destekleme primi olarak yapılan yardımlar sadece arazi sahiplerini kapsamakta ve arazileri ekip biçmek için bölgede kiralama yoluna giden topraksız vatandaşlara ek bir katkı sunmamaktadır. Hal böyle iken zarar etmek istemeyen vatandaşlar tercihini daha çok mevsimlik işçilikten yana koymaktadırlar. Bu nedenle destekleme primi açısından ilgili mercilerin toprağı ekip biçen şahısların gerçek durumunu araştırıp buna göre prim ödemelerini sağlayan ve prim yardımlarının ortaklaştırılmasını temin eden bir düzenlemeye gitmesi zorunludur. Böylece topraksız ve az topraklı aileler için kendi kentlerinde çalışma imkânlarının önü açılacaktır.

3- Tütün alımlarındaki kotalar nedeniyle bölgede tütün eken bütün çiftçiler zarar etmektedirler. Ayrıca pamuk fiyatlarındaki düşüş yine bu alanda ekim yapan çiftçileri caydırmakta ve mevsimlik işçiliğe zorlamaktadır. Bu alanda kota uygulamaları ile fiyat politikası tekrar gözden geçirilmeli ve bölgeye ilişkin ek tedbirlere ve pozitif ayırımcılık sağlayacak düzenlemelere başvurulmalıdır.

4- Her halde mevsimlik işçi olarak çalışmak isteyen vatandaşların, ulaşım koşulları sıkı denetimlere tabi olmalıdır. İnsani koşullardan uzak ve tehlikeli bir şekilde yolculuk yaptırılan işçilerin bu durumları karşısında işverene de sorumluluklar yükleyen düzenlemelere gidilmelidir.

5- İşçilerin iaşe ve barınma koşulları çalışma kurallarına ve mevzuata uygun hale getirilmelidir. Bu konuda mevzuatın kendisine yüklediği görevleri yerine getirmeyen işverenlere gerekli idari yaptırımlar uygulanmalı ve sıkı denetimler yapılmalıdır. Bu konuda varsa yasal boşluklar giderilmeli ve ek düzenlemeler yapılmalıdır. Ayrıca mevsimsel çalışmalarında barınmaları için bir takım sosyal tesisler yapılmalıdır. Su sıkıntısı yaşanan bölgelerde gerekli tedbirler alınarak işçilerin temizlik ve insani ihtiyaçlarının eksikliğine son verilmelidir.

6- Çalışma saatleri uluslar arası sözleşmelere ve iç mevzuata uygun hale getirilmeli ve fazla çalışma karşılığı ücretin de ayrıca tahsili için gerekli denetimler yapılmalıdır. Bu konuda işverenler ve işçiler bilinçlendirilmeli ve gerekli tedbirler alınmalıdır. Özellikle götürü usulü işlerde insan bedenini zorlayan ve saat kavramı tanımayan çalışma sistemi tekrar gözden geçirilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.

7- Bölgede çocuk maaşı olarak adlandırılıp öğrencilere verilen şartlı nakil transferi ücretleri mutlaka arttırılmalı ve çocukların çalıştırılmaması için gerekli ek tedbirlere başvurulmalıdır. Ayrıca ücretlerin ödeme şeklindeki gayriinsanî uygulamaya son verilerek, parayı çekmek için tek yetkili olan annelere banka kartı verilmelidir. Henüz okullar kapanmadan çalışmaya giden ailelerin çocuklarının YİBO'larda barınıp eğitimini devam ettirecek koşullar sağlanarak çocukların bedenlerine ağır gelen bu zorlu işlerde çalıştırılmaması sağlanmalıdır. Çalışma sahasına aileleri ile giden öğrencilerin ise okul kayıtları kolaylaştırılmalı ve öğrenciler için işveren tarafından servis sağlanmalıdır.

8- Mevsimlik tarım işçilerinin hepsi kayıt dışıdır. Kayıtlı oldukları tek yer çalışırken başlarında duran çavuş veya dayıbaşının defteridir. Mevsimlik tarım işçileri sosyal güvenceye kavuşturulmalı ve mevzuatta kendilerine yönelik düzenlemeler açısından kolaylıklar ve ek güvenceler sağlanmalıdır.. Bu konuda STK'lar ve özellikle sendikalar mevsim dışı zamanlarda işçilerle bir araya gelmeli ve gerekli çalışmaların yürütülmesi için mesai harcamalıdır. Ayrıca mevsimlik işçilerin örgütlenmelerinin önünü açacak gerekli yardımlar bütün STK'lar ve sendikalarca yürütülmelidir.

9- Kimlik toplama, aşırı takibe alma ve belirli bölgelerde kalmaya zorlama uygulamalarından vazgeçilmelidir. Olası çatışma ve linç girişimlerine karşı insani tedbirler alınarak uluslarası sözleşmeler ve anayasada yasaklanan ayırımcılığa dair bütün unsurlar temizlenmelidir.

10- MAZLUMDER olarak, mevsimlik tarım işçilerinin haklar ve onur bakımından eşit sayılarak, özgürlük ve güvenlik hakkı, eğitim hakkı, sosyal güvenlik hakları, sağlıklı besleyici ve yeterli yiyeceğe sahip olma hakkı, elektrik, temiz su, iletişim ve sosyal hizmetlerden kaynaklanan diğer bütün haklarının ayırımcılık yapılmaksızın teminini talep ediyor, bütün sorumluluk makamlarını göreve çağırıyoruz.