Basın Açıklamaları

Basına ve Kamuoyuna (Newroz Olayları)

Basına ve Kamuoyuna (Newroz Olayları)

Son Newroz olayları, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun yasakçı zihniyetten uzak, düşünce özgürlüğü ve insan hakları temelinde çözüme kavuşması için diyalog ve uzlaşıya ne kadar ihtiyaç duyulduğunu göstermiştir. 90’lı yıllarda denenip sorunu daha da derinleştirmekten başka hiçbir işe yaramayan, sorunun çözümünü güvenlik ve asayiş politikalarına havale eden anlayışın tekrar uygulamaya konulmasının iflas ettiği, Newroz olayları ile birlikte ortaya çıkmıştır. 

Provokasyon istihbaratı gerekçesiyle önceki yılların aksine 21 Mart dışındaki günlerde kutlanmasına izin verilmeyen Newroz kutlamaları, bayramların genelgelerle yasaklanamayacağını ortaya koymuştur. Provokasyon bahanesi ile getirilen kutlama yasağı; bize bu yasaktan daha büyük bir provokasyonun olmadığını göstermiştir. Provokasyon ihtimali yasaklamalar için kesinlikle bir gerekçe olamaz. Devletin görevi provokasyon tehlikesi ile böyle önemli bayramları yasaklamak değil; bayramın huzur içerisinde kutlanması için gerekli güvenlik ve asayiş tedbirlerini almaktır. Yasaklar, baskılar ve şiddet yolu ile hiçbir güvenlikli ortamın sağlanması mümkün değildir. Nitekim izin verilmeyen Newroz kutlamalarında On binlerce insanın meydanlara akması engellenememiş ve aynı zamanda izin verilen kutlamalarda da herhangi bir olayın yaşanmaması da provakasyon gerekçesinin geçerli bir neden olmadığını göstermiştir. Polis ile kitleyi karşı karşıya getirmek, ister istemez beraberinde çatışmayı, ölümleri, yaralanmaları ve kitlesel tutuklamaları getirmiştir. Biz MAZLUMDER olarak hangi taraftan gelirse gelsin şiddetin her türlüsüne karşı olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz. 

Hükümetin, mevcut tablodan gerekli mesajları çıkararak, yasaklar ve asayiş politikalarıyla bir yere varılamayacağını anlaması gerekiyor. Yasaklarda ısrar etmenin, gerilimi arttırmaktan ve toplumda yeni yaralar açmaktan başka bir sonuç doğurmayacağı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yasakçı zihniyetin sonucu olarak Ahmet Türk’ün polis şiddetine maruz kalması, BDP’li bir yöneticinin ve bir polis memurunun hayatını kaybetmesi ve onlarca yaralı ve tutuklamanın olması Kürt ve Türk toplumu arasında duygusal kopuşu hızlandırmaktadır.

Biz de MAZLUMDER olarak yetkililere sesleniyoruz gözleriniz görmüyor mu? Kulaklarınız sağır mı? 


MAZLUMDER Hakkari Şubesi