Kuzey Afrika’da ilk olarak Tunus’ta yasemin devrimi ile başlayan ardından da Mısır, Libya, Yemen ve Suriye’de etkili bir şekilde olmak üzere tüm coğrafyayı sararak süren başkaldırılar, sömürgecilerin beslemesi diktatörlere karşı gelişmiş olması ve temel hak ve özgürlükler temelinde talepler ile ortaya çıkması nedeniylebaşta heyecan ve merak uyandırmıştı.
Her şeyden önce belirtmeliyiz ki bu halkların temel hak ve özgürlük taleplerinde ve azılı diktatörlerine karşı mücadelelerinde “gerçek” manada bir başarıya ulaşmaları biz insan hakları savunucularının en büyük arzu ve özlem İdir.
Ancak; yaşanan bu sürecin öncesi ve sonuçları birlikte okunduğunda, maalesef yıllardır zenginlikleri ve özgürlükleri mevcut ve giden diktatörler tarafından sömürgeci emperyalistlere ipotek edilen mazlum halkların meşru taleplerinin, bu sefer de yeni sömürü ve istikrasızlık planlarına alet edildiğini görmekteyiz.
Son olarak Suriye’de hız kazanan ayaklanma ve çatışmalar, elim bir tablo çizmektedir. Bir taraftan yönetimi bırakmamakta direnen ve bu uğurda vahşice cinayetlere imza atan Esad yönetimi bir silahlı güçler arasında yaşanan çatışmalarda, can kayıpları ve yaşam hakkı ihlalleri dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır.
Nitekim en son olarak mevlit kandili gecesi, evlerin ve camilerin Esad Güçlerince bombalanarak yüzlerce sivil insanın ölmesi ve yaralanmasına sebep olunmuştur. Bu insanlık dışı olayı en üst perdeden kınadığımızı beyan etmek isteriz. Uluslararası kamuoyunu ve uluslararası kurumları, sömürgeci ve emperyalist zihin arka planıyla bu trajedilere yaklaşmayı bırakarak insan hakları ve özgürlükleri bağlamında meseleyi irdelemeye ve acil bir şekilde insani yardım amacıyla bu meseleye eğilmeye davet ediyoruz.
Türkiye’nin temel hak ve özgürlük talepleri anlamında Suriye halkının taleplerin desteklediğini beyan eden açıklamalarının maalesef hem ülke içinde hem de Suriye muhalefetine yönelik uygulamaları nedeniyle büyük çelişkiler arz ettiği açıktır.
Nitekim kendi ülkesinde bir halkın temel hak ve özgürlükleri ile ülkesindeki Müslüman kesimin dini vecibesi olan başörtüsü konusunda halen yasakçı olan ülkemizin, yine Suriye halkı arasında da ayırım yaparak muhalefetinin en mağduru ve mazlumu durumundaki Kürtlerin taleplerini yok sayması hatta elinden geldikçe bastırmaya çalışması temel bir çelişki olarak orta yerde durmaktadır. Bu nedenle de bu yöndeki siyasi ve resmi beyanatları ciddi ve samimi buladığımızı beyan etmek isteriz.
Bu nedenle MAZLUMDER olarak; öncelikle tüm mazlumların meşru ve haklı mücadelelerinin yanında olduğumuzu tüm zalimlerin zulmünün de karşısında yer alacağımızı bir kez daha beyanla, Tüm mazlum halkların ve gurupların bir an önce adalete ve özgürlüğe ulaşmalarını temenni eder, Esad ve benzeri diktatörlerin halklarının hak ve özgürlük talepleri karşısında katliamla cevap veren tüm uygulamalarını kınadığımızı bir kez daha deklere etmek isteriz.
MAZLUMDER Diyarbakır Şube Sekreteri
Av. Nurettin BOZKURT