Basına ve Kamuoyuna;Bundan 66 yıl önce İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda 6 Ağustos 1945 sabah 8.15'te, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya'nın Hiroşima şehrine tarihinin en acı gününü yaşattı. "Küçük oğlan" adı verilen atom bombası ile yerle bir edilen Hiroşima nüfusu neredeyse yarı yarıya yok oldu. 140 bin kişi hayatını kaybederken, sağ kalanlarda ise çok ciddi yanık ve deformasyonlar, kanser vakaları görüldü. Sadece insanlar değil, bitki örtüsü ve hayvanlar da tahrip oldu. Radyasyonun yok edici etkisi nesilden nesile genetik bozukluklarla, sakat doğan bebeklerle, doğanın tahribatıyla bugün bile devam etmektedir.
Hiroşima dehşetinin üzerinde henüz 3 gün geçmişti ki katliamda sınır tanımayan Amerikan güçleri başka bir Japon şehri olan Nagasaki'yi 9 Ağustos günü "şişman adam" dedikleri atom bombasıyla vurdular ve şehir yarı yarıya yok edildi.
Amerika için utanç tablosu olan bu saldırılar sırasında Japonlara maksimum sayıda kayıp verdirebilmek için halkın en fazla sokakta olduğu zamanlar tercih edilmişti. Yaşanan trajedinin boyutları bugüne varan etkileri ile düşünüldüğünde toplu imha silahlarının ve nükleer gücün yok edici etkilerini gözler önüne sermektedir. Nükleer gücün güvenli ve temiz olduğuna dair tezler özellikle de en son Fukuşima santralindeki radyasyon sızıntıları sonrası değişmektedir. Savaşta dahi bir ahlak standardı olması, ülkelerin eşit bir şekilde sivil-asker, çocuk-yetişkin ayrımı yapmayan kitle imha silahlarından arındırılması gerekmektedir. Silahsızlanma için ulusların eşit katılımıyla ve çifte standarttan uzak politikalar izlenmeli.
Her fırsatta kendinden olmayanlara insanlık ve demokrasi dersi vermeye soyunan ABD, yücelttiği bütün değer yargılarını yeri geldiğinde ve gücü yettiğinde görmezden gelebilmektedir. Demokrasi ve barış götürmek için işgal ettiği topraklarda yıllardır kan döken ABD askerleri eski alışkanlıklarını sürdürerek sivil-asker ayırt etmeden masum insanları öldürüyor. İsrail'in hukuk tanımazlığına, zorbalığına Birleşmiş Milletler dâhilinde bile arka çıkarak alenen çifte standart uyguluyor. Ya benimlesin ya da benim karşımda diyerek eşkıyalığa özeniyor. Zamanın Amerikan başkanı Truman "atom bombasının insanlığı kurtarma yönünde büyük bir zafer" olduğunu söylemiş fakat aradan geçen 66 yıla ve elde ettikleri askeri güce rağmen insanlık barış adına Amerika ile bir gelişme kat etmemiştir. Terörü en büyük tehdit ilan eden Amerika 66 yıl önce yeryüzünün gördüğü en büyük terör eylemini kendisi sergilemiş, siyasi çıkarları için kasıtlı olarak sivilleri hedef seçmiştir.
Biz MAZLUMDER olarak 66 yıl öncesinin bu katliamının sorumlularından insanlığa karşı suç işlemekten dolayı davacıyız. Utanıyoruz ve insanlığı kirleten bu katil ve barbar zihniyetin yargılanmasını, benzer tabloların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınmasını istiyoruz.
Hiroşima dehşetinin üzerinde henüz 3 gün geçmişti ki katliamda sınır tanımayan Amerikan güçleri başka bir Japon şehri olan Nagasaki'yi 9 Ağustos günü "şişman adam" dedikleri atom bombasıyla vurdular ve şehir yarı yarıya yok edildi.
Amerika için utanç tablosu olan bu saldırılar sırasında Japonlara maksimum sayıda kayıp verdirebilmek için halkın en fazla sokakta olduğu zamanlar tercih edilmişti. Yaşanan trajedinin boyutları bugüne varan etkileri ile düşünüldüğünde toplu imha silahlarının ve nükleer gücün yok edici etkilerini gözler önüne sermektedir. Nükleer gücün güvenli ve temiz olduğuna dair tezler özellikle de en son Fukuşima santralindeki radyasyon sızıntıları sonrası değişmektedir. Savaşta dahi bir ahlak standardı olması, ülkelerin eşit bir şekilde sivil-asker, çocuk-yetişkin ayrımı yapmayan kitle imha silahlarından arındırılması gerekmektedir. Silahsızlanma için ulusların eşit katılımıyla ve çifte standarttan uzak politikalar izlenmeli.
Her fırsatta kendinden olmayanlara insanlık ve demokrasi dersi vermeye soyunan ABD, yücelttiği bütün değer yargılarını yeri geldiğinde ve gücü yettiğinde görmezden gelebilmektedir. Demokrasi ve barış götürmek için işgal ettiği topraklarda yıllardır kan döken ABD askerleri eski alışkanlıklarını sürdürerek sivil-asker ayırt etmeden masum insanları öldürüyor. İsrail'in hukuk tanımazlığına, zorbalığına Birleşmiş Milletler dâhilinde bile arka çıkarak alenen çifte standart uyguluyor. Ya benimlesin ya da benim karşımda diyerek eşkıyalığa özeniyor. Zamanın Amerikan başkanı Truman "atom bombasının insanlığı kurtarma yönünde büyük bir zafer" olduğunu söylemiş fakat aradan geçen 66 yıla ve elde ettikleri askeri güce rağmen insanlık barış adına Amerika ile bir gelişme kat etmemiştir. Terörü en büyük tehdit ilan eden Amerika 66 yıl önce yeryüzünün gördüğü en büyük terör eylemini kendisi sergilemiş, siyasi çıkarları için kasıtlı olarak sivilleri hedef seçmiştir.
Biz MAZLUMDER olarak 66 yıl öncesinin bu katliamının sorumlularından insanlığa karşı suç işlemekten dolayı davacıyız. Utanıyoruz ve insanlığı kirleten bu katil ve barbar zihniyetin yargılanmasını, benzer tabloların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınmasını istiyoruz.
Recep Karagöz
MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı
MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı