Basın Açıklamaları

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU’NUN 11.ŞUBAT.2012 TARİH VE 314 NOLU BASIN AÇIKLAMASI

Değerli katılımcılar.

Basın açıklamamıza hoş geldiniz.
Yeni anayasa çalışmalarının devam ettiği şu günlerde Türkiye’nin gündemine “dindar nesil yetiştirme” meselesi gelmiştir. Başbakan “dindar bir nesil yetiştireceğiz” derken, muhalefet buna itiraz ederek başbakanı dini istismar etmekle suçlamıştır. Bir diğer muhalefet partisi ise iktidarı Atatürkçülük’ten uzaklaşmakla itham etmektedir. Medya aydınlarının beyanları, siyasi parti sözcülerinin demeçleri sonucu ortaya çıkan manzara ise tam bir kargaşadır. Mesele sistem meselesidir ve bu tartışmalarla bitecek bir konu değildir.
 
Aslında devlet denilen müessese, sınırları içinde yaşayan insanların ortak ihtiyaçlarını karşılayan, insanlığa hizmet için iyilikleri teşvik ve kötülükleri men eden bir kurum olmalıdır. Tebâsı olan bütün insanların can, mal, akıl, nesil ve din emniyetlerini sağlamakla mükelleftir. Ancak Fransız ihtilâli sonunda dünyaya egemen olan Modern-Ulus Devlet sistemi insanların din ve inançlarından tutun da kılık – kıyafetlerine kadar her şeye müdahale eden bir yapıya dönüşmüştür. Öyle ki, çocukların nasıl bir eğitimden geçirilip, kimi sevip kimi sevmeyeceğine, nasıl giyineceklerine kadar müdahale edebilmektedir. Bu yetkiyi de anayasa ve yasaklardan aldığını iddia eden devlet, toplum hayatına yön veren en temel prensipleri halka hiç sormadan tepeden inme usullerle anayasalara koymuştur. Laiklik bunlardan en başta gelen ilkedir. Laiklik icabı bütün inançlar karşısında tarafsız olması gereken devlet, Diyanet İşleri Başkanlığı vasıtasıyla dini kontrol altında tutarak dine resmi yorum getirmekte, din öğretimini tekelinde tutmaktadır.  Okullarda verilen Din Kültürü dersinden de kimse memnun değildir. Toplumun bir kesimi bu derslerin varlığından rahatsızdır, bir kısmı da içeriğinden rahatsızdır. Bu sistem böyle devam ettiği sürece bu kavgaların sona ermesi mümkün değildir. Öyleyse ne yapılmalıdır?
 
Fransa’dan ithal lâiklik yeni anayasaya girmemelidir. Bugüne kadar hiçbir problemi çözmeyen, üstelik iç barışın bozulmasının en büyük sebebi olan laiklik uygulamasının Türkiye’de uygulama sicili bozuktur. Anayasa’da laikliğin olmasını isteyenlere de teklifimiz şudur: Madem halk iradesini esas alan Cumhuriyet sistemini benimsediğinizi iddia ediyorsunuz, o halde laikliği tanımını yaparak kabulü konusunda referandum yapmaya var mısınız?
 
İkinci olarak devlet mecburi temel eğitim sisteminden vazgeçerek eğitimden elini çekmelidir. Okullar tamamen özelleştirilmeli, isteyen veli çocuğunu dindar yetiştirsin, isteyen ateist yetiştirsin devlet bu konuya karışmamalıdır. Madem devlet laik olduğunu iddia ediyor, çocukların yetiştirilmesinde hiçbir din ve ideolojiden yana taraf olmayıp konuyu çocukların anne-babalarının inisiyatifine bırakmalıdır. Zaten bilgi ve iletişim çağı denilen zamanımızda okulların rolü bile tartışılmaktadır. Tevhid-i tedrisat kanunu önce askeri okullar tarafından delinmiştir. Resmi ideolojinin dayatılmadığı, okuma yazma ve insan hayatı için gerekli temel eğitimden sonra orta, lise ve üniversite eğitimi serbest rekabete açılmalıdır. Eğitim - öğretimde başarıyı artırmak için kız ve erkek liseleri ayrılmalıdır. Bugünkü sistemin iflasının ispatı dershanelerin varlığıdır. Okullarda tablet bilgisayar kullanımı önemlidir ancak o bilgisayar sistemi ile ne öğrettiğiniz daha önemlidir.
 
Son günlerde dikkat çeken bir başka konu da 18 yaşından küçük gençlerin evliliklerine müdahale edilmesidir. Küçük yaşlarda çocuklarını evlendiren anne – babalara hapis cezası tehdidi ile düğünleri polis ve jandarmanın bastığı haberlerini basından öğrenmekteyiz. Buna göre yaşı küçük olan gelin ailesinden alınarak Çocuk Esirgeme Kurumu’na teslim edilebilecekmiş. Küçük yaştan kasıt nedir? 18 yaş sınırlamasının ilmi bir değeri var mıdır? Mesela; Ceza Hukuku açısından bir cinayeti 18 yaşına bir ay kala işlemekle, bir ay sonra işlemenin ceza alma yönünden farklı muameleye tabi tutulmasının sebebi nedir? Gençler 18 yaşında mı buluğ çağına ulaşır? Zinanın suç olmaktan çıktığı bir ülkede hala dini nikâh niye suçtur? Şimdi 18 yaşından küçük evlilikler de mi suç olacaktır? Aileyi korumak anayasa ile kâğıt üzerinde güvence altına alınmışken nikâhsız birliktelikler, flörtler mi teşvik edilmektedir? Yetkililerden bu soruların cevabını bekliyoruz.
 
Bütün insanların akıl, nesil, can, mal ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisiyle katılımlarınız için teşekkür ederiz.
 
 
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Adına

İsmail AYDAR
VAHDET VAKFI