Basın Açıklamaları

ADALETE DAYANMAYAN KUVVET ZALİMDİR!...

MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkanı Abdurrahim AY,13 Ocak'ta 16 ilde eşzamanlı...

Ülke genelinde ve bölge özelinde kaygı verici boyutlara ulaşan gözaltı ve baskın furyasına, dün 16 ilde eş zamanlı olarak İnsan hakları derneklerine, sendikalara ve özellikle bir siyasi partinin teşkilatlarının ve hatta vekillerinin evlerine kadar uzanan 100'ü aşkın baskın ile yenileri eklenmiştir. Hukukta sınır tanımazlık halkın seçtiği vekillerin evlerini arayacak boyutlara ulaşmıştır. Başbakan'ın her açıklamasında hedef göstermesinden sonra gerçekleşen tutuklamalar,muhalif kesimleri simdirmek için hükümet ve yargı tarafından bir silah olarak kullanılmaktadır.

Olağan üstü hal ve sıkıyönetim dönemlerini anımsatan bir atmosferi yaşadığımız bu günlerde, sağduyulu seslerin artık duyulmadığının, insan hakları söyleminin siyasi hesaplaşmaların, medya dezenformasyonun gölgesinde kaldığının farkındalığı ve üzüntüsü içindeyiz. Ancak her koşulda ve her şartta adaleti haykırmak insan hakları örgütlerinin temel görevidir.

Unutulmamalıdır ki devletin birincil ve temel görevi; vatandaşlarının sosyal, siyasal ve ekonomik refahını sağlamak, hak ve özgürlük taleplerini karşılamaktır. Devlet, vatandaşlarının sosyal, siyasal ve ekonomik refahını sağlayıp, hak ve özgürlük taleplerini karşıladıktan sonra ve buna rağmen ortaya çıkan suç ve suçluluk hali ile adalet ve hukuk çerçevesinde elbette ki mücadele edecektir. Bu da devletin ikincil temel görevlerindendir.

Ancak, tarihinde; bir halka yönelik katliamların, inkàrın, asimilasyonun, sürgünün, işkencelerin, köy yakmalarının, binlerce infazın yaşandığı kendi resmi kayıtları ile belgelenen ve bu suçların en yüksek mevkilerdeki kendi devlet görevlileri tarafından kabullenildiği, sınırları içinde kazma vurulan her yerden masum insanların kemiklerinin fışkırdığı, milyonlarca insanının konuştuğu bir dilin hala pervasızca ve onur kırıcı ifadelerle tanımlandığı, milyonlarca insanının kültür ve dilinin reddedildiği bir ülkede, tüm bu trajedi ile hesaplaşılmadan bu yüzden talepkar olanlara karşı atılan her adım, izlenen her politika ve girişilecek her türlü mücadele en baştan nakıs ve kadük kalacak, vicdanları asla tatmin etmeye yetmeyecektir. Bu durum, her şeyden önce sünetullaha, ilahi adalete, evrensel hukuka, hakkaniyete, tarihsel gerçekliğe ve insan onuruna aykırı olacaktır.

Bu durumu böyle ifade ederken elbette ki kimden gelirse gelsin her türlü şiddet eylemi ve yöntemini dışladığımızı da ifade etmek isteriz. Önemle belirtmeliyiz ki vatandaşın hiçbir hakkı için insan hayatının kutsallığı ve masumiyeti çiğnenemeyeceği gibi Devletin hiçbir "àli" menfaati için de insanların hakları ve onurları çiğnenemez.

Bu nedenle bu gün yaşanan sürecin, baskınların ve tutuklanmaların haklı sebeplerinin olup olmadığını değerlendirmeyi bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda maalesef güven kaybı yaşadığımız mahkemelere değil, tarihe bırakarak ifade etmek isteriz ki; Bir ülkede açlık, kıtlık, işsizlik varsa, o ülkede hırsızlığın cezası uygulanmaz. Adaleti ile tarihe geçen Hz. Ömer, kıtlık vakti hırsızlık cezasını yasaklamış, kendilerini aç bırakıp, hırsızlık yapmak zorunda bırakılan hizmetçilere değil, onları o hale düşürenlere ceza vermiştir. Biz adalettin ancak bu anlayışla tecelli edeceği inancındayız.

Tarihsel hataların kabul edilmediği, hatalarla yüzleşilmediği, insanların haklarının ve özgürlüğünün tanınmadığı, sosyal refah ve barışın tesis edilmediği, devletin şeffaf ve hesap verebilir hale gelmediği, adalet mekanizmasının bağımsızlığı ve tarafsızlığının tesis edilmediği, birey ve gurup çıkarlarının tüm toplumun çıkarları üzerinde tutulmaya devam ettiği, "Hakkın hatırı àlidir hiçbir hatıra feda edilmez" şiarıyla gerçek adaletin tecelli etmediği bir siyasal düzende vicdanların asla tatmin olmayacağı muhakkaktır.

Bu gün bu söylediklerimizi güç ve zaferin sarhoşluğu içinde anlamayanlar, günün birinde mutlak olarak, sorunları doğuran nedenleri ortadan kaldırmadan, neticeleriyle mücadele etmenin beyhude bir iştigal olduğunu anlayacaktır. Ancak yaşanan acılar ve kayıplarımız asla geri gelmeyecektir.

İnsan hakları örgütlerine, milletvekillerine, sendikalara ve seçilmiş kişilere yönelen ve kaygı ile izlediğimiz tutuklamalar, baskınlar karşısında bu açıklamamızı, Aristo'nun meşhur sözüyle ve Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifleriyle bitirmek isteriz.

Adalet ilkin devletten gelmelidir. Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir.(Aristo)
Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır. HZ. MUHAMMED(SAV)


MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkanı
Av. Abdurrahim AY