İstanbul, Sultançiftliği Mahallesinde, 02.12.2006 tarihinde, bir trafik kazası meydana gelmiş ve 10 yaşındaki Volkan Beyhan isimli çocuk vefat etmiş bir çocuk da yaralanmıştır. Birinci derecede asli kusurlu olduğu tespit edilen araç şoförü hakkında halen devam eden ve bugün duruşması yapılacak olan dava açılmıştır.
Ailenin beyanına göre, yapılan eksik soruşturma neticesinde olayda kusuru bulunmasına rağmen, kazayı yapan aracın bağlı olduğu şirket, 66. Mekanize Tugay Komutanlığı, İSKİ ve Büyükşehir Belediyesi yetkililerine karşı bir dava açılmamıştır. Yapılan suç duyurusu ve itirazlar da sonuçsuz kalmıştır.
Volkan Beyhan isimli çocuk; askeri alana bitişik ve araç trafiğine kapalı çocuk oyun parkında oynarken, İSKİ’nin talebi doğrultusunda, Tugay Komutanlığınca verilen şifahi izinle usulsüz ve güvenliksiz olarak açılmış bir güzergâhtan geçip hafriyat döken, İSKİ adına iş yapan taşeron şirkete ait hafriyat kamyonunun çarpması sonucu vefat etmiştir. Ancak 2006 yılından beri süren soruşturmada şoför dışında hiç kimse hakkında işlem yapılmamıştır. Ailenin ve avukatlarının diğer sorumlular hakkında da soruşturma ve dava açılması talepleri reddedilmiştir.
Olaydan sonra kazanın gerçekleştiği yerde yapılan büyük değişikliklerle delillerin karartıldığını beyan eden baba İbrahim Halil Beyhan; olaydan sonra hem kamyon şoföründen hem de yol güzergâh izni olmadan yasadışı taşıma yapan Ak İnşaat isimli şirketten şikâyetçi olduğunu ancak savcılıkta sadece şoförden şikayetçiymiş gibi tutanak tutulduğunu, duruşmalardaki yazılı ve sözlü beyanlarının mahkemece değerlendirilmediğini, aradan geçen 5 yıla rağmen halen yargılamanın sürdüğünü ifade etmektedir. Delillerin karartılması bağlamında hafriyat taşıyan araçlara açılan tel örgünün kaldırılarak yerine duvar örüldüğü, trafiğe kapalı olan yolun genişletilerek trafiğe açıldığı dosyadaki tanık ifadelerinden ve yazışmalardan açıkça anlaşılmaktadır.
MAZLUMDER olarak yukarıda verilen bilgiler ışığında, kamuoyunun ve ailenin adalet arayışı çerçevesinde, devlet görevlilerinin yargıdan bağışık tutulmasının önüne geçilerek, aşağıdaki hususların bir an önce yerine getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz:
• Kanun ve yönetmeliklerde belirtilen gerekli tedbirleri yerine getirmeden varılan anlaşmalar neticesinde, genel güvenliğin ve bunun neticesi olarak yaşam hakkının ihlali ciddi, adil ve kamuoyunu tatmin edecek bir soruşturmaya tabi tutulmalı, olayda kusuru bulunan bütün sorumlular hakkında adli ve idari işlem yapılarak insan hayatının bu kadar basit olmadığı gösterilmelidir.
• Olay yerinin kazadan sonra ciddi biçimde değiştirildiği iddiası dikkate alınarak delillerin karartılması şüphesinin üzerine gidilmeli ve sorumlular hakkında işlem yapılmalıdır.
• Alınmayan önlemler ve göz yumulduğu düşünülen eksiklikler nedeniyle Görevi Kötüye Kullanma yönünden de işlem yapılmalıdır.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi