MAZLUMDER Genel Merkezi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle 8 Mart 2013 tarihinde aşağıdaki mesajı yayımlamıştır.
Ayrımsız Bir Toplum!
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, statükonun haksızlıklarını göstermek, “görünmeyen”, “ hesap edilmeyen” i bir şekilde “görünür” kılmaya çalışmak, çok yaygın olduğu için neredeyse “fark edilmeyen” ayrımcılıklara karşı itirazı hatırlatıyor. Bu itibarla 1857 yılının 8 Mart’ında süregelen haksızlığa başkaldıran 40.000 emekçiden yanarak can veren 129 kadın kardeşlerimizi saygıyla anıyoruz. Bu kadınlar, hayatın her alanında yaygın olan “açık” yasaklarla mücadele edip, kendilerine yasak olan eğitim, çalışma ve siyaset alanlarındaki yasakların birer birer kaldırılmasında öncülük ederken, bugün inanamayacağımız baskılara ve haksızlıklara maruz kalmışlardır. Örneğin, 1789 Fransız İhtilali’nde aktif yer alan Olympe de Gouges’in ihtilalin sembolü olan “eşitlik” ilkesinin gereği olarak kadınlar için oy hakkı istediğinde ve bu oy hakkını “kadınlar giyotinle cezalandırılıyorsa oy hakkı da olmalıdır” şeklinde temellendirirken bizzat kendisinin de giyotinle cezalandırıldığını ve Fransa’daki kadınların erkek yol arkadaşlarından 150 yıl sonra ancak II. Dünya Savaşı’ndan sonra 1946’da oy hakkını aldığını bilmek nasıl bir ayrımcılıkla mücadele edildiğini göstermesi açısından öğreticidir.
Sadece “açık” yasak ve eşitsizlikler değil görünmeyen engellerin de kadınların önünde olduğunu gösteren, her gün artık gazetelerin birinci sayfalarında acıyla tanık olduğumuz kadınlara karşı şiddetin belki ilk başta görünen mağdurunun kadın olduğunu ama aslında bizzat şiddet uygulayan “erkek” ve giderek tüm toplumun da kurban olduğunu ve güce dayanan topluma ve gücün eşitsiz yapısına itirazı ilk seslendiren kadınlara kulak kesilmek gerekiyor.
Üzücüdür ki Türkiye, kadınlarının önüne koyduğu görünür ve görünmez engelleri itibarı ile bu eşitsiz yapının örneklerinden biridir. Türkiye’deki kadınların e-70’ini oluşturan başörtülüler eğitim, çalışma ve siyaset alanında engellenmektedirler. Sadece üniversite eğitimi alırken başörtülülüğün “normal” kabul görmesi ama çalışma hayatında başkalarının ayrımcılık yapmasını önleyecek kamu otoritelerinin “Devlet Memurları Kıyafet Yönetmeliği”nde yer alan “baş daima açık” ifadesi nedeni ile ayrımcılığın öncü olması Türkiye kadınları için bırakın görünmeyen “cam tavan”ı beton duvarlar oluşturmaktadır. Siyaset alanında ise hala Türkiye halkını ve kadınlarını yansıtmayan bir Meclis’in devam ediyor olması da başörtülü kadınlar için görünmeyen engellerin yası sıra “beton duvarlar”ın olduğuna işaret etmektedir.
Kim olursa olsun mazlumdan yana olan MAZLUMDER olarak kadınlar için “ayırımsız ve ayrıcalıksız bir Dünya” istediğimizi bir kez daha belirtiyoruz.