28 Şubat 1997 günü, tarihin en karanlık anlarından biri olarak tarihteki yerini aldı ve 28 Şubat, bir sürecin adı oldu. O süreçte çıldırmış beyinlerin icraatlarını yaşadık. Yeni neslin yaşamadığı, o günleri yaşayanların ise belki unuttuğu o günleri hatırlamak ve unutturmamak gerekir. Unutturursak, ülkenin maddi ve manevi zenginliği için gecesini gündüzüne katan nice insanın gece yarısını geçen baskınlarla nasıl derdest edildiğini, onlara nasıl işkence edildiğini, yıllarca tehlike olmamışken bir gecede tehlike olarak ilan edilen sayısız öğrencinin kendi ebeveynlerinin ödediği vergilerle inşa edilmiş okullarından nasıl uzaklaştırıldıklarını da unutmuş oluruz. 28 Şubatı unutturmak, karanlık akılların nasıl çıldırabileceğini de unutturmak olur. Ülkenin başına musallat olan karanlığı unutturmak olur.
Bugün 28 Şubat ve saatlerin durmadığını, insanın zamana hükmedemeyeceğini görüyoruz. İnsanlığı yok etmek isteyenlerin bunu başarmalarının mümkün olmadığını öğreniyoruz. Yalan senaristleri oynanacak olan kirli oyunlarını sahnelerde sergilettirmiş, ardından ancak masallarda olabilecek irtica diye korkunç bir yaratığın herkesi yiyeceği yaygarası kopartılmıştı. Bu yaratık ülke için birinci sıradaki ve en büyük düşman ilan edilmişti. Bu hayali yaratığa karşı topyekün savaştan bahsediliyordu. Ve bu ülkenin asıl sahipleri, çok küçük bir grup yönetiminde, sistemli bir şekilde ezilmeye başlanmıştı. Globalleşen dünyada ülke ekonomileri ve sermaye sınır tanımazken, paranın dini ve rengi olamazken ülke insanımızın bütün ekonomik sektörlerdeki yükselişine başka hiçbir kulp takılamadığı için yeşil sermaye olarak suçlu ilan edilmiş ve ekonomik hayattan tecrit edilerek ülke ekonomisine büyük darbe vurulmuştır. Cumhuriyeti kurarken 13 milyonduk diyen bir general, ülke nüfusu tekrar 13 milyona düşebilir demek istiyordu. Ve bu da ya ülke açık cezaevine çevrilerek ya da katliamlarla yapılacaktı. O yüzden o günlerden bahsederken 28 Şubat süreci veya 28 Şubat sürek avı diyoruz.
28 Şubat sürecince o günün meşhur yazarlarından bazıları, Malatya’da yaşanan bu sürece tepki gösterenleri isyancı, Malatya’yı da bu isyanın merkezi gibi göstermeye çalışıyordu. Ve Malatya, 28 Şubat sürecini en canlı yaşayan şehir oldu. Hiçbir şehir o günlerde Malatya kadar işkence çekmedi ve hiçbir şehirde gece yarılarından sonra inanmış insanların kapıları o kadar şiddetle sarsılmadı, kırılmadı. Ve hiçbir şehirde Malatya kadar çocukların yüzü soldurulmadı.
Ülkemize bu şekilde kötülük yapanların mutlaka yargı önünde hesap vermesini istiyoruz. Hesabı sorulmayan kötülükler, o kötülüklerin sahiplerini daha da şımartır. İlk fırsatta aynı süreci bu ülkeye yaşatmak için yol alırlar. Bu nedenle 28 Şubat sürecini yaşatanların tamamı, hukuk önünde hesap vermelidir.
MAZLUMDER – TİMAV – EĞİTİM BİR SEN – MEŞALE
MÜSİAD – TÜMSİAD – BİLSAM – HANIMELİ
TECDE DER – TAŞEMDER – HANDER – YAĞMURDER
Adına
Av.Abdullah DEMİREL