TEMMUZ AĞUSTOS AYLARI İNSAN
HAKLARI İHLALLERİ VE İNSAN HAKLARI
POLİTİKALARI İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRME
Geçtiğimiz iki ay
içerisinde yaşama hakkına yönelik ihlallerin
çoğunluğunu bomba ve mayın
patlamaları ile sınırdan geçmek isteyen kaçakçılara yönelik yerinde infazlar
ile ölüme sebebiyet verilmesi oluşturmaktadır.Bingöl, Hakkari ve Şırnak'ta mayın ve bomba patlamaları sonucu hayatını
kaybeden ve yaralananlar olmuş, yine Van ve Hakkari'de sınırı geçmek
isteyenlere ateş açılması sonucu olay yerinde ölüm vakaları
gerçekleşmiştir.Diyarbakır'da yapılan operasyonlar sonucu öldürülen HPG'li
M.Sait Özgün'ü yıkayan imam Nuri Tanrıkulu, Özgün'ün kollarının kırık,
testislerinin patlatılmış olduğunu iddia etti.
Din özgürlüğü ile
ilgili yaz aylarında en yoğun yaşanan ihlal izinsiz dini eğitim verildiği
iddiasıyla gerçekleştirilen gözaltı uygulamalarıdır.Bolu, Zonguldak, Sakarya ,
İstanbul, Antalya,İzmit ve Ankara'da bu gerekçeyle gözaltılar gerçekleşmiştir. Gözaltıların bazılarının Diyanet İşleri
Başkanlığı'na bağlı ya da müftülüklerin
izniyle açılan kurslar olması ayrıca dikkat çekicidir. Çanakkale Zaferini
evliyaların kazandığını anlatan rehberler için cezai işlem amacıyla yargılama
sürecine gidilmesi bu dönemde gerçekleşen ilginç din özgürlüğü
ihlallerindendir.Niğde'de misyonerlik faaliyetinde bulundukları iddiasıyla
yabancı uyruklu dört kişiye para cezası verilmiştir. MEB'nın din dersi
kitaplarında Aleviliğin anlatılmasına karar vermesine rağmen müfredatta bu
yönde bir değişiklik yapılmamıştır.
Düşünce özgürlüğü
alanında en dikkat çekici olaylardan birisi operasyonda öldürülen bir HPG'linin
evini ziyaret eden belediye başkanları hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç
duyurusunda bulunulmuş olmasıdır. Yine Konya Milli Eğitim Müdürü Mehmet Özer
hakkında "başörtüsünü açacaksın,
yırtmaçlıya bir şey demeyeceksin" sözleri dolayısıyla TCK'nın 312.maddesinden
dava açıldı.
İnsan Hakları
politikaları açısından Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesi Ilıcak köylülerinin
yerleşim bölgelerinden çıkartılmasıyla ilgili yapılan açıklama oldukça dikkatle
ele almaya değer niteliktedir. İnsan Hakları savunucularının köyün güvenlik
güçlerince boşaltıldığı iddiasına karşın mülki idare amiri köyün "terör örgütü
mensuplarınca" boşaltıldığını iddia etmesi insan hakları ihlallerinin
önlenmesinde devletin sorumluluğunun doğru değerlendirilmesi açısından
önemlidir. Bu dönemde Adli Tıp Kurumunun Üçüncü İhtisas Kurulu Başkanı Nur
Birgen ve üyeler hakkında Wernicke
Korsakoff hastası Bekir Balyemez'e iyileştiği yönünde gerçek dışı rapor
düzenlemekten TTB tarafından meslekten men cezası verildi.
İçişleri
Bakanlığı tarafından 81 ilin valiliklerine gönderilen gizli ibareli genelgeyle
tüzel kişilikler adına yapılan basın açıklamalarında yönetim kurulu üye
sayısının beş katını aşmayan toplantıların basın açıklamaları kapsamında
değerlendirileceği, bu sayıyı aşan çoğunlukla yapılan açıklamaların ise izin
gerektiren miting sayılması gerektiği bildirildi. Yine bu dönemde F Tipi
Cezaevlerinin yapımı ile ilgili çalışmalara yoğun biçimde devam edildi.