Basın Açıklamaları

10 Aralık, dünyanın her yerinde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi`nin ilanının yıldönümü münasebetiyle, `İnsan Hakları Günü` o

10 Aralık, dünyanın her yerinde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi`nin ilanının yıldönümü münasebetiyle, `İnsan Hakları Günü` o

 10 Aralık, dünyanın her yerinde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi`nin ilanının yıldönümü münasebetiyle, `İnsan Hakları Günü` olarak kutlanıyor. Beyannamenin ilanının üzerinden geçen 63 yıl, geçmesine karşın insan hakları ihlalleri tüm hızıyla devam ediyor. Devletler yurttaşlarına insan onurunu zedeleyici kötü muamelede bulunmaya, teröre karşı savaş bahanesiyle insan haklarını hiçe saymaya devam ediyor.

Filistin'de işgal ve ambargo, Doğu Türkistan'da dini baskılar, sosyal ve kültürel haklarda ayrımcılık, Irak, Afganistan ile Pakistan'da ise kan ve gözyaşı sürüyor. Guantanamo'nun varlığına son verilmedi, işkenceler sonlandırılmadı, halen cezaevleri düşünce suçlularıyla dolu ve mültecilerin durumu içler acısı... Çocuk ve kadın haklarına yönelik ihlaller, haksız gözaltı ve tutuklamalar, örgütlenme hakkına yönelik ihlaller de sürüyor. Sudan,ARAKAN, Çin, Bangladeş ve Suriye'de de hak ihlallerinde sınır tanınmamaktadır. Avrupa'da ise yükselen İslam karşıtlığı, ırkçı ve ayrımcı söylemler devam etmektedir. Kara kıta Afrika'da ise iç savaşlar ve katliamlar bu yıl da sürmüştür.

Türkiyede 28 şubat kalıntılarının sürdüre geldiği zülüm devam etmektedir.   başta  baş örtüsü olmak üzere  o dönemin militan yargısı tarafından  cezalandırılan ve halen ceza evin de bulunan   zekeri ya Şengöz , fahri memur,  salih mirza Beyoğlu  bilinen kanat önderleri  özgürlüklerini beklemektedir.   türkiyede zuhur eden hak ihlallerinin minimize edilmesi için gerekli adımların atılması ve bu nok tada stk ve sivil otoritenin etkin olmasını bekli yoruz.

Biz,gerçek anlamda özgür bir toplumda, düşünce ve inançlardaki çeşitliliğin, fikirlerin, zenginlik olduğuna inanıyoruz. Bunun için hiçbir otoritenin toplumsal dokuya müdahale etmemesi, insanları ötekileştirmemesi gerektiğine inanıyor, çalışma hayatının dışına itilen başörtülü kadınlara özgürlük istiyoruz. Biz eşitlikten, insanların kategorize edilmemesini; başarılı olmak için fırsat ve imkânların herkese eşit bir şekilde sunulmasını anlıyoruz. Devletin bütün vatandaşlarının meşru haklarını iade etmesini, özde ve sözde vatandaş ayrımına bir an önce son vermesini istiyoruz. Özgürlük, eşitlik ve adaletin sürgün edildiği her yerde, acıya maruz kalanlar en çok kadınlar ve çocuklar olmuştur. Bütün kirli hesaplar en çok onları vurmuştur. Dün üniversiteye gittiğimizde bizi ikna odalarıyla karşılayanlar, bir kalbimizin, bir insanlık onurumuzun olduğunu düşünmeden ilkel öfkeleriyle bize diz çöktürmeye çalıştılar. Karanlık, kibirli güç odakları çıkarlarını korumak için zorunlu gördükleri çatışma için, inancımızın gereği olan başörtüsünü, daha derinlerde aklımızı, kalbimizi ve inancımızı kavgalarının ortasına atmaktan çekinmediler.” Geldiğimiz süreçte üniversitelerde başörtüsü yasağı kaldırılarak bazı kısmi iyileştirmeler yapılmıştır. Ancak bugün ilköğretimde, ortaokulda ve lisede eğitim gören ve okula başörtüsü ile girmek isteyen kız öğrencilere hala okullar  kapalıdır. Kamuda başörtülü görev yapmak hala yasaktır.         Artık Yeter! İnsanın insana hükmetmesi, onu ezmesi ve insan onuruna yakışmayan tüm davranışlar son bulsun. Herkesin yaşam hakkı korunsun. Herkesin kişisel özgürlüklerine ve güvenliğine saygı duyulsun. Herkes adil yargılanma hakkından faydalansın. Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahip olduğu unutulmasın. Savaşlar ve şiddet son bulsun. Herkesi insan haklarına saygıya davet ediyoruz.

                       Basına kamuoyuna saygılarımızla...   

                           Mine ipek

                 Mazlumder  üyesi insan hakları gönüllüsü