Mezarlık ve İbadethanelerin Zarar Görmemesi için Taraflar Sorumlu Davranmalıdır!
Diyarbakır Valiliği kararıyla 15 Ekim 2015 tarihinde Diyarbakır Lice ilçe merkezi ile bazı köylerde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, yasak ilanından hemen sonra ilçe merkezi ile yasağın ilan edildiği köy ve dağlık arazide operasyon başlatılmıştır. Operasyon Lice’nin Yolçatı (Sîsê) Köyüne yakın dağlık arazide PKK mensuplarının cenazelerinin defnedildiği mezarlıkların da bulunduğu yerde yapılmıştır. Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’nın “PKK mensuplarının mezarlıklarının çevresindeki kanun dışı yapılar hedef alınmıştır” açıklamasına rağmen operasyonda mezarlıkların da kullanılan bombalarla tahrip edildiği görülmüştür.
Söz konusu mezarlık son 30 yılda iki taraf arasında çatışmalarda yaşamını yitiren PKK mensuplarının cenazelerinin bu bölgedeki dağlık arazi ile çevre köylerdeki toplu mezarlardan çıkartılmak suretiyle toplanılıp bu bölgeye defnedilmesiyle oluşturulmuştur. Son üç ayda yaşanan çatışmalarla beraber daha önceki tarihlerde de Varto, Bitlis ve Nusaybin‘in dağlık bölgelerindeki PKK mezarlıklarına bu tarz müdahaleler olmuş, operasyonlarda mezarlıklar etrafında yer alan cami, cemevi, müze ve taziye salonu yıkılırken mezarlıklar da tahrip edilmiştir.
İki yılı aşkın bir süre boyunca toplumun büyük kesiminin de desteğini alarak devam eden çözüm sürecinin bozularak, çatışmaların yaklaşık üç aydır şiddetli bir şekilde devam etmesi ölümler başta olmak üzere birçok acı olayın yaşanmasına neden olmuştur. Savaş atmosferinin zihinleri esir aldığı böylesi zor zamanlarda telafisi mümkün olmayan travmalar, toplumun çeşitli kesimleri arasında duygusal kırılmalara sebebiyet vermektedir. Bundandır ki her vesile ile PKK ve Hükümete, çatışma hukuku içinde hareket edilmesi gerekliliğini hatırlatırken esas talebimiz olarak da çatışmasızlık durumuna geri dönülerek çözümü çatışma ve savaşta değil müzakere ve barışta aramaları gerektiği çağrısında bulunduk.
Saldırılarda cami ve cem evi gibi ibadethane statüsündeki mekanların bombardımanla yıkılması ve mezarların da bu bombalamadan etkilenerek tahrip olmaları kabul edilemez. Kamu yetkililerinin açıklamalarında hedeflerin mezarlar olmadığı belirtilmesine rağmen tahrip düzeyine bakıldığında mezarların etkilenmemesi için bir hassasiyet gösterilmediği de anlaşılmaktadır.
Bir operasyon sırasında veya operasyon sonucu da olsa ibadethanelerin yıkılması, mezarlara zarar verilmesi ve mezarlığın tahrip edilmesi hak ihlalidir ve üzerinde yaşadığımız toprağın, içinden neş’et ettiğimiz geleneğin ruhunu zedeleyen bir davranıştır. Böylesi hassas bir süreçte tarih boyu toplumların kutsalı olan mezarlar ve eklentilerine yapılan saldırılar duygusal bir kopuşa zemin hazırlama riski taşımaktadır. Bunu yapan sorumlular hakkında adli ve idari soruşturmaların etkin, hızlı bir şekilde yapılıp faillerin cezalandırılmasını talep ediyoruz.
Ayrıca PKK yönetimine; mezarların da tahribatına sebep olacak girişimlerde bulunmamalarının ölülere karşı bir sorumluluk olduğunu hatırlatıyor ve kamu yetkililerinin iddiaları göz önüne alınarak mezarların tahribatına sebep verebilecek operasyonların düzenlenmesine meydan vermemeleri, mezarlıkların etrafında müze ve benzeri yapıları inşa etmemeleri çağrısında bulunuyoruz.
MAZLUMDER Diyarbekir Şubesi olarak bölgemizde yaşanan çatışmaların bir an önce son bulması için PKK tarafından ilan edilen eylemsizlik kararına PKK ile bağlantılı bütün kişi ve grupların uymasını, güvenlik güçlerinin de çatışmalara mahal vermemek için acilen operasyonlarını durdurmasını talep ediyoruz.
MAZLUMDER Diyarbekir Şubesi