ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Frank Pallone, 13 Şubat 2009 tarihinde temsilciler meclisinde yaptığı konuşmada, MAZLUMDER'in, İsrail aleyhine Türkiye'de açmış olduğu soruşturmayla ilgili bazı asılsız ithamlarda bulunmuş ve MAZLUMDER'i politik davranmakla suçlamıştır.
Temsilciler meclisi üyesi Pallone konuşmasında; "MAZLUMDER'in İsrail aleyhine açtığı davadan dolayı ürktüğünü, İsrail'in savaş suçu işlemediğini, aksine, kendini koruma hakkını kullandığını" söyleyerek "MAZLUMDER'in HAMAS'ın yaptıklarını göz ardı ettiğini" ifade etmiştir.
Frank Pallone "Ehud Olmert, Shimon Peres, Tzipi Livini, ve Ehud Barak gibi isimlerin soykırım suçu işlediği gerekçesiyle mahkemeye verilmesi haberiyle ürktüm. İsrail bir soykırım suçu işlemedi ama bu İsrail'in soruşturulmasına engel değil. Şimdi Türkiye'de savcılar İsrail'in işkence soykırım ve insanlığa karşı suç işleyip işlemediğine dair soruşturma yapacak. İsrailli liderler Türkiye'ye girişlerinde tutuklanabilirler de. Bu iddialar saçma. İsrail soykırım suçu işlemiyor, Filistinlilere ayrımcılık yapmıyor. İsrail yüzlerce HAMAS bombasına karşı kendini koruma hakkını kullanıyor. Ne MAZLUMDER'in ne de Türkiye'nin iddialarının bir zemini yok. Bu örgüt Ermeni Soykırım iddialarını araştırmış mı? Şu an Darfur'da devam eden soykırıma dair bir şey söylemiş mi?" şeklinde iddialarda bulunmuştur.
Frank Pallone'nin yaptığı konuşma için:
http://www.anca.org/press_releases/press_releases.php?prid=1660
Pallone'nin söz konusu konuşmasıyla ilgili MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal aşağıdaki cevabi mektubu kaleme almıştır.
Sayın
FRANK PALLONE, JR.
ABD Temsilciler Meclisi Üyesi,
13 Şubat 2009'da Kongre'de yapmış olduğunuz ve kuruluşumuzu hedef alan konuşmanız tarafımıza medya kanalı ile ulaştı. Söz konusu konuşmanızda yer alan bazı iddialar ile bilgi eksikliğinden kaynaklandığını düşündüğümüz ithamlarınız bu yazıyı yazmamızı zorunlu kıldı.
MAZLUMDER olarak 29.01.2009 tarihinde İsrailli yetkililer hakkında, "soykırım suçu ve insanlığa karşı suçlar" işledikleri gerekçesi ile suç duyurusunda bulunduğumuz doğrudur. İsrail'in soykırım suçu ve insanlığa karşı suçlar işlediğine dair iddialarımız ve delillerimiz hem bu suç duyurusu dilekçemizde hem de İsrail'in Gazze'yi bombardımanı sırasında dernek yöneticilerimizin Gazze'ye girerek yapmış olduğu tespitler ve delillere dayanan Gazze Raporumuzda yer almaktadır. Her iki doküman da kamuoyu ile paylaşılmış olup MAZLUMDER'in web sitesinden ulaşılabilir.
Öte yandan "İsrail'in kendini koruma hakkını kullandığı"ndan söz etmişsiniz. Gazze'den yapılan saldırılardan kendini koruma gerekçesiyle İsrail'in başlattığı "Dökme kurşun operasyonu"nda ölen Gazzeli sayısı, 3'te 2'si çocuk ve kadınlardan olmak üzere 1.417'dir. Yıllarca devam eden gayri meşru ambargonun kaldırılmasına İsrail'i ikna etmek için Gazze'den yapılan saldırılarda ölen İsraillilerin sayısı ise en yüksek rakamlara göre 20'dir. Hiçbir insan ölümünü küçümsüyor değiliz. Ambargoyla boğulup köşeye sıkıştırılmış, rakibiyle kıyaslanamayacak kadar güçsüz bir topluluğun üzerine, Ortadoğu'daki yegâne nükleer silah sahibi ve yüksek teknolojili kara, hava ve deniz gücü olan İsrail'in saldırması, sivil - asker gözetmeksizin kitlesel katliamla bir halkı öldürmesi, seçim kazanmış iradeye karşı kendisini koruma hakkını kullanmak ise eğer, soykırım nedir o zaman? Bu sorunun cevabını şimdilik hem sizin hem de tarihin vicdanına bırakıyoruz.
Konuşmanızda Ehud Olmert, Shimon Peres, Tzipi Livini, ve Ehud Barak gibi isimlerin soykırım suçu işlediği gerekçesiyle yargılanmalarının talep edilmesi haberiyle ürktüğünüzü belirtmişsiniz. Oysa şu an yeryüzünde milyonlarca insan, İsrail'in Gazze'li çocuklar üzerine yağdırdığı tonlarca bomba ve uluslararası hukukun yasakladığı silahları kullanmak dâhil tüm hukuk kurallarını hiçe sayarak saldırmasından dolayı ürkmektedir. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, ambargonun kaldırılması gerektiğini defalarca açıkladı. BM dâhil çok sayıda uluslararası insan hakları kuruluşu ve uzmanlar tarafından da tespit edilen İsrail'in hukuk tanımazlığı tüm insanlığın geleceğini tehdit ederken bugünün insanı, ürkmenin ötesinde duygular yaşamaktadır.
MAZLUMDER'in Darfur Meselesine karşı sessiz kaldığı iddianız ise, tarafımızca, bilgi eksikliğine dayalı bir yorum olarak değerlendirilmiştir. Kuruluşumuz, Darfur'da yaşanan olaylarda kitlesel cinayetlerin işlendiğini ve Sudan yönetiminin bundan sorumlu olduğunu söylemektedir. Bu konuda kapsamlı bir rapor çalışması da gerçekleştirmiştir. Ayrıca bir MAZLUMDER heyetinin, Darfur meselesini yerinde inceleme ve araştırma yapmak amacıyla Ankara'daki Sudan Büyükelçiliği'ne yaptığı başvurusu, elçilik yetkililerince önceden varılan sözlü mutabakata rağmen, olumlu cevaplandırılmamıştır. Saklayacak bir şeyi olmayanın sözünde durması gerektiği inancından hareketle eleştirilerimizi ve sitemlerimizi Sudan yönetimine ilettik. Konunun Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde görüşülmesine ise şartlı destek vermekteyiz. Bu mahkemenin, Irak, Afganistan veya Pakistan'da işlenen benzer suçlarda yargı yetkisini kullanmamasını, söz konusu Sudan olunca yargı yetkisini kullanmasını çifte standart olarak görüyoruz. Esasında burada çifte standart uygulayan Mahkeme değil Mahkeme'yi yetkilendiren BM Güvenlik Konseyi'dir; bir başka ifadeyle, hukuku, adaleti tesis için değil uluslararası hesaplaşmanın enstrümanı olarak kullanan siyasi oportünizmdir.
Yaşam hakkının ihlal edildiği uygulamalar nerede ve kim tarafından yapılırsa yapılsın MAZLUMDER tavır alma konusunda tereddüt etmez. Hiçbir insanın hayatı diğerinden daha az kıymetli değildir. Bu nedenle sizin yaklaşımlarınızı bir insan hakları kuruluşu olarak doğru bir yaklaşım olarak kabul edemeyiz. Hangi mesele söz konusu olursa olsun MAZLUMDER adaleti arar ve haksızlık karşısında gerek önleyici gerekse de durdurmaya yönelik tedbirlerin alınması için bir sivil toplum kuruluşunun imkânları ölçüsünde çaba sarf eder. Dolayısıyla yaklaşımınız MAZLUMDER'in adil duruşunu anlamış olmaktan uzaktır. Bunun için iyi niyetle ve bilgi eksikliğinden kaynaklandığını düşündüğümüz bu konuşmanızda geçen konularla ilgili kuruluşumuzun tavrını zat-ı âlinize ifade etme gereği hissettik.
Tüm yeryüzünde adaletin ve barışın tesis edildiği zamana kavuşma çaba ve temennimizle saygılar sunuyoruz.
Ahmet Faruk Ünsal
MAZLUMDER Genel BaşkanI