Basında Mazlumder

KEYFİLİK, ASLA HUKUKA DÖNÜŞEMEZ

Başörtüsü yasağı 28 Şubat döneminin dayatmalarındandır.

Başörtüsü yasağı 28 Şubat döneminin dayatmalarındandır. Hukukta asla yeri olmadığı halde inançlara müdahale edilmiş, yasa ve yönetmeliklerde bulunmamasına rağmen keyfi bir şekilde suç icat edilerek başörtülü insanlar, eğitim ve çalışma haklarından mahrum bırakılmışlardır.


Eğitim hakkının engellenmesi, Uluslar arası sözleşmeler ve Anayasa tarafından yasaklanmıştır. Bu güne kadarki uygulamada bu yasağı ihlal edenler Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri ile cezalandırılması gerekirken, kendilerini güçlü ve her şeyin üstünde gören tepeden inmeci dayatmacılar tarafından korunmuş ve kollanmışlardır.

Haklarında yapılan şikayetler, ortama ayak uyduran ve siyasallaşan yargı tarafından dikkate alınmamış, suç işleyenler gerekli ve hak ettiği cezalara çarptırılmamıştır. Bununla da yetinilmemiş, hakları ihlal edilenler adeta suçluymuşlar gibi davalara muhatap edilmiştir.


Baskı dönemlerinin sürekli olamayacağı, er - geç hukukun baskıya baş kaldırıp süreci normalleştirmek isteyeceği kaçınılmaz bir olgudur.


Bu gün olanda budur. YÖK Başkanlığının, kıyafetlerinden dolayı kimsenin dersten çıkarılamayacağına ilişkin yazılı beyanı malumun ilanı, geç kalmış bir açıklamadır. Zaten olması gerekendir. Ama, daha önce jakoben dayatmacıları koruyan YÖK yönetimi, artık hukuktan yana olmayı seçmiştir. Bu tavır değişikliği çok önemlidir. Tüm üniversitelerin yönetim ve akademik kadrosu bu tavır değişikliğini ciddiye almak ve iyi okumak durumunda olmalıdır.


Zira öğrencileri kıyafetinden dolayı binaya almamak, laboratuara almamak, derse almamak veya kampus alanı içinde bulunmasına mani olmak, hem disiplin yönünden, hem cezai yönden müeyyidelendirilen suçlardandır. YÖK Yönetimi, yazılı beyanında, bu durumun tespitini yapmakta ve bu davranış içinde olanlar hakkında şikayet gelirse disiplin suçu oluşturduğu için soruşturma açılacağını açıkça beyan etmektedir.


Üniversitelerde bundan sonrası öğrencilere düşmektedir. Öğrenciler, hak arama bilincini geliştirmeli, hakları için bedel ödemeyi göze almalı ve haklarını aramakta ısrarlı olmalıdırlar. Kendilerini kampüse, fakülteye veya derslere almayarak YÖK’ün konu hakkında ortaya koyduğu tavrın dışında tavır geliştirenler hakkında YÖK. Başkanlığına suç duyurusunda bulunmalıdırlar.


Bu, hem kişisel hakların tesbiti ve korunması hem de bu güne kadar devam eden hoyrat tutumun bir sona ermesi açısından çok önemlidir. İnanç temelli sorumluluklar pazarlığı olmayan haklar sınıfındandır. Bunu ne akademik kadronun, nede fakülte ve üniversite idarelerinin sınırlamaya ya da yok saymaya hakları yoktur.


Mazlumder, hak arama konusunda öğrencilere gerekli hukuki desteği vermek ve hak ihlallerinin önüne geçmek için gereğini yapmakta kararlıdır.


Dayatmaların son bulduğu hukukun ve huzurun hakim olduğu bir dünya temenni ediyor, konunun ısrarla takipçisi olacağımızı bir kez daha belirtiyoruz.

Derviş Argun

Mazlumder Konya Şube Başkanı