13 Haziran 2010 tarihinde yeni bir korucu vahşeti kamuoyuna yansımıştır. Medya iletişim araçlarına düşen haber kanımızı dondurmuştur. Eğil İlçesi Bahşiler (Baxşiya) köyünde, babası korucu olan Z.M. (15) adlı kız çocuğu 3 yıl boyunca akrabası olan 6 korucu ve bir hastane personelinin tecavüzüne uğramıştır. İlköğretim 8. sınıftan bu yana 7 kişinin tecavüzüne uğrayan Z.M.'nin hamile kalması üzerine olay ortaya çıkmıştır.
Olayın daha vahim bir boyutu da şudur ki; şikâyetçi olmak isteyen mağdur kız üzerinde devlet erkini kullanarak baskı ile vazgeçirme ve caydırma amaçlı olarak kamu görevlilerinin tehdit ve korkutma ile mağdure ile birlikte olmak istemleridir.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da devletin, PKK ile mücadele etmek için hiçbir altyapı hazırlığı yapmadan, kimine zorla kimine kendi isteği ile kabul ettirdiği koruculuk müessesesinin iflası ve Kürtlere yaşattığı travmanın bir örneği daha karşımızdadır.
PKK ile mücadele için, devlet tarafından sürü mantığıyla, kendisinden nasıl verim alınacağına bakılmadan, üçüncü dünya ülkelerinde yapılanlara benzer bir tarzda hiçbir altyapı hazırlığı yapılmadan, sistemin gerekliliği ve muhtemel sonuçları üzerine düşünülmeden onbinlerce insan silahlandırılmıştır. Sistemin uygulamaya geçtiği tarihten günümüze kadar geçen zaman göz önüne getirildiğinde birçok hak ihlalinin temelinde koruculuk sistemi yatmaktadır.
Koruculuk sistemi nedeniyle;
· Sayısız faili meçhul(!) adam öldürme, adam yaralama, gasp, kız kaçırma, uyuşturucu ve silah ticareti, taciz, tecavüz ve daha birçok suç, korucular için sıradan fiiller haline gelmiş,
· Bu fiiller devlet tarafından her zaman kollanır, örtbas edilir olmuş,
· Elinde yetki bulunan birçok devlet görevlisi de bu suçlara ortak olmuş,
· İşlenen suçlar çok sayıda bölge insanı ve aile için travmalara neden olmuştur.
Bilge köyü, Ergani, Ceylanpınar, Başkale vb. vahşetlerinin izleri silinebilecek midir? Z.M. eski psikolojisine bir daha dönebilecek midir? Bu ve benzerleri olayların sonuçlarının artık devlet yetkililerinin vicdanlarında büyük yaralar açması gerekmiyor mu?
Devletten aldığı silah ve maaşla kim olduğuna bakmadan yüzlerce insanın en temel haklarını ihlal eden bu sistem ve mensupları hakkında bu ihlallere son verecek ve muhtemel mağduriyetleri engelleyecek ciddi düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekmektedir.
Demokratik açılımın esamesinin okunmadığı bu günlerde koruculuk sisteminin köklü bir değişim ve dönüşüm ile ortadan kaldırılması için gerekli adımların atılması açılım için en önemli kazanımlardan biri olabilecektir.
MAZLUMDER olarak özelde, Z.M'nin mağduriyetine neden olanlar ve olayı örtbas etmek isteyenler hakkında bir an önce etkin bir soruşturmanın başlatılıp sonuçlandırılmasını, muhtemel faillerin derhal açığa alınmasını,
Aşamalı olarak koruculuk sisteminin, mensupları ve diğer Kürtler için daha kötü sonuçlara yol açmayacak şekilde düzenlemeler yapılarak bu sistemin değişim ve dönüşümü sağlanmalı, korucuların silahsızlandırılması ve bu sistem mensuplarının toplum yararına işlerde istihdamı sağlanmalıdır. Sonuç olarak da toplumsal düzen ve barış için koruculuğun kaldırılmasını talep ediyoruz.
MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başk. Yard.
Av. Abdurrahim AY