AND DAYATMASI ve MİLLİ GÜVENLİK DERSLERİ KALDIRILSIN!
Türkiye'de siyaset zemininin uzunca bir süredir, militarist zihniyet ve kurumsallıkla hesaplaşma çabalarına sahne olduğu inkâr edilemez bir gerçek. Meşruiyetini resmi ideolojiden alan egemen militarist kültürle, siyasetten yargıya uzanan hesaplaşma yaklaşımına karşın eğitim sisteminde, bilhassa zorunluluk kapsamındaki ilköğretim ve lise düzeyinde, militarist mantık devam etmektedir. Ne gariptir ki, okullar militarist tutum ve darbeci zihniyetle ülke çapında gerçekleşen hesaplaşmadan çok az etkilenmiş durumda. Siyaset ve sivil toplum üzerindeki gölgeyi azaltmaya yönelik iyi kötü birtakım adımlar atılmasına karşılık, eğitim sisteminde benzeri bir hassasiyete pek rastlanılmamakta, yeni nesillerin militarist kültürle şartlandırılması kampanyası hız kesmeden devam ettirilmektedir.
Hala milyonlarca çocuğa her sabah okul kapısında ırkçı, şoven bir ant/yemin ettiren bir eğitim sistemiyle muhatabız. Ne hazindir ki, 28 Şubat sürecinde başat bir darbe kurumu işlevi görmüş MGK Sekreterliğinin yapısı bile bu süreçte büyük ölçüde değişti, sivilleşti ama hala kız-erkek tüm lise öğrencileri hazırol vaziyetinde üniformalı Milli Güvenlik Dersi hocalarını karşılamaya devam ediyorlar. Bakanlık çocukların giydikleri formayı tartışmaya açıyor ama üniformalı eğitimi görmezden geliyor. Militarist işleyişle, darbecilikle mücadele iddiasındaki siyasi kadroların, militarizmin en temelde ideolojik bir zihinsel tutum olduğunu ve özellikle de eğitim yoluyla toplumsallaştırıldığını anlamamaları çok ilginç bir zafiyet oluşturmaktadır.
Geçtiğimiz yıl eğitim-öğretim yılının başında Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun andın kaldırılabileceğine dair sözleri medyaya yansımıştı. Konunun tartışmaya açılabileceğini düşünerek umutlanmıştık ama Kemalist medyanın homurdanması karşısında maalesef geri adım atıldı ve bu haklı yaklaşım püskürtülmüş oldu. Oysa gayet açıktır ki, eğitimin özgürleştirilmesi, çocukların, gençlerin ezbercilikten, şablonlardan sıyrılıp daha özgür bir tutuma yönelmeleri, özgüven geliştirmeleri gibi söylemler ve bu yönde atılan birtakım adımlar bu ürkek yaklaşımla mümkün olamaz. Müfredatta yapılacak kısmi değişikliklerle, forma zorunluluğunu kaldırmakla eğitimin özgürleştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlayanların ant dayatmasını görmezden gelmeleri büyük bir hatadır.
Burada çarpıcı bir tutarsızlığa da dikkat çekmekte yarar var: Tek başına ant konusu dahi Hükümetin "Kürt açılımı" söylemini boşa çıkartmaya yeter bir yanlıştır. Açık bir biçimde ırkı, etnik kimliği yücelten; farklı kimlikleri asimile etme zihniyetini yansıtan ve her sabah milyonlarca çocuğu yalan söylemeye zorlayan bir tutumu sürdürerek inandırıcı olunamaz!
Akıl, mantık, pedagoji, Türkiye'nin gerçeği, vicdan ve daha sayılabilecek pek çok açıdan ant olayı yanlıştır, dayatmadır. Bizler açısından ise tipik bir inkar, büyük bir zulümdür! Bu dayatmanın daha fazla devam ettirilmemesi için adım atılmasını bekliyoruz.
Aynı şekilde eğitim alanında yaşanan bir başka dayatma ve saçmalık kaynağı olan Milli Güvenlik Dersleri konusu da mutlaka gündemleştirilmeli ve militarizmin liselerde hem bir gövde gösterisi hem de denetim aracı olarak işlev gören bu dersler artık kaldırılmalıdır.
En yakın garnizonla bağlantılı olarak liselerde görev yapan bu derslerin hocalarının temel işlevinin bu dersler aracılığıyla idarecisinden öğretmenine, öğrencisine kadar tüm okulu denetlemek, fişlemek olduğuna dair bilgiler, belgeler defalarca ortaya konuldu. Buna rağmen konuyla ilgili hiçbir adım atılmadı. Kaldı ki, bu derslere giren subayların yaygın bir biçimde hukukdışı misyon üstlenmiş oldukları gerçeğini bir kenara bıraksak dahi, zaten bu derslerin içeriğinin tepeden tırnağa sorunlu olduğu açıktır.
Milli Eğitim Bakanlığı 30'lu yılların tek parti faşizmini yansıtan uygulamalarla çocukların, gençlerin beyinlerinin şartlandırılması çabalarını devam ettirmemelidir. Daha otoriter eğilimli, daha tahammülsüz, gergin ve saldırgan bir gençlik yerine özgürlük, özgüven, farklılıklara saygı temelinde nesiller yetiştirmek için mevcut eğitim politikaları mutlaka gözden geçirilmelidir. Okulun her şeyiyle kışla olmaktan çıkartılması için elbette yapılması gereken çok şey vardır. Bununla birlikte olumlu bir adım atmak için en azından, ilköğretimde ant ve liselerde Milli Güvenlik Dersi dayatmalarını kaldırmakla işe başlanabilir. Yeni öğretim döneminde eski dayatmaların devam etmemesi umudunu taşıyor, Milli Eğitim Bakanlığının bu dönemde eğitimin özgürleşmesine yönelik olarak somut ve kalıcı adımlar atmasını bekliyoruz. 20 Eylül 2010 Diyarbakır
ÖZGÜR-DER Diyarbakır Şubesi
MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi