Basın Açıklamaları

DİL KULLANIM HAKKI BİR İNSAN HAKKIDIR

Diyarbakır Sur Belediyesi tarafından "Çok dilli belediyecilik" anlayışı gereğince belediye sınırları içerisinde kullanılan Kürtçe, Süryanice ve diğer dillerle ilgili hizmet yapılmasına yönelik çalışmaları haber yapılmış ve sonrasında konuyla ilgili İçişleri >>>
09.01.2007/Diyarbakır
DİL KULLANIM HAKKI BİR İNSAN HAKKIDIR

Diyarbakır Sur Belediyesi tarafından "Çok dilli belediyecilik" anlayışı gereğince belediye sınırları içerisinde kullanılan Kürtçe, Süryanice ve diğer dillerle ilgili hizmet yapılmasına yönelik çalışmaları haber yapılmış ve sonrasında konuyla ilgili İçişleri bakanlığı tarafından soruşturma açıldığı bilgisi kamuoyuna yansımıştır.
Sur Belediye başkanı Abdullah Demirbaş'ın belediye sınırları içerisinde yaptırdığı ankete göre; vatandaşların yüzde 72'si günlük yaşamında Kürtçe, yüzde 24'ü Türkçe, yüzde 3'ü Süryanice ve yüzde 1'i nin de Arapça konuştuğu tespiti üzerine, Belediye Meclisince "Farklı Dil, Din ve Kültürlere sahip kesimlerle daha rahat diyalog geliştirmek, hizmetleri daha sağlıklı ulaştırmak ve faaliyetleri daha anlaşılır kılmak amacıyla" karar aldığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle "Dil Hakkı" İnsanın temel haklarındandır. İnsanın doğuştan sahip olduğu veya sonradan öğrenip ifade etmek istediği bir dili kullanmaya hakkı vardır. Düşünce ve ifade özgürlüğünün uygulanabilmesi için, kişinin kendisinde varlığını hissettiği dili kullanması en tabi hakkı olmalıdır.
Bilimsel veriler ve tespitler ışığında bir belediyenin, hizmet vermesi gereken vatandaşların dilleri alanında anlaşılır ve etkin hizmeti yürütmesi, hakkı ve aynı zamanda görevidir. Sonuçta Devlet ile hizmet kuruluşları, vatandaşın talepleri ve üzerinde bulunduğu hali dikkate alarak çalışma yürütmelidir. Dilin sadece sivil alanda kullanımı değil, kendisine hizmet etmek için var olan devletin resmi alanında da farklı dillerin kullanım talepleri dikkate alınmalı ve gereği yapılmalıdır. Bu destek meşru ve insani bir çalışma olacaktır.
Her türlü dil, kültür, din ve inançların kendilerini ifade edebilmeleri; Demokratik çoğulculuk ve katılımcılığın önünü açan, sağlıklı ve kendisiyle, iktidarla barışık topluma da katkı sunacaktır.
Ulus devlet anlayışında farklılıklar yerine tek tipleştirici anlayış, toplumdaki renkler ve tercihler üzerine baskı kurmakta ve temel sorunların oluşmasına bizzat katkı sunmaktadır.
Farklı olma hakkının vurgulanması, bazı kesimlerde bir suç olarak algılanabilmekte ve niyet okumalarla bu farklılığın kötüye hizmet etme endişesi ifade edilmektedir. Endişelerimiz, meşru taleplere karşı hakkı teslim etmemize engel olmamalıdır.Unutulmamalıdır ki, insanı insan eden onun sahip olduğu haklarıdır. Bu haklar kullanılmakla bir değere dönüşür. Kendimiz için istediğimiz bir hakkı başkası içinde isteyebilmeliyiz.
MAZLUMDER olarak;
- Farklılıklarımızın zenginliğimiz olduğunu ve buna imkan sağlamanın insani bir çalışma olduğu,
- Türkiye'nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen "Avrupa Bölgesel Diller Şartı" ile "Azınlık Dilleri Çerçeve Sözleşmesi"nin Türkiye tarafından hayata geçirilmesi ,
-İhtiyaç bulunan her toplulukta ve resmi kurumda; Türkçe'nin yanı sıra diğer dillerin de kullanılabilmesi gerektiğini belirtiriz.
BASIN BÜROSU