Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da birçok başörtülü öğrenci sırf başörtülü olduğu gerekçesi ile ayrımcılığa tabi tutuldu.
Başörtülü öğrenciler bu yıl da eğitimleri ile inançları arasında seçim yapmaya zorlandı. Bu tercihte inançlarını işaretleyenlerin eğitim hakları ellerinden alındı. Eğitimini önceleyen/öncelemek zorunda kalanlara ise çeşitli şartlar dayatıldı. Her geçen gün ağırlaştırılan, akıl almaz şartlara bir yenisi daha eklendi: 'başı ve boynu açık' fotoğraf verme şartı. Daha üniversite kapısından içeri bile girmemiş öğrenci adaylarından başlarındaki başörtüyü çıkarmalarından çok daha fazlasını isteyen yasakçı zihniyetin önce saç, şimdi de boyun açtırmayla devam eden taleplerinin sınırını kestirmek zor.
Her aşamada mağdurları sindirip kanunsuz ve hukuksuz yasaklarına yasak ekleyen, sessizlik karşısında hadsizliklerini arttıranların uygulamalarının vardığı boyut, sorunun acilen çözülmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Başta insan onuruna, uluslararası sözleşmeler ile korunan temel hak ve özgürlüklere, Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine, Anayasa'nın 13. maddesi ile düzenlenen "temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlandırılabileceği" ilkesine, yine Anayasa'nın eğitim hakkına ilişkin 42. maddesinin "Kimse, eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir." hükmüne aykırı başörtüsü yasağının tüm alanlarda kaldırılması hukuk devletinin gereği ve görevidir.
MAZLUMDER olarak gerek din ve vicdan özgürlüğü, gerek eğitim ve çalışma hakkı, gerekse ayrımcılık yasağı bağlamında açıkça insan hakları ihlali olan başörtüsü yasağının kanunsuz ve hukuka aykırı olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.
Keyfi ve fiili uygulamalarla temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılamayacağına olan inancımızla herkesi yasağa karşı tepki vermeye davet ediyor ve yasalar ile korunan hak ve özgürlüklerin teminatı olmak ile görevli mercileri göreve çağırıyoruz.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi