1 MAYIS BASIN AÇIKLAMASI
Sınıfsal çelişkilerin derinleştiği yoksulluk ve sömürünün alabildiğince yükseltildiği kapitalizmin dünyanın tek gerçeği olduğu ve bunun liberalizm ve serbest piyasa ekonomisi yalanlarıyla süslendiği bir emek bayramını daha kutluyoruz.Tersanelerde gene emekçiler sendikasız kölelik ücretine talim ettirilmekte bedenleri kapitalizmin doymak bilmez üretim histerisine kurban edilmektedir.Kölelik ücreti olan asgari ücret vasıflı vasıfsız tüm emeğini satarak geçinen mahrumların pazar değerine dönüşmüş, mahrumlar AVM inşaatlarının şantiyelerinde ortaçağ köleliğini hatırlatacak şartlarda yanarak ölmekte,yada yerin metrelerce altında kömür madenlerinin güvenliksiz ortamlarında iş kazalarıyla yaşamdan ayrılmaktadırlar.Taşeronlaştırma modern köle ticaretinin adıdır.Her bir emekçi üzerinden alınan ücretler taşeron firmalarının geliri olmaktadır.Artık değer temelinde sömürülen emek üstüne üstelik köle tacirleri tarafından ikinci sömürüye tabi edilmektedir.
Dünyada her gün binlerce işçi iş kazası ve meslek hastalıklarından yaralanmakta, sakat kalmakta veya ölmektedir. Kaza istatistiklerine göre, Dünyada her yıl 100 milyondan fazla işçi iş kazasına uğramakta veya meslek hastalığına maruz kalmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütünün (İLO) verilerine göre, her yıl iş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan 110 milyon işçiden 180 bin’i hayatını kaybetmektedir. Diğer bir ifade ile her üç dakikada bir işçi iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle ölmektedir.İşte konforizm ve hedonizm aşıklısı kapitalizm bu gün içinde bulunan tüm yaşam gereçlerini böyle bir bedelle ürettirmektedirler.Tarih de üretilen tüm devasa yapılar ekonomik ilişkiler savaşlar nasıl köle kanları ve terleri üzerinden üretildi ise bu günde köleleştirilmiş emekçiler üzerinden bu üretim gerçekleşmektedir.
İş sağlığı ve Güvenliği alanında ülkemizde ise durum çok daha vahimdir. SSK verilerine göre ülkemizde günde ortalama 200 iş kazası meydana gelmekte, günde 3-4 işçi iş kazası sonucunda hayatını kaybetmekte, 4 işçi kaza sonucu iş göremez hale gelmektedir. Her yıl ortalama 1500 işçi hayatını kaybetmektedir. Ayrıca bunların dışında SSK kayıtlarına yansımayan, kayıt dışı çalışanların iş kazası ve meslek hastalıkları sonucu kayıplarının da bu sayılara dahil olmadığı bilinmektedir.Rekabetin maliyetleri düşürerek yapılması koruyucu önlemlerin alınmamasına yada göstermelik şekilde alınmasına neden olmakta topraklarından tarımın sanayileşmesi adına koparılan milyonlarca yoksul ucuz iş gücü olarak şehirlere yığılmaktadır. Mahrumların örgütlenebilme güçleri yok edilmekte sermaye sendika gibi emekçilerin örgütlenebilme alanlarını sulandırılmış olsa bile en sarısına dahi tahammül edememektedir.
Emekten yana bu kadar kara tablonun yerel ve küresel ölçekte sürmesi emeği ile geçinenler açısından bir umutsuzluğa sebep olmamalıdır.Her ne kadar kapitalizm kendi açısından tarihin sonunun geldiğini söyleyerek zaferini ilan etmiş bulunsa da onun hastalık ve kriz,eşitsizlik ve ekolojik felaket üreten hali karanlıklar içinden aydınlığın işareti olarak görülmelidir.İnsanlık Doğa ve varlık ile çelişmeyen bir dünyayı kurmaya tarihsel birikimi itibarıyla yeterlidir.İnsan Hakları mücadelesi ve bunun versiyonları olan dinlerin adalete ve varlığın birliğine yönelik katkıları yeni bir dünyanın kurulmasını mümkün kılmaktadır. İnsan hakları mücadelesi içinde çevreye itilmiş,tutunamayan mahrumlaştırılmış tüm insanların haklarını merkezin ezici despotizmine karşı savunmaya çalışan Mazlumder emeğin onurlandırıldığı sömürünün olmadığı insan ve doğa varlık bütünü içinde insanın potansiyeli ile beraber tüm erdemlerin ortaya çıktığı bir dünyanın kurulması özlemiyle, başta tarlalarda evlerde fabrikalarda tarihin sessiz emekçileri kadınlarımızın emek bayramını kutlar,dünyanın yükünü omuzlarında hisseden, elinin emeğinden hayırlısını yemeyen tüm emekçilerimizi selamlarız.
Yaşasın tarihin ışığı emek !
MAZLUMDER BURSA ŞUBESİ