BAĞYURDU DEĞERLENDİRME RAPORU

İnsan Hakları Ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği

İzmir Şubesi

BAĞYURDU

DEĞERLENDİRME RAPORU

IRKÇILIĞIN YOLAÇTIĞI ŞİDDET OLAYLARI ÖNLENMELİDİR

ÖZET

19 Mayıs 2006 günü İzmir'in Kemalpaşa İlçesine bağlı Bağyurdu Beldesi'nin kiraz alım bölgesinde zabıta görevlileri ile nakliye işleri yapan Bitlisli bir ailenin mensupları arasında araç park etme sorunu yüzünden başlayan tartışma kısa süre içinde kavgaya dönüşmüştür. Çevredeki vatandaşların müdahalesiyle olay yatışmış, kavgaya adı karışan kişiler ifadeleri alınmak üzere karakola götürülmüştür.

Olayı belde sakinleri arasında türk-kürt çatışması gibi yansıtmaya çalışan bazı grupların da tahrikleri sonucu Bitlisli aileye mensup oldukları iddia edilen 25-30 kişilik bir grup sloganlar eşliğinde belde meydanına yönelmiş, bu gruba karşılık vermek isteyen kalabalık bir grupla aralarında silahlı ve bıçaklı kavga yaşanmıştır. Çıkan arbede sonucu Sami Ören isimli belde sakini hayatını kaybetmiş, 12 kişi yaralanmış ve 17 kişi gözaltına alınmıştır. Gerginliğin büyümesi üzerine 15 yıldır Belde'de yerleşik bir hayat sürdüren Bitlisli iki aile evlerini terk ederek Aydın'daki akrabalarının yanına göç etmek zorunda kalmıştır. Evler, kısa süre içinde kalan eşyalar ile birlikte kimliği belirsiz kişiler tarafından tahrip edilmiştir. Beldeyi terk etmek zorunda bırakılan iki aile daha sonra Aydın'dan İstanbul'a gitmiş ve halen İstanbul'da yakınları ile birliktedir.

ARKAPLAN BİLGİSİ

MAZLUMDER İzmir Şubesi, olayların nedenleri ve toplumsal etkilerini araştırmak, sorumlu çevrelerin alması gereken önlemlere dikkat çekmek amacıyla Bağyurdu Beldesinde 09 Haziran 2006 günü incelemelerde bulunmuştur. MAZLUMDER İzmir Şube Başkanı M.Arif Koçer ve MAZLUMDER Genel Yönetim Kurulu Üyesi Selvet Çetin'den oluşan Komisyon çeşitli kişilerle görüşmeler yapmıştır.

Görüşmeler:

Komisyon, Bağyurdu Belediye Başkanı Rıdvan Üreten, Belediye Meclis Üyesi Ömer Güdükoğlu başta olmak üzere olaylara tanıklık eden belde sakinleri ile bir dizi görüşme gerçekleştirmiştir.

Yapılan görüşmelerde, Belediye Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi'nin ortak anlatımlarında;
Olayların basit bir araç park etme meselesi yüzünden başladığı, bu tartışmayı fırsat bilen bazı çevrelerin etnik farklılıkları kullanarak bir çatışma ortamı yaratmak istediklerine dikkat çekilmiştir.15 yıldır Belde'de çeşitli işlerle uğraşan iki Kürt kökenli ailenin bugüne kadar toplumsal bir olaya adının karışmadığı, yerel halk tarafından etnik kökenleri nedeniyle ayrımcılık ve hoşgörüsüzlüğe maruz kalmadıkları belirtilmiştir. Bazı basın-yayın organlarında çıkan ve Belediye hoparlöründen "Kürtleri öldürün" anonsu yapıldığı şeklindeki haberlerin tamamen düzmece olduğu ve bu yayınların toplumsal barışı yok etmek isteyen çevreler tarafından yapıldığının altı çizilmiştir. Olayların büyümesine Jandarma güçlerinin zamanında müdahale etmemesinin neden olduğuna, yaşamını yitiren Sami Ören'in ise kamuoyuna yansıtıldığı gibi herhangi bir kuruluşun yöneticisi bulunmadığına vurgu yapılmıştır. Bitlisli ailenin olaylardan yaklaşık bir ay önce meskenlerini satılığa çıkardığı belirtilmiş, olaylar sonrası evlerin kalabalık bir grup tarafından tahrip edilmesinde yine güvenlik önlemlerinin yetersizliğinin etken olduğuna dikkat çekilmiştir.

Terk edilen evlerden görüntüler...Aynı sokakta yan yana sıralanmış bulunan Bitlis'li ailelere ait 4 özel konut kimliği belirsiz kişiler tarafından tahrip edilmiş, kapı-pencereler,ev eşyaları parçalanmış halde...

Görgü tanıklarının anlatımlarında ise pek çok ortak noktanın bulunduğu gözlenmiştir. Belde sakinleri, uzun yıllardır bölgede ilk kez etnik bir çatışma ortamı ile karşılaşıldığını ifade etmişlerdir. Küçük bir tartışmanın bazı kişiler tarafından istismar edilerek etnik bir kavganın malzemesi haline getirilmesinden büyük kaygı duyduklarını belirten görgü tanıkları, olayları ve neden olduğu sonuçları hiçbir şekilde onaylamadıklarını vurgulamışlardır. Benzer şekilde görgü tanıklarının tamamı, jandarma güçlerinin olayların büyümesine seyirci kaldığına, kalabalığı dağıtmak için jandarma görevlilerinin sadece havaya bir-iki el ateş ettiğine ancak bunun da çatışmayı önlemekten çok uzak olduğuna dikkat çekmişlerdir. Görgü tanıklarından Bahçıvan Şahin Aykurt'un "Burada birileri ortalığı karıştırmak istiyorlardı, bunu da başardılar" ifadeleri diğer görgü tanıklarının da desteklediği ifadeler olarak öne çıkmaktadır.

Irkçılık insani değerleri tehdit etmektedir

Bağyurdu olayları, her şeyin yolunda gittiğini düşünenler için ne yazık ki yanıltıcı bir özellik taşımaktadır. MAZLUMDER olarak yıllardır dikkat çekmekte olduğumuz ve gittikçe tırmanışa geçmesinden kaygı duyduğumuz ırkçı akımların toplumu bir hastalık gibi sarmaya başladığına dair işaretler giderek çoğalmaktadır. [1]


[1] www.yalniz-kurt.com web sitesinin 22 Mayıs 2006 tarihli manşet haberlerinde Bağyurdu olayları ile ilgili olarak "İzmir'de hayvanlar kudurdu, defolup gidin köpekler" gibi ifadelere yer verilmiştir. Türk Milliyetçilerinin bu yayınlarına karşılık Kürt milliyetçiliğini öne çıkaran sitelerden biri olan www.RojaCiwan.com web sitesinin forum köşelerinde de Bağyurdu'nda hayatını kaybeden kişi için ağır hakaretler yer almakta ve saldırıyı düzenleyenler övülmektedir.Bu ve benzeri sitelerin ırkçılık,ayrımcılık ve hoşgörüsüzlüğü yayan,şiddeti öven ve teşvik eden mesajlar vermesi toplumda derin kaygı uyandırmaktadır.Bu yayınların engellenmesi için şu ana kadar etkili yasal bir yaptırım uygulanmış değildir.

Farklı etnik, kültürel veya sosyal kökene sahip olmak insanlığın en önemli zenginliklerinden sayılması gereken bir özellik olmalı ve korunmalı iken, farklı kimliklere tahammülsüzlük yıkıcı toplumsal etkileri beraberinde getirmektedir. Resmi devlet politikalarının da etkisiyle toplumda giderek tırmandırılmak istenen etnik gerginlikler kimi zaman yerini ırkçı kurumlara ve ırkçı söylemlere bırakmaktadır. [2]

Aynı zamanda ayrımcılığı körükleyen başlıca unsurlardan biri ırkçılıktır. Yakın geçmişe bakıldığında sadece Ruanda'da etnik temizlik yapılarak 500 bin insanın yok edilmesi, Bosna-Hersek'te en az 250 bin insanın hayatını kaybetmesi ırkçılığın yol açtığı yıkımı gözler önüne sermektedir. Toplumumuz sinsi bir insanlık düşmanı olan ırkçılık ve ayrımcılığın her türüne karşı son derece dikkatli olmalı, farklılıklarımızın kültürel bir zenginlik olduğu unutulmamalıdır. Etnik farklılıkları kullanarak asırlardır varolan bir arada yaşama kültürünü bozarak toplumu şiddet ve kaos ortamına sürüklemek isteyen çevrelere fırsat tanınmamalıdır.

Türkiye ırkçılık, ayrımcılık ve hoşgörüsüzlüğün örmekte olduğu duvarın farkında olmalıdır

" Komite Sözleşmelerde kullanılan 'ayrımcılık' teriminin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, politik ya da diğer görüşler, ulusal ya da sosyal köken, mülkiyet, doğum ya da diğer statüler gibi herhangi bir zemin üzerine dayandırılan, ve bütün hak ve özgürlüklerin eşit ölçüde bütün kişiler tarafından tanınmasını, kullanılmasını veya yararlanılmasını kaldırma veya zayıflatma amacına sahip, herhangi bir ayırma, dışlama, kısıtlama veya üstünlük tanıma olarak anlaşılması gerektiğine inanmaktadır"

BM İnsan Hakları Komitesi- CCPR General Comment No. 18-1989

Geçen bir yıl içinde Mersin'de, Trabzon'da, Sakarya'da yaşanan olaylar, son yıllarda yükselen aşırı milliyetçiliğin sıradan insanların duygularını da etkilemeye başladığının tipik bir göstergesidir. Bağyurdu olayları ise hoşgörüsüzlük ortamının batı bölgelerinde insanların yerinden edilmesi ile sonuçlanabileceği son derece tehlikeli bir sürecin habercisi gibidir.


[2] Merkezi İzmir'de bulunan Türkçü Toplumcu Budun Derneği (TTBD) üyelerinin "Kürt nüfus artışı durdurulsun" temalı eylemlerinden bir görüntü. Dernek, Türk ırkçılığı yapmakta olduğunu tüm etkinlik ve yayınlarıyla ifade etmektedir. TTBD'nin bu eylemi ile ilgili suç işlendiği gerekçesiyle çeşitli sivil toplum kuruluşları Savcılığa suç duyurusunda bulundu.

1. Kanunda öngörülen haklardan yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka görüşler, ulusal ya da sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensubiyet, servet, doğum veya başka bir statüden kaynaklanan herhangi bir nedenle ayrım yapılmaksızın sağlanır.

2. Kimse, herhangi bir kamu otoritesi tarafından, 1. fıkrada sayılan gerekçelerle ayrımcılığa tabi tutulamaz."

AİHS-Ek 12 No'lu Protokol-Madde 1-

Türkiye ayrımcılık suçunu TCK 122.maddesi ile cezai yaptırıma bağlamış olsa da ırkçılık ve ayrımcılığın önlenmesine ilişkin hükümler içeren birçok uluslararası sözleşmeyi ya onaylamamış ya da çekinceli şekilde onaylamıştır. Bu durum, ırkçı yaklaşımların neden olduğu ayrımcı davranışların cezalandırılmasına ilişkin yapılması gereken yasal düzenlemeler için de olumsuz bir nitelik taşımaktadır.

Öneriler

· Bağyurdu'nda yaşanan olayların (özel konutlara yapılan saldırılar da dahil olmak üzere) tüm sorumlularının ortaya çıkarılması için bağımsız bir komisyon kurulmalı, inceleme sonuçları kamuoyuna açıklanmalıdır.

· Bağyurdu'ndan ayrılmak zorunda kalan ailelerin evlerine güvenli olarak dönüşleri sağlanmalı ve bir arada barış ve güven içinde yaşanabilecek bir ortam ivedilikle sağlanmalıdır.

· Doğu ve Güneydoğu'dan Ege bölgesinin muhtelif yerlerine göç eden insanlarımızın benzer şiddet olayları içine çekilmemsi, ayrımcılık ve hoşgörüsüzlüğün önlenmesi için aşırı Türk ve Kürt milliyetçisi kurumların kışkırtıcı davranışlarının önüne geçilmelidir.

· Türkiye zaman yitirmeden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ayrımcılık yasağını düzenleyen Ek-12.protokolünü onaylamalıdır.

· Türkiye ayrımcılığın her türünü önleyici kapsamlı bir yasal düzenlemeyi hayata geçirmeli, etnik ayrımcılığı bir ayrımcılık unsuru olarak bu düzenlemeye yansıtmalıdır.

· Türkiye, Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi'nin seçmeli protokollerini onaylamalıdır.

· Irk ve etnik ayrımcılığın istatistiki verileri bakımından İçişleri Bakanlığı'nın Devlet İstatistik Enstitüsü'nün (DİE) dini ve etnik konularda istatiksel çalışma yapmasını engelleyen genelgesi kaldırılmalı, DİE'nin bu konularda düzenli çalışmalar yapması sağlanmalıdır.

· Irkçılık, ayrımcılık,hoşgörüsüzlük ve yabancı düşmanlığı gibi unsurlar içeren ders kitapları gözden geçirilmeli, bu tür yayınlara izin verilmemelidir.

· Ayrımcılık ve ırkçılık konularında hakim ve savcılar düzenli olarak uzmanlar tarafından eğitilmelidir.

YAYIN BİLGİLERİKategori Adı Yurt İçi RaporlarTarih 2006-05-19
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 3702407

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari