2005 OCAK-ŞUBAT İNSAN HAKLARI İHLALLERİ DEĞERLENDİRMESİ

MAZLUMDER Genel Başkanı Ayhan Bilgen'in Ocak- Şubat 2005 İhlal Raporu Değerlendirmesi:

TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER KONUSUNDA TAHAMMÜLSÜZLÜK DEVAM ETMEKTEDİR

2005 yılının ilk aylarında gerçekleştirilen sokak gösterilerinde güvenlik güçlerinin müdahale biçimi ciddi hak ihlallerini doğurmuştur. Göstericilerin gündemleri ya da taleplerinin içeriği sözkonusu hakkın kullanımında bir kısıtlamayı doğurmamalıdır. Göstericilerin güvenliğinin sağlanması ve çevreye zarar vermelerinin önüne geçilmesi ile görevli olan kolluk kuvvetlerinin yetkilerini aşarak cezalandırmaya gitmesi kabul edilemez bir durumdur.Emine Erdoğan'ın katıldığı İstanbul'da bir okul açılışında kilise istemediklerini afişle ifade eden Ülkü Ocağı mensuplarına müdahale biçimi bir çok eylemde de benzer biçimde sergilenmiştir. Mersin'de göstericilere müdahale eden polisin silahla yakın mesafeden Ümit Gönültaş'ın ölümüne sebebiyet vermesi bu müdahalenin maksadı aşan orantısız boyutlarda olduğunu göstermektedir. Daha sonra birçok şehirde gerçekleşen gösterilerde de güvenlik güçlerinin aynı sertlikle müdahale etmeleri ortak ve bilinçli bir tutum olarak gözlenmektedir. Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen eylemlerle ilgili provakasyon iddiaları geçmişteki müdahale biçimleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Sorunu salt AB sürecine endeksleyerek değerlendirmek doğru bir yaklaşım değildir.Kaldı ki güvenlik görevlilerinin provakasyonlara alet olmaması yanında sert müdahale ile provakasyonlara sebebiyet ve fırsat vermemesi de beklenir. Sorun sadece güvenlik güçlerinin bireysel hataları olarak da değerlendirilemez. Yaygın tahammülsüz yaklaşım ve siyasi iradenin hukuk devletine yakışır biçimde yeterince yansıtılmaması da benzer olaylarda benzer görüntülerle karşılaşılmasını olağan hale getirmiştir.

Antik Kentten tarihi eser çaldığı iddiasıyla gözaltına alınan Latif Okay'ın gözaltında ölümü, jandarma görevlileri tarafından "aşırı heyecan dolayısıyla kalp krizi" şeklinde tanımlanmıştır. Ulucanlar Cezaevi'nde Behçet hastası bir hükümlünün hasta koğuşunda yer olmadığı gerekçesiyle tedavi edilmemesi sonucu ölümüne sebebiyet verilmiştir. Her iki olay da Türkiye'de gözaltı ve cezaevi koşullarında yeterince iyileşme yaşanmadığının açık göstergeleridir.

Gözaltında copla tecavüze uğradıkları ve işkence gördükleri iddiası ile Ceren Salmanoğlu ve Deniz Polattaş'ın üç polis hakkında açtıkları dava İskenderun 1.Ağır Ceza Mahkemesince 2001 yılında İstanbul Adli Tıp Kurumundan istenen raporun gelmemesi dolayısı ile ertelenmiştir. İşkence davalarında geç işleyen yargı mekanizması gazetelere ve basın çalışanlarına yönelik davalarda oldukça hızlı kararların çıkmasını sağlamıştır. Belko davasında Hatice Şahin'in başörtülü yargılanmasına izin verilmemesini hukuka aykırı olarak niteleyen Yeni Şafak Gazetesi'ne 133 bin YTL, Cumhuriyet Gazetesi karikatüristi Musa Kart'a 5 bin YTL, Vakit Gazetesi karikatüristi Kemal Güler'e 20 bin YTL tazminat ödeme cezası verilmiştir. AİHM, kitabından dolayı cezalandırılan yazar Muzaffer Erdost'a 8500 Euro, Süleyman Demirel'e hakaretten yargılanan Ekrem Pakdemirli'ye 38 bin Euro ödenmesine karar vermiştir. Bugüne kadar AİHM'in Türkiye için hükmettiği toplam tazminat 16 milyon Euroyu bulurken dostane çözümle de 14 milyon Euro ödenmek zorunda kalınmıştır.

"Azınlık Hakları ve Kültüre Haklar" raporundan dolayı Prof. Dr. Baskın Oran ve Prof. Dr. İbrahim Kabaoğlu hakkında TCK'ya muhalefetten soruşturma başlatılmıştır. Özgür Der Genel Başkanı, Hülya Şekerci başörtüsü ile ilgili bir yayın dolayısıyla yargılanarak beraat etmiş, dergi sahibi Nagehan Çakar ise para cezasına çarptırılmıştır, İnfaz hakimliği cezayı hapse çevirmiştir. Yargının özgürlükler ve insan hakları merkezli bir perspektifle hareket etmemesinin örneklerini ortaya koyan bu davalar AB sürecindeki yasal düzenlemelere rağmen hukuk devleti yolunda bir direnci ortaya koymaktadır.

Gölbaşı Özel Kuvvetler Tesisi inşaatında TSK'nın zarara uğratıldığı iddiasıyla 39 kişinin yolsuzlukla yargılandığı davayı izlemek isteyen Tercüman ve Birgün Gazetesi muhabirleri akredite olmadıkları için Radikal Gazetesi muhabiri Adnan Keskin için ise sakallı olduğu için duruşma salonuna alınmadı. Bu olay basın özgürlüğü açısından önemli olduğu kadar güvenlik bürokrasisindeki değişimin nasıl algılanması gerektiği konusunda da ipucu teşkil etmektedir. 12 Eylül askeri yönetimi başta olmak üzere olağanüstü dönemlerin hukuk dışı uygulamalarının hala yargı konusu yapılamamasına rağmen yolsuzlukların sorgulanması küçümsenmeyecek bir durumdur.Ancak yaşama hakkı başta olmak üzere birçok hakkın ihlal edildiği dönemlerin yargılanması şüphesiz maddi zarardan daha az önemli görülemez.

Çocuk yuvaları, yaşlı bakımevleri, SHÇEK yurtlarında yaşanan olaylarla ilgili tepkiler de dikkat çekici niteliktedir. Urla'da 10 çocuğun tecavüze uğradığı gerekçesiyle yargılama devam ederken CHP'nin "18 yaşındaki bir kız kendi isteği ile dışardan birisi ile ilişkiye girmiştir" şeklindeki değerlendirmesi sorunun boyutlarının yeterince doğru görülemediğini ortaya koymaktadır. Kula'da yaşlı bakımevinde, Ürgüp ve Ağrı'da SHÇEK yurtlarında özürlü ve çocuklara yönelik tecavüz vakaları siyasi kadrolaşma yaklaşımlarının ötesinde bir hak ihlali olarak ele alınabilmelidir.

Bu aylarda çalışma hayatı ile ilgili özellikle sendikalaşmayı işten çıkartma ile cezalandıran uygulamalara sıkça rastlanmıştır. Adana'da Eğitim Sen üyelerinin "sendikal faaliyette bulunma" iddiasıyla soruşturulması ve 7 öğretmenin görev yerinin değiştirilmesi bunun örneklerinden biridir. Balıkesir'de doktor Bekir Ceylan'ın 1997 yılındaki bir ankete verdiği cevaplar dolayısıyla görevden alınması da dikkat çekici bir vakadır.

AB sürecinde hazırlanan TCK'nın 49. maddesinin cezada üst sınırının olamayışı dolayısıyla 20 yıla kadar hapse sebebiyet verecek bir düzenlemenin bulunması beraberinde pek çok hak ihlalini getirecektir.

Süleyman Yeter davası için rapor hazırladıkları gerekçesiyle İHD, TİHV, ÇHD, TTB hakkında İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün MLKP örgütü ile ilişkili oldukları değerlendirmesi yapması insan hakları ve sivil toplum temsilcilerine yönelik önyargının hala devam ettiğini göstermektedir.

YAYIN BİLGİLERİKategori Adı Yurt İçi RaporlarTarih 2005-03-30
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: info[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 3605786

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari