2005 MART İNSAN HAKLARI İHLALLERİ DEĞERLENDİRMESİ

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK KISITLAMALARDA DİKKAT ÇEKİCİ BOYUTTA ARTIŞ YAŞANDI.

İfade özgürlüğü açısından Mart ayına damgasını vuran sokak gösterileri ve kutlamalarla, bunlara yaklaşım biçiminden kaynaklanan hadiselerdir.

Kadınlar günü dolayısı ile İstanbul'da gerçekleştirilen eyleme polisin müdahale şekli üzerine yapılan tartışmalar insan hak ve özgürlükleri açısından üzerinde durulmaya değer bir durum ortaya çıkarmıştır.

Göstericilerin eylemleri sırasında tahrik edici bir tavır takınmaları bütünüyle yargısal bir sorgulama ile tespit edilebilir. Kullanılan sembol yada sloganlarla ilgili değerlendirmeyi yapmak güvenlik güçlerinin takdir ve insiyatifine bırakılmamalıdır. Bu durum her gösteride güvenlik güçlerinin kendi dünya görüşleri ve kişisel yaklaşımları doğrultusunda tutum geliştirmelerine ortam oluşturur. Böyle bir yaklaşım ise hem güvenlik güçlerinin kendi içlerinde farklı refleksler sergilemelerine hem de her gösterici grubuna göre müdahale yöntemi sergilemelerine sebep olur.

İstanbul'da yaşanan olaylarla ilgili kimi hükümet üyelerinin Avrupa'daki kötü örnekleri emsal göstermesi ise ayrıca yadırganacak bir davranıştır.

Türkiye'de hak ve özgürlüklerin kullanımında yaşanan sorunların aşılabilmesinin AB sürecine endekslenmesi başlı başına problemli bir pozisyon doğurmaktadır. Böylesi açıklamalar son yıllarda yaşanan olumlu gelişmelerin konjenktürel iyileşmeler olarak görülmesine sebep olmaktadır. Bu da AB sürecine duyulan tepkinin insan hakları ve özgürlüklerini de hedef alan bir öfkeye dönüşmesine ortam oluşturmaktadır.

Türkiye'nin bir çok yerinde düzenlenen Nevruz kutlamalarında olay çıkmaması, barış ve kardeşlik mesajlarının egemen olmasına rağmen birkaç olay üzerinden geliştirilen gerilim, başka üzücü olayları da beraberinde getirmiştir. Her iki olayla ilgili yargı süreci işlerken yapılan açıklamaların, soruşturmaları yönlendirici bir etki yapacağı da göz ardı edilmemelidir.

Bir çoğuna kamu görevlilerinin de katıldığı Bayrak eylemlerinin düzenlendikleri mekanlar itibarı ile mevzuata uygun hareket etme ihtiyacının bile duyulmaması yasa önünde eşitlik ilkesi ile açıkça çelişmektedir.

İfade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar Mart ayında yoğun biçimde yaşandı.

Kitap toplatılması ve imha edilmesi ile ilgili yetki sadece yargıya aitken, Isparta Sütçüler ilçesi Kaymakamı Mustafa Altınpınar'ın Orhan Pamuk'un kitapları ile ilgili tavrı hem tahammülsüzlük hem de yetkisiz eylemin örneklerindendir.

Yazar Mustafa Erdoğan ve Ragıp Zarokolu ile ilgili davalar devam ederken, Şevket Eygi ile ilgili kararda Yargıtay Ceza Genel Kurulunca " terk edilmiş sistemler konusunda kıvılcım saçan düşünce açıklandığı anda açık ve yakın tehlike oluşturur" yorumu yapılmıştır.

Yazar Sami Cebeci, hakkında kesinleşen kararın onanması ile tebligat yapılmadan gözaltına alındı. Yine Yeni Asya muhabiri Naciye Kaynak'ın başörtülü olduğu için toplantıya alınmaması ve Evrensel gazetesine yönelik tazminat davaları basına yönelik kısıtlayıcı davranışları teşkil etti.

Başbakanla ilgili karikatür dolayısı ile hakkında tazminat davası açılan Penguen dergisinin karşılaştığı durum, hakarete varmayan eleştiri ve mizaha bile hoşgörü gösterilmediğini ortaya koymaktadır.

Batman adliyesine duruşma izlemek üzere gelen 75 yaşındaki Salih Boral'ın başındaki sarık nedeniyle Başsavcının talimatıyla "şapka kanununa muhalefetten" gözaltı işlemi yapıldı. Mardin'de izinsiz din eğitimi yapıldığı gerekçesi ile aralarında çocuklar ve kadrolu din görevlisinin de bulunduğu 30 kişi gözaltına alındı.

Sakarya Taraklı ilçesinde jandarma tarafından, izinsiz faaliyet gösterildiği gerekçesi ile Kuran Kursuna baskın düzenlenerek 3 kişi gözaltına alındı. Dini özgürlüklerin kısıtlanması ile ilgili yaşanan bu uygulamalar yeni TCK ile daha ağır cezalandırmaları beraberinde getirecektir.

Kültürel haklarla ilgili yaşanan ilginç gelişmelerden birisi TRT için hazırlanan bir müzik programına çağrılan Bekir Topaloğlu'nun lazca şarkı söylemesine "anadilde yayın yönetmeliğinde yer almadığı" gerekçesi ile izin verilmemesidir.

Tunceli'de Nevruz kutlamaları için yapılan başvuru dilekçesinde geçen "Newroz" kelimesinin Türkçe olmadığı gerekçesi ile izin verilmemesi de dikkat çekici uygulamalardandır.

Üniversitelerde çeşitli etkinliklere katıldıkları gerekçesi ile öğrenciler hakkında açılan soruşturmalarda ciddi bir artış gözlenmektedir. Bazı üniversitelerde daha önce açılan soruşturmalar sonucunda okuldan kaydı silinen öğrencilerle ilgili kararların gerekçeleri oldukça dikkat çekici niteliktedir: "YÖK personeline hakaret etmek." Bolu İzzet Baysal Üniversitesinde "siyasi amaçlı olduğu" gerekçesiyle film gösterimine izin verilmemiş, sorunlarını dile getirmek için eylem yapan öğrencilerle ilgili açılan soruşturmada daha önce okulu bırakan öğrenciler de yer almıştır. YÖK'ü protesto gösterilerini "kaldırımdan izledikleri" polis raporu ile tespit edilen öğrencilerle ilgili "karayollarını trafiğe kapatmak" suçundan dava açılmış olması da YÖK'ün neredeyse tartışılamaz bir kurum olarak görülmesinin işaretlerini teşkil etmektedir.

YAYIN BİLGİLERİKategori Adı Yurt İçi RaporlarTarih 2005-04-30
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: info[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 3605776

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari