2004 İNSAN HAKLARI İHLALLERİ DEĞERLENDİRMESİ

BİREYİN ÖZGÜRLEŞMESİ, SİVİL TOPLUMUN GÜÇLENMESİ VE HUKUK DEVELETİ İDEALİNİN GERÇEKLEŞMESİNİN ÖNÜNDEKİ CİDDİ ENGELLER VARLIĞINI SÜRDÜRMEKTEDİR.

Mevzuat açısından ele alınması gereken en önemli nokta Türkiye'nin anayasal düzenidir. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki ayrım etkin olmadığı gibi hukuk devleti ihtiyacını karşılayacak ölçüde değildir. Temel hak ve özgürlükler açısından daraltıcı bir yaklaşıma sahip Anayasa yargı denetimi dışında tutulan geniş bir alan bırakmaktadır. Seçim Kanunundaki temsili engelleyen baraj, parlamentonun yürütme karşısındaki zafiyetinin de en önemli nedenidir. AB sürecinde gerçekleştirilen hızlı yasal düzenlemeler bir kısmı olumlu olmakla birlikte yeterince tartışılmadan gerçekleştirilmiştir.

Yürütmede ki çok başlı yapı parlamento içinden seçilen siyasal iktidarın yapamadıkları yada yapmak istemediklerinin mazereti olarak kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanın Anayasadan kaynaklanan yetkilerini toplumsal beklentileri hiçe sayarak kullanması yapılan reformları da etkisiz kılmaktadır. Laiklik ilkesinin demokratik bir biçimde algılanmaması ve dini hayatın kontrol altında tutulması çabaları inanç özgürlüğü önündeki en önemli engeldir. Yine kültürel hakların kullanımını engelleyen tek tipleştirici totaliter anlayışlar örgütlenme ve basın hayatında ciddi kısıtlamaları doğurmaktadır.

Resmi ideoloji ve tehdit tanımlamalarını referans alan yargı, insan hakları ve özgürlüklerden hareketle bireyi ve toplumu koruma kaygısı taşımamaktadır. AİHM'de hakkında en çok şikayet bulunan ülke Türkiye'dir ve önemli bir kısmı adil yargılanma talebine dayanan ve bu güne kadar 3 trilyonu bulan tazminat ödenmiştir.

İşkence davalarında sembol hale gelen Birtan Altunbaş, Süleyman Yeter dosyaları ya zaman aşımı kıskacına girmiş, ya da iyi niyete dayalı ceza indirimine tabi tutulmuştur. Hani'de dışkı skandalı mağduru çocukların avukatı Mehmet Zülfü Dündar hakkında görevi kötüye kullanma davası açılmıştır. 2001'de gözaltında ölen Özgür Ünal ile ilgili Balıkesir'de görülen davada 7 polisin 5'i beraat etmiş, 2'si görevi ihmalden yargılanarak cezaları paraya çevrilmiştir. Manisalı gençlerle ilgili davada polisin avukatı cezaevi izleme kuruluna atanmıştır. İ.Ü Rektörlüğünün Şebnem Korur Fincancı'yı görevden alması İzmir Barosu'nun işkence ile ilgili projeyi durdurması 2004 yılının önemli olaylarıdır. İşkence şikayetlerinde idari soruşturma sistemi özellikle uygulanmamıştır. Beyoğlu Asayiş Büro Amirliği'nin Cihan Sevim'in tatbikat sırasında düşerek yaralandığı iddiasıyla görevde olmayan polise tutanak imzalattırılması ilginç olaylardandır. Beytüşşebab'da 27 köylünün şikayetçi olduğu jandarma görevlilerinin yargılanmasına adalet Bakanlığı izin vermemiş, takipsizlik kararı alınmıştır. Güvenlik güçlerinin Van'da Fettah Ülgen'in ağzına namlu sokarak tehdit etmesini engelleyen akrabası hakkında görevli memura mukavemet etmekten dava açılmıştır. Murat Demirel'in yargılaması sırasında "bana işkence yaptılar PKK'lı muamelesi gördüm" sözleri üzerinde düşünülmeye değerdir. Uğur Kaymaz ve babasının Kızıltepe'de infaz edilmesi akabinde savcılığın anne hakkında dosya hazırlaması, yargının refleksini göstermesi açısından önemlidir. TAYAD davasında adları diskette geçtiği için gözaltına alınanların cezaevinden mahkemeye getirilememeleri dolayısıyla tutukluluk halleri aylarca sürmüştür.

2004 yılında dini özgürlükler açısından ilginç girişimlerden birisi CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın TBMM gündemine taşıdığı soru önergesidir. Bu önergede Başbakan, Bakanlar ve Milletvekillerinin resmi yurt dışı gezilerinde eşlerinin kıyafetleri gündeme getirilmiştir. Ankara Barosu seçimlerinde Pazar günü oy kullanan avukatların başörtüleri de soruşturma konusu olmuştur. Adapazarı Altı Nokta Körler Derneği Başkanı Hatice Akçil üniversite içindeki dernek merkezine başörtülü olduğu için girememiş, dernek Genel Merkezi Akçil'i başkanlık görevinden almış üyelikten çıkartmak içinde işlem yürütmüştür. Kız folklor ekibinin başlarını türban gibi bağladıkları için tören alanına sokulmamaları da trajikomik bir durum oluşturmuştur. Harbiye Askeri Müzesini ziyaret eden Ayşegül Alev başörtüsü dolayısı ile engellenmiş, "yabancılara da mı böyle yapıyorsunuz" sorusu üzerine "sadece başörtülü Türkleri almadıkları" cevabı ile karşılaşmıştır. Mübarek'in Sezer'i ziyaretinde Mısırlı muhabir Salla Alham köşke kabul edilmemiştir. Ardahan Jandarma Karakolunda görevli astsubay, üniformalı ibadet gerekçesiyle TSK'dan uzaklaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı Sezer, kamu yönetimi yasa tasarısını, başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik düzenleme gerekçesiyle kısmen iade etmiştir. YAŞ kararıyla TSK'dan uzaklaştırmalar 2004 yılında da devam etmiştir. Hatay da kilisede ayin yapmak isteyen 22 İtalyan turiste "can güvenliğinizi sağlayamayız" denilerek izin verilmemiştir.

Kültürel haklar ile ilgili kısıtlamalarda en az laiklik uygulaması kadar çarpık tablolar ortaya çıkartmıştır. Bir İsveç vatandaşı Diyarbakır Nüfus Müdürlüğü'nden isminde X harfi olduğu için evrak alamamış, İHD Bingöl Şubesi'nin kaşe ve antetli kağıtlarında dernek ismi İngilizce olarak da yazıldığı için soruşturma açılmıştır. DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın Nusaybin'de Kürtçe "allahaısmarladık" dediği için soruşturma açılması, Muş Varto'da düğün davetiyesi dolayısıyla iki kişinin gözaltına alınması ilginç olaylardandır. Bu yaklaşım güvenlik politikalarının kültürel hakları ne derece kullanılmaz hale getirdiğinin açık göstergesidir. Dicle'de Yokuşlu köyü kahvesinde arama yapan askerlerin Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya resimleri için "akrabanız mı ki resimlerini asıyorsunuz, devrim mi yapmak istiyorsunuz" sözleri, futbol topunun üstüne "bir gün barış kazanacak" yazdıkları için öğrencilerin ifadelerine başvurulması 2004 yılının ilginç olaylarıdır.

Düşünce özgürlüğü açısından Hakan Albayrak "Bir Cuma Namazı" başlıklı yazısından dolayı Atatürk'ün manevi şahsına hakaret suçundan cezaevine girmesi, Fikret Başkaya hakkında Adalet Bakanlığı izniyle açılan davanın devam etmesi dikkate değerdir. Ferhat Tunç 2004 yılında söylediği türkülerden dolayı defalarca yargılanmıştır. Basın özgürlüğü açısından da ağır para cezaları 2004 yılına damgasını vurmuştur. Kadınlara yönelik töre cinayetlerinin 2004 yılında da yaygın biçimde devam ettiği görülmüştür.

Öğrenim özgürlüğü açısından YÖK'ün yıllardır sürdürdüğü gizli talimatla istihbarat toplama çalışmalarının devam etmesi önemli bir noktadır. Çalışma hayatında sendikaya üye oldukları için işten çıkartılmalar 2004 yılında da sıkça görülmüştür. TRT'de farklı dil ve lehçelerde yayın başlatılırken anadille öğrenim gerekçesiyle EĞİTİM-SEN hakkında kapatma davası açılmıştır. DEP'lilerin yıllardır devam eden cezaevi hayatlarına son verilmesi MGK'da yapılan değişiklikler AB sürecine endeksli gelişmeler olarak yorumlanmıştır. Yine aynı süreçte hazırlanan TCK, CMUK ve Ceza İnfaz yasaları özgürlükleri kısıtlayıcı ve kişiliği rencide edici tedbirleri bünyesinde barındırmaktadır. DGM'lerle ilgili değişiklik yargılama biçiminin özündeki olağanüstü durumu ortadan kaldırmamıştır.

Köye dönüş konusunda resmi rakamlar bugüne kadar 353 bin kişinin mağduriyetine rağmen 127 bin kişinin yasadan faydalandığı yönündedir. Korucuların keyfi uygulamalarının devam etmesi bunun en önemli sebeplerindendir.

Topluma kazandırma yasası çatışmaların bitmesi açısından ciddiye alınacak bir kazanım ortaya çıkartmadığı gibi toplumsal barış için de umut ışığı olmamıştır. Yeşil kart için başvuran İbrahim Taş'ın evrakına "kardeşi dağdadır" ibaresi yazılarak kaşe vurulmuştur.

Sivil toplumla ilişkiler açısından sistematik işkence tartışmalarında takınılan tavır ve danışma kurulu ile ilgili rapor tartışmaları önemli göstergelerdir. TİHİV Adana Temsilciliği hakkında işkence belgelerini Cumhuriyet savcılığına vermedikleri için gözaltı işlemi yapılmıştır. Isparta'da okul açılışı yapan Milli Eğitim Bakanı'nı YÖK yasasında geri adım attığı için protesto eden Özlem Bal TBMM'yi tahkir ve tezyif ettiği gerekçesiyle gözaltına alınmış,daha sonra tutuksuz yargılanmıştır. Baskın Oran ve İbrahim Kaboğlu hakkında Cumhuriyet savcılığı soruşturma açmıştır. Başbakanın işkence iddiasında bulunan örgütlerle ilgili "ideolojik davranıyorlar, şiir okuduğu için içerde yatmış birisi olarak söylüyorum benim ülkemde işkence yoktur" sözleri insan hakları savunucularını zor duruma sokmuştur. Aynı tarihlerde hükümetin insan hakları rehberi yayınlayarak devlet kurumlarının insan hakları savunucuları ile birlikte çalışmalarını istemesi Türkiye'nin tezadını ortaya koymaktadır.

MAZLUMDER Genel Başkanı Ayhan Bilgen

YAYIN BİLGİLERİKategori Adı Yurt İçi RaporlarTarih 2005-01-01
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: info[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 3605761

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari