ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
ANKARA MÜŞTEKİ :İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği Genel Merkezi
adına, Genel Başkan Yardımcısı Av. Emrullah BEYTAR
ŞÜPHELİLER :Yargıtay Başkanlar Kurulu Üyeleri
ADRES : Yargıtay Ana Binası Kızılay/ANKARA
SUÇ : TCK'nın 257. madde (Görevi Kötüye Kullanma Suçu), 288. madde (adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs) ve 301. maddeye (devletin kurum ve organlarını aşağılama)
SUÇ TARİHİ : 21.05.2008
DELİLLER : http://www.yargitay.gov.tr/ de bulunan 21.05.2008 tarihli Yargıtay Başkanlar Kurulu Basın Açıklaması
OLAYLAR :
1- Yargıtay Başkanlar Kurulu, 21.05.2008 tarihinde bir basın açıklaması yapmış ve söz konusu basın açıklamasını, kurumun adresi http://www.yargitay.gov.tr olan resmi web sitesinde yayınlamıştır. Söz konusu açıklama, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'na aykırılık teşkil ettiği gibi sarf edilmiş sözlerin bir kısmı, 5237 sayılı yasaya göre suç niteliğindedir. Şöyle ki;
1.1- 2797 Sayılı Yargıtay Kanunun 1. maddesinde Yargıtay, "adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile bu kanun ve diğer kanunların hükümlerine göre görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 13. maddesinde ise, Başkanlar Kurulunun görevleri;
- Adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri ilk ve son merci olarak inceleyip karara bağlamak,
- Yargıtay Başkan ve üyeleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı vekili ve özel kanunlarında belirtilen kimseler aleyhindeki görevden doğan tazminat davalarına ve bunların kişisel suçlarına ait ceza davalarına ve kanunlarda gösterilen diğer davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakmak,
- Kanunlarla verilen diğer işleri görmek şeklinde açıkça belirlenmiştir. Söz konusu iki maddede açıkça anlaşılacağı üzere, Yargıtay ve Yargıtay Başkanlar Kurulunun tek görevi hukuk ve adaletin muhafazasıdır. Hal böyle olmasına rağmen, suça konu basın açıklamasında kullanılan dilin ve verilmek istenen mesajların, kurumun kuruluş, amaç ve işleyişini belirleyen kanuna aykırılığı açıktır.
1.2- Yargıtay Başkanlar Kurulu 21.05.2008 tarihinde yapmış olduğu basın açıklamasında yer alan, "Tüm gelişmeleri izleyip değerlendiren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasanın ve yasaların kendisine yüklediği sorumluluğun gereği ve tezahürü olarak, yasal yöntemle topladığı kanıtlara dayanmak suretiyle bir siyasi parti hakkında iddianame düzenleyerek Anayasa Mahkemesi nezdinde yargılama ve müeyyide talebinde bulunmuş, ne var ki talebin muhatapları ve onların yandaşları, iddianamenin kurumsal olduğu gerçeğini göz ardı ederek, akla, mantığa ve hukuka aykırı tavır, söylem ve yazılarla ve hatta çoğu suç teşkil eden davranışlarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nı, toplumun tepki ve husumetine muhatap kılmaya yönelmişlerdir. Bu türden davranışların, kişisel tatmin duyguları ötesinde, yargılanan siyasi kuruluşa hukuken hiçbir yarar sağlamayacağı, yargılamanın sonucunu da etkileyemeyeceği gözetilmemiş, zaman zaman şiddetini kaybetse de bütünüyle sona erdirilmediği, belki de bilinçli tarzda sona erdirilmek istenmediği gözlenir olmuştur" sözleri ile anayasa değişikliğine ilişkin "Toplumun yoğun ve isabetli refleksi, anılan taslağın yasalaştırılması girişiminde duraksama yaratmış; ancak, Anayasanın 10. ve 42. maddeleriyle ilgili değişiklik, engellenemeyen bir hızla yasalaştırılmıştır"
ifadelerinin, henüz karara bağlanmamış iki davanın gidişatına müdahale olduğu açıktır. Şüpheliler, söz konusu bu ve benzeri ifadelerle Anayasa Mahkemesi'ndeki adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmişlerdir. Bu ifade ve eylemleri, 5237 sayılı yasanın 288. maddesinde tanımlanmış suçun unsurlarını oluşturmuştur.
1.3- Şüpheliler; 2797 sayılı yasanın 1. ve 17. maddelerinde açık ve sınırları net olarak belirtilmiş görev ve yetki alanlarının dışına çıkarak görev ve yetkilerini kötüye kullanmışlardır. Demokrasinin ve hukukun önceliği/üstünlüğü ilkesinin hâkim olduğu, evrensel hukuk ilkelerini benimsemiş ülkelerde, yargı mekanizması hukukun güçlenmesi ve eşitliğe dayalı adaletin dağıtılması noktasında çaba ve gayret sarf etmektedir. Yargıtay Kanununun 1 ve 13. maddelerinde açıkça bu çaba ve gayretlerin sınırları ve yöntemi belirlenmiştir. Şüphelilerin, söz konusu açıklamalarıyla çizilen sınırları aşarak görev alanlarına girmeyen bir konuda makam ve yetkilerini kullanarak açıklamada bulunmakla, TCK'nın 257. maddesinde tanımı yapılmış bulunan görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri açıktır. Zira TCK'nın 257. maddenin 1 fıkrasında "görevinin gereklerine aykırı bir şekilde hareket edenlerin" bir yıldan üç yıla kadar hapis ile cezalandırılacağı, kanun koyucu tarafından çok açık ifadelerle amir hüküm haline getirilmiştir. Şüpheliler, kurumun kuruluş amacını ve görevlerini düzenleyen 2797 sayılı yasaya aykırı hareket ederek hukuku ve yargıyı siyasallaştırmışlardır. Halkın, siyasallaşmış bir yargıdan adalet dağıtmasını beklemek, imkânsızı talep etmekten başka bir anlam taşımamaktadır.
1.4- Şüphelilerin yapmış olduğu açıklamanın muhtevası incelendiğinde, halkın özgür iradesi ile oluşan Meclis ve Meclisin içinden çıkan hükümetin ve dolayısıyla demokratik devletin kendileri açısından pek bir anlam taşımadığı anlaşılmaktadır. Nitekim, "Yargı huzurunda, kendini ve siyasi teşekkülünü hukuka uygunluk içinde savunmak, ithamların asılsızlığı inancına sahip olunuyorsa kendi karşı kanıtları ve gerekçeleriyle iddiaları çürütmek yerine, "dilediği her şeyi yapabilme yetkisini halktan aldığı" gibi şaşırtıcı bir inançla" vb sözleri, şüphelilerin, halkın iradesini "şaşırtıcı inanç" olarak değerlendirdiklerini göstermektedir.
Şüphelilerin söz konusu bu ifadeleriyle, halkın iradesini hakarete varan derecede küçümseyerek 5237 sayılı yasanın 301. maddesinde tanımı yapılmış bulunan suçu işledikleri açıktır.
SONUÇ VE İSTEK :Yukarıda izah ettiğimiz sebeplerden dolayı; 5237 sayılı yasanın 257, 288 ve 301. maddelerinde tanımı yapılmış bulunan suçları işledikleri gerekçesiyle şüpheliler hakkında kamu davası açılmasını dilerim.23.05.2008
MÜŞTEKİ İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği adına
Genel Başkan Yardımcısı
Av. Emrullah BEYTAR