Bilindiği üzere 4483 sayılı kanun kapsamında memurların ve kamu görevlilerinin soruşturulması, bağlı bulunduğu idarenin iznine bağlıdır. Kanuna göre ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri hariç kamu görevlilerinin yargılanabilmesi, ancak idarenin izin vermesi ile mümkün olabilmektedir.
- 31 Ağustos 2023 tarihli bir haberde İstanbul Valisi Davut Gül’ün, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen, Cumartesi Anneleri ve avukatlarını gözaltına alan polisler hakkında soruşturma izni vermediği,
- 19 Mart 2023 tarihli bir haberde Bartın’ın Amasra ilçesinde Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait maden ocağında 14 Ekim 2022 tarihindeki grizu patlaması sonucu 42 işçinin yaşamını yitirmesine ilişkin dosyada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının, faciadan önce madende denetim yapan başmüfettişleri İ.G. ve C.T. hakkında soruşturma izni vermediği,
- 16 Şubat 2022 tarihli bir haberde 30 günlük bir bebeğe İzmir'deki bir aile hekimliğinde yanlışlıkla hepatit B aşısı yerine Kovid-19 Biontech aşısının yapılması ile ilgili sorumlular hakkında soruşturma izni verilmediği,
- 2 Ekim 2020 tarihli bir haberde ise Diyarbakır’da 37 bebeğin hastanede şüpheli ölümüne ilişkin yapılan şikâyetler sonucu, eski Vali Güzeloğlu'nun, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma talebine; “Hastanede temizliğe riayet edilmemesi, kötü yönetim ve vurdumduymazlık sonucu hastane enfeksiyonu kaynaklı bebek ölümlerine sebebiyet verdiğini, ayrıca adı geçenlerin bu aksaklıklardan yöneticilik vasıfları dolayısıyla sorumlu olduğu iddiasının sübuta ermediği ve görevlerini kötüye kullanmadıkları değerlendirildiğinden soruşturma izni verilmemesine karar verdim” şeklindeki beyanatı,
basına yansıyan vahim örneklerden yalnıza birkaç tanesidir.
Kısa bir medya taramasıyla bu örnekleri artırmak mümkündür. Memurun kast ve ağır kusurunun varlığı halinde dahi soruşturma izni verilmemesi toplumda normal karşılanmaya başlanmıştır.
Adil bir yargının olabilmesi, soruşturma sürecinin şeffaflığına bağlıdır. 4483 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanarak korumacı bir yaklaşımın benimsenmesi hukuksuzluğu beslemekte ve vatandaşın hukuki güvence hakkını ihlal etmektedir. Memurun ve vatandaşın hukuki güvenliğinin sağlanmasının ancak adil bir hukuk sistemi inşa etmekle mümkün olacağı unutulmamalıdır.
Kişilerin hukuki güvence haklarının temini için açıkça suç teşkil eden eylemler görev kapsamında işlenmiş olsa dahi doğrudan doğruya adli mercilerce soruşturulmalı, özellikle yargı kararlarını uygulamayan kamu görevlileri ile anayasal hakların kullanımını engelleyen kamu görevlileri hakkında yürütülen kovuşturmalarda 4483 sayılı kanunda yer alan idarenin izni şartı kaldırılmalıdır.