Ceza infaz sisteminde yapılan değişikliklerle son dönemde hayata geçirilen ve mimarisi nedeniyle kamuoyunda "Kuyu Tipi" olarak adlandırılan Y ve S Tipi cezaevlerine ilişkin kaygılar giderek artmaktadır. Derneğimize yapılan çeşitli başvurularda kuyu tipi cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekilmekte, birçok mahpusun burada yaşananlar yüzünden açlık grevine başladığı bildirilmektedir. Farklı sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan raporlamalar ile basına yansıyan iddialar da bu mekanlardaki uygulamaların insan onurunu zedeleyen ve temel hakları yok sayan bir boyuta ulaştığını göstermektedir.
Y ve S tipi (kuyu tipi) cezaevleri, mahpusların tek kişilik veya üç kişilik hücrelerde tutulduğu, gün ışığından yeterince faydalanma imkanı bulunmayan, havalandırma alanlarının dahi mutlak tecrit mantığıyla kurgulandığı yerlerdir. İnsanı duyusal ve sosyal olarak izole eden bu mimari, infazı bir güvenlik tedbiri olmaktan çıkarıp zamana yayılmış bir işkence yöntemine dönüştürmektedir. Mimari yapının kendisinin bir cezalandırma aracı olarak kullanılması kabul edilemez. Bazı mahpusların ölüm orucu gibi yaşamlarını riske attıkları bir eylem türüyle bu ağır tecrit koşullarına tepki göstermesi, durumun vahametini ve aciliyetini gözler önüne sermektedir. İnsan sosyal bir varlıktır ve diğer insanlarla iletişim kurmak en temel ihtiyaçları arasındadır. Mahpusların birbirleriyle temasının kesilmesi ve ortak alan faaliyetlerinin kısıtlanması, cezalandırma sürecinin insani ve hukuki zeminden koptuğunu göstermektedir. "Kurallar" veya "güvenlik standartları" adı altında yapılan bu uygulamalar, temel hukuk normlarına ve yaşam hakkının özüne aykırıdır.
MAZLUMDER olarak ısrarla gündemde tuttuğumuz “Hasta Mahpuslar" sorunu da bu yeni tip cezaevleri ile daha derin bir mesele haline gelmektedir. Havasızlık, güneşsizlik ve katı tecrit koşulları karşısında hasta mahpusların durumu ağırlaşmakta, sağlıklı insanlar ise kısa sürede fiziksel ve ruhsal sağlığını yitirmektedir. Gözetimi altındaki kişilerin sağlığını korumak yerine onları hasta eden bir mimariyi dayatmak suretiyle devlet, yaşam hakkını ihlal etmiş olmaktadır.
MAZLUMDER olarak;
• Mahpusların tecrit ve kötü muameleye dair şikayetlerinin ivedilikle incelenmesini,
• Mahpusları, ölüm orucu gibi geri dönüşü olmayan yollara sevk eden tecrit koşullarının acilen iyileştirilmesini,
• Cezaevlerinin insanı çürüten birer "kuyu" olmaktan çıkarılmasını; infaz rejiminin insan onuruna ve temel haklara yaraşır bir zemine kavuşturulmasını,
• Y ve S tipi cezaevlerinin sivil toplum örgütlerinin ve bağımsız izleme kurullarının denetimine açılmasını ve hak ihlali iddialarının etkin bir şekilde soruşturulmasını talep ederiz.