SAYI : 06-38-003/08-22
KONU : Suç Duyurusu
ANKARA CUMHURİYET
BAŞSAVCILIĞI'NA
MÜŞTEKİ
:İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin
Dayanışma Derneği
Genel Yönetim Kurulu adına, Genel Sekreter
Av. Emre YURTALAN
ŞÜPHELİLER : 1- Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı
2- Jandarma Genel Komutanı
3-Milli İstihbarat teşkilatı Müsteşarı
4-Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin tüm iletişim kayıtlarının
İzlenmesine ilişkin karar veren üye veya üyeleri
SUÇ : T.C.K. 132 ila 137 maddeleri
(Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar)
TCK'nın 257. madde (Görevi Kötüye Kullanma Suçu),
SUÇ TARİHİ :2008 yılı Haziran ayı ve öncesi
OLAYLAR :
Şüphelilerin hukuka aykırı dinleme-izleme-iletişimin tespiti yaptıklarına dair
bazı basın yayın organlarında haberler mevcuttur.
Hukuk devletinde, idarenin tüm eylem ve işlemlerinin yargı denetimine açık olması, her kişi ve kurumun yasalara uyma/bağlı olma yükümlülüğü vardır. İzleme -dinleme talebinde bulunabilecek olan Polis, MİT, Jandarma ve suç/şüpheli takibi hususunda Mahkemeler, taleplerini yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun yapmak zorundadır. Ancak hükümlere yeterince uyulmadığı hatta bazı kurumlarca açıkça ihlal edildiğini düşünmekteyiz.
Elbete ki suç işleyen/işleme hazırlığında bulundukları maddi vakıalarla tespit edilen kişiler hakkında güvenlik birimlerinin yasa ve yönetmelikte belirtilen şartlara uymak kaydıyla dinleme-izleme-iletişimin tespiti yapmaları kanunen görev ve haklarıdır. Kamu güvenliği, suç işlenmesinin önlenmesi konularında hizmet edilmesi takdir edilecek bir durum ise de, kanunların dışına çıkarak herkesi, yetkisiz dinleme halinde keyfilik ve başkalarının hak ve özgürlükleri ihlal edilecektir.
Suçlu/şüpheli -masum ayrımı yapmaksızın herkesi potansiyel suçlu muamelesi altında bıraktıracak şekilde hukuksuz talepler hak ihlali oluşturmaktadır. Genel ve soyut yetki ile izleme-dinleme talebinde bulunabilme ve yeterince denetime açık olmama hususları dikkate alındığında; başta haberleşme hürriyeti, özel hayatın gizliliği ve suçların şahsiliği ilkeleri çiğnenebilmektedir.
Şüphelilerin yaptıkları dinleme,
izleme-kayıt alma konularında elimizde karar örnekleri ve içerik bilgileri
yoktur. Çeşitli basın yayın organlarında içeriğinde şüphelilere ait mahkeme
karar içeriklerinden bilgi verilmektedir. Telekomünikasyon
İletişim Başkanlığı (TİB)'ten şüphelilerin son bir yıl içindeki talepleri ile
aldıkları mahkeme kararlarının celbi halinde suçlar tespit edilecektir.
Konuyla ilgili yürürlükteki mevzuatımız;
"Ceza muhakemesi kanununda öngörülen telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin" 5.maddesinde; "Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda, şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edileceği, Tespit işlemi en çok üç ay için yapılabilir ve bu süre bir defa daha uzatılabileceği" belirtilmektedir.
İlgili makamların talep ve kararlarında: "...Kararın hangi suçun soruşturulması için istendiği, bu suça ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin neler olduğu, başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmadığı hakkındaki açıklama, bilgi veya belgeler, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliğinin bildirilmesi gerektiği belirtilmektedir..."(md.6)
Burada sınırlı olarak bazı suçlar için sınırlı süreli uygulama yapılabilecektir.
"Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınmasına dair usul ve esaslar ile telekomünikasyon iletişim başkanlığının kuruluş, görev ve yetkileri hakkında yönetmelikte";
Polis, MİT, Jandarma ve suç/şüpheli takibi hususunda Mahkemelerden taleplerin gelebileceği,
2803 sayılı Kanun gereğince Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun ek 5 inci maddesine göre "sadece kendi sorumluluk alanında" belirli suçlar için talepte bulunacağı belirtilmektedir.
2937 sayılı Kanun gereğince MİT'e ise "Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen temel niteliklere ve demokratik hukuk devletine yönelik ciddi bir tehlikenin varlığı halinde Devlet güvenliğinin sağlanması, casusluk faaliyetlerinin ortaya çıkarılması, Devlet sırrının ifşasının tespiti ve terörist faaliyetlerin önlenmesine ilişkin olarak.." geniş ve soyut kavramlara göre yasal anlamda çok geniş bir alanda çalışma yapma yetkisi verilmiştir.
Tüm çalışmalarda: "Hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, kullandığı telefon numaraları veya iletişim bağlantısını tespite imkan veren kodundan belirlenebilenler, Tedbirin türü, kapsamı ve süresi, Tedbire başvurulmasını gerektiren nedenler bildirilmelidir.
TİB(Telekomünikasyon
İletişim Başkanlığı)bünyesinde ilgili kurumların temsilcilerinin başkanlığa
bağlı görev yapacağı, Örgütlü suçlarda sürelerin müteaddit şekilde
uzatılabileceği belirtilmektedir. Ayrıca, yönetmelik gereği faaliyetlerin ancak
Hakim kararıyla belirli bir süre için verilebileceği, gecikmesinde sakınca olan
hallerde ise yetkili makamın verdiği talimatın hakim onayına kısa sürede
sunulması gerektiği belirtilmektedir.
İHLAL EDİLEN YASA
MADDELERİ:
TÜRK CEZA KANUNU- DOKUZUNCU BÖLÜM :
"Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar"
Başlıklı 132 ila 137 maddeleri arasında bildirilen;
Haberleşmenin gizliliğini ihlal(Madde 132)
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması(Madde 133)
Kişisel verilerin kaydedilmesi(Madde 135)
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme(Madde 136)
Nitelikli haller(Madde 137) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,
Görevi Kötüye Kullanma Suçu( madde 257.)
Yukarıdaki
yasal mevzuat hükümleri ile TİB başkanlığından alınacak karar içerikleri ile
basın yayında çıkan haberlerin doğruluğu halinde;
1- Jandarmanın sadece "görev alanı ile
sınırlı olarak" çalışma yürütebileceği, tüm Türkiye'deki telefonları
dinlemesinin hukuksuz bir fiil olup, açıkça suç işlendiği,
2- Polis, Jandarma ve MİT'in Türkiye'deki tüm telefonları dinleme, izleme yetkisinin olmadığı, ancak hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, kullandığı telefon numaraları veya iletişim bağlantısını tespite imkan veren kodundan belirlenebilenlerin somut ve açık bilgilerinin var olması halinde talebin kabul edilebileceği,bunlara uyulmadan yapılan taleplerin kanunen suç olacağı,
3- Dinleme, izleme hakkında verilen mahkeme kararlarının tek başına varlığının işlemin hukuka uygun olacağı anlamına gelmediği, verilen mahkeme kararlarında kişilere özel kararlar olması gerektiği, tüm Türkiye'deki kişiler için karar verilmesi halinin suç işlendiği açıktır. Ayrıca"... dinlenecek telefon ve iletişim araçlarının uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, kullandığı telefon numaraları veya iletişim bağlantısını tespite imkan veren kodundan belirlenebilenlerin somut ve açık bilgilerinin var olmadan verilen mahkeme kararlarıyla da açıkça suç işlenmiştir.
4- Özellikle, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı,
-Ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda, şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edileceği, amir hükümleri aykırı verilen kararların hukuka uygun olmadığı gibi kanunen suç işlenmiş olacaktır.
5- Anayasa'nın 22. maddesi gereğince kural olarak herkesin haberleşme özgürlüğüne sahip bulunduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu açıktır. Türkiye'nin taraf olduğu ve onaylayarak iç hukuk mevzuatına dahil ettiği Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu hakka bir kamu otoritesinin müdahalesinin, ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda gerekli olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabileceği söz konusu ise de ülke genelinde yapılan bir izlemenin bu durumlar içinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Amacı ne olursa olsun hiçbir kuruma demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan insanları şüpheli görülerek ülke genelini kapsayacak şekilde yetki verilemeyeceği açık olup, bu konuda Yargıtay 9. Ceza Dairesinin verdiği kararla da bu durum sabit hale gelmiştir.
DELİLLER :-03.06.2008 tarihli günlük
gazeteler, - Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı
(TİB)'ten şüphelilerin son bir yıl içinde aldıkları mahkeme kararları ve talepleri
SONUÇ VE İSTEK: Yukarıda izah ettiğimiz sebeplerden dolayı;
5237 sayılı yasanın 132 ila 137 maddeleri(Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar) ve TCK'nın 257. madde (Görevi Kötüye Kullanma Suçu), işledikleri gerekçesiyle şüpheliler hakkında gerekli tahkikatın yapılarak, suç işlediklerine dair yeterli delillerin varlığı halinde haklarında kamu davası açılmasını talep ederiz. 05.06.2008
MÜŞTEKİ İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği
Adına Genel Sekreter Av. Emre YURTALAN
SAYI : 06-38-003/08-23
KONU : Suç Duyurusu
ANKARA
KANUN YARARINA BOZMA
TALEBİNDE BULUNAN
:İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği
Genel Yönetim Kurulu
adına Genel Sekreter
Av. Emre YURTALAN
ALEYHİNE TALEPTE
BULUNULAN : Emniyet
Genel Müdürlüğü Ve Milli İstihbarat Teşkilatı'nın talebi ile verilen Türk Telekom AŞ tarafından işletilen sabit telefon veya
MOBİL (NMT), Turkcell, Vodafone (Telsim), Avea (Aria-Aycell) GSM şirketleri ile
UMTH Şirketleri tarafından işletilen ve telefon üzerinden yapılan iletişime ait
sinyal (tüm detay) bilgilerinin kullanıcı ve makine, SMS alıp-gönderme, GPRS
bağlantılarının, GPRS üzerinden internet bağlantılarının, Türk Telekom AŞ,
internet servis sağlayıcıları ve UMTH firmalarının internet bağlantıları
üzerinden DATA ve ses (voip) transferi, DATA hattı üzerinde haberleşme ve FAKS
bilgilerinin tamamının veya bir kısmının tarafından temin edilip ilgili
kurumlara gönderilmesine ilişkin Ankara
11. Ağır Ceza Mahkemesi veya başka bir mahkemece alınan kararın Anayasaya ve
hukuka açıkça aykırı olması nedeni ile CMK 309. maddesi uyarınca kanun yarına
bozulması talebinden ibarettir.
(İlgili
Mahkemelerin karar numara ve tarihlerinin Telekomünikasyon
İletişim Başkanlığından sorularak temini talebi vardır.)
AÇIKLAMALAR
:
1-
Ceza
muhakemesi kanununda öngörülen telekomünikasyon yoluyla yapılan
iletişimin
denetlenmesi, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme tedbirlerinin
uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin" 5.maddesinde; "Bir suç dolayısıyla yapılan
soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin
varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda,
şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edileceği,
Tespit işlemi en çok üç ay için yapılabilir ve bu süre bir defa daha
uzatılabileceği" belirtilmektedir.
Bu
denli bir izleme ve dinlemenin yapılabilmesi için bu takibin hangi suçun
soruşturulması için istendiği, bu suça ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin
neler olduğu, başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmadığı
hakkındaki açıklama, bilgi veya belgeler, hakkında tedbir uygulanacak kişinin
kimliğinin bildirilmesi gerektiği belirtilmektedir..."(md.6)
Burada
sınırlı olarak bazı suçlar için sınırlı süreli uygulama yapılabilecektir.
2- Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti,
dinlenmesi, sinyal bilgilerinin
değerlendirilmesi
ve kayda alınmasına dair usul ve esaslar ile telekomünikasyon iletişim
başkanlığının kuruluş, görev ve yetkileri hakkında yönetmelikte;polis, MİT,
Jandarma ve suç/şüpheli takibi hususunda Mahkemelerden taleplerin gelebileceği
belirtilmektedir.
3- 2937 sayılı Kanun gereğince MİT'e ise "Anayasanın 2 nci maddesinde
belirtilen
temel
niteliklere ve demokratik hukuk devletine yönelik ciddi bir tehlikenin varlığı
halinde Devlet güvenliğinin sağlanması, casusluk faaliyetlerinin ortaya çıkarılması,
Devlet sırrının ifşasının tespiti ve terörist faaliyetlerin önlenmesine ilişkin
olarak.." geniş ve soyut kavramlara göre
yasal anlamda çok geniş bir alanda çalışma yapma yetkisi verilmiştir.
Tüm
çalışmalarda: "Hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının
türü, kullandığı telefon numaraları veya iletişim bağlantısını tespite imkan
veren kodundan belirlenebilenler, tedbirin türü, kapsamı ve süresi, tedbire
başvurulmasını gerektiren nedenler bildirilmelidir.
TİB(Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı)bünyesinde ilgili
kurumların temsilcilerinin başkanlığa bağlı görev yapacağı, örgütlü suçlarda
sürelerin müteaddit şekilde uzatılabileceği belirtilmektedir. Ayrıca,
yönetmelik gereği faaliyetlerin ancak Hakim kararıyla belirli bir süre için
verilebileceği, gecikmesinde sakınca olan hallerde ise yetkili makamın verdiği
talimatın hakim onayına kısa sürede sunulması gerektiği belirtilmektedir.
4-
Anayasa'nın
22. maddesi gereğince kural olarak herkesin haberleşme
özgürlüğüne
sahip bulunduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu açıktır. Türkiye'nin
taraf olduğu ve onaylayarak iç hukuk mevzuatına dahil ettiği Avrupa İnsan
Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin 8. maddesinde de
herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu açıkça
belirtilmiştir. Bu hakka bir kamu otoritesinin müdahalesinin, ulusal güvenlik,
kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzeninin korunması, suç
işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve
özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda gerekli olan ölçüde ve
yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabileceği söz konusu ise de
ülke genelinde yapılan bir izlemenin bu durumlar içinde değerlendirilmesi
mümkün değildir. Amacı ne olursa olsun hiçbir kuruma demokratik bir hukuk
devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan insanları şüpheli görülerek ülke
genelini kapsayacak şekilde yetki verilemeyeceği açık olup, bu konuda Yargıtay
9. Ceza Dairesinin verdiği kararla da bu durum sabit hale gelmiştir. Bu sebeple
tüm ülke çapında iletişim kayıtlarının izlenmesine ilişkin verilmiş bulunan
kararların Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından talep edilerek, bu kararlar
için kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için işbu başvuruyu yapma
zorunluluğu doğmuştur.
SONUÇ VE İSTEM
:Yukarıda izah ettiğimiz sebeplerden dolayı;
Anayasanın 22. maddesi, AİHS'nin 8. maddesi, 5237
sayılı yasanın 132 ila 137 maddeleri kapsamında müdahalesi hukuken mümkün
olmadığı gibi aynı zamanda suç teşkil eden iletişim kayıtlarının tamamının
izlenmesine ilişkin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi veya başka Mahkemelerin
verdiği kararların (Kararların TİB'ten sorulmasını talep ediyoruz) CMK 309
kapsamında kanun yararına bozulması için gereğini saygı ile talep ederiz. 06.06.2008
KANUN YARARINA BOZMA TALEBİNDE
BULUNAN
İnsan Hakları ve Mazlumlar
İçin Dayanışma Derneği
Adına Genel Sekreter
Av. Emre YURTALAN