HAK VE ADALETİ DİLE GETİRMENİN BEDELİ LİNÇ VE TECRİT OLMAMALIDIR
Konya milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu üyesi Avukat Hüsnü Tuna hakkında Konya Gazeteciler Cemiyeti'ni ziyareti sırasında, başörtüsüyle ilgili bir soru üzerine yaptığı açıklamalar basında maksatlı olarak yer bulmuş ve devamında Hüsnü Tuna hakkında partisi tarafından inceleme başlatıldığı yönünde duyumlar alınmıştır.
Siyaset kurumu yanlış ve haksız olan uygulamaları şeffaf bir şekilde düzeltmek için vardır. Bir milletvekilinin en asli görevi de kendisine oy veren insanların ve tabi olarak tüm bireylerin taleplerini ve problemlerini dile getirmek ve bu problemleri çözüme kavuşturmak olmalıdır.
Hüsnü Tuna, milletin kendisine vermiş olduğu vekalet görevinin gereği olarak toplumda çok sayıda kişinin sorunu olan ve bir an evvel çözüme kavuşturulması istenen ve beklenen başörtüsü yasağının kamu çalışanları da dahil olmak üzere her alanda kaldırılması gerektiği yönündeki görüşünü dile getirmiştir. Bu beyanlar üzerinden niyet okuma faaliyetine giren bir kısım medya organı ise bir linç çalışmasına başlamıştır.
Bir milletvekilinin, temsil etmekte olduğu bireylerin haklı taleplerini dile getirmesi ve hatta çözüme kavuşturulması yönünde faaliyetlerde bulunması temsil ettiği makamın en doğal sonucudur. Bir kısım basın organınca yapılmaya çalışılan linç girişiminin ne ahlaki ve ne de hukuki kabul edilebilir hiçbir yönü bulunmamaktadır.
Milletin vekilinin; görev ve sorumluluklarının ne olduğunu bilmesi gereken bir partinin ve bu partinin yetkililerinin, Tuna'nın yapmış olduğu açıklamasına istinaden, farklı kaygılarla bir inceleme başlatması ve bu linç girişimine destek olması çok daha olumsuz niteliktedir.
Hak ve adalet her zaman, herkese lazımdır. Bunu dile getirmenin bedeli linç ve tecrit olmamalıdır.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Başkanı Ramazan BEYHAN