MAZLUMDER Genel Yönetim Kurulu olarak Filistin halkının maruz kaldığı soykırım ve katliamlar hakkında bir kez daha kamuoyunun dikkatini çekmek istiyoruz.
Terör devleti İsrail’in, Filistin topraklarında işlediği soykırım suçu tüm hukuk tanımazlığı ve kuralsızlığıyla devam etmektedir. Kadın, çocuk, yaşlı demeden sürdürülen saldırılar; hastaneler, okullar ve ibadethanelerin hedef alınması; uluslararası hukukun ve vicdanın ayaklar altına alınmasından başka bir şey değildir. Müdahil olabilecek güçlerin, uluslararası kurum ve kuruluşların sessiz kaldığı bir vasatta İsrail soykırımı durdurulamamakta, hatta artarak devam etmektedir.
Uluslararası güçlere ve kurumlara ne yazık ki söz geçirme imkanımız bulunmasa da, olayın Türkiye boyutuyla ilgili bazı konularda, bu ülkenin vatandaşı olarak talepte bulunma ve hesabını sorma hakkımız vardır. Gazze’de yaşanan soykırımla ilgili kamuoyunu derinden yaralayan en önemli hususlardan biri hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hem İsrail vatandaşı olan çifte vatandaşların İsrail saflarında yer alarak zulme fiilen destek vermeleri ve savaş suçlarının bir parçası haline gelmeleridir.
Ülkemizde ticari faaliyetlerini sürdüren bazı iş insanlarının, doğrudan veya dolaylı yollarla İsrail’e ekonomik katkı sağlamaları ve böylece Filistin’deki zulmün finansmanına ortak olmaları kamuoyu vicdanını yaralayan bir başka husustur.
Bir diğer husus ise ülke yönetiminin gösteri ve eylem seçici bir politika izlemesi, İsrail’in tel'in edildiği gösterilere her türlü kolaylığı sağlarken kendi sorumluluklarının hatırlatıldığı gösterilerde zorlaştırıcı ve engelleyici tavırlar takınmalarıdır. Öyle ki müdahaleleler bazen şiddet kullanımı ve gözaltılarla da sonuçlanabilmektedir.
MAZLUMDER olarak çağrımız nettir:
1. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup İsrail ordusunda görev alan, İsrail adına silahlı faaliyet gösteren tüm çifte vatandaşlar tespit edilmeli, bu şahıslar hakkında derhal soruşturma başlatılmalı ve Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince yargılanmaları sağlanmalıdır.
2. İsrail ile ticari ilişkiler kurarak işgalci rejime ekonomik destek sağlayan kişi ve şirketler mercek altına alınmalı, insanlığa karşı işlenen suçlara dolaylı ortaklıklarından dolayı cezai sorumlulukları araştırılmalıdır.
3. Türkiye Cumhuriyeti devleti, Anayasa’nın ve uluslararası hukukun kendisine yüklediği insan haklarını koruma yükümlülüğü çerçevesinde, soykırıma destek veren her türlü ilişkiyi şeffaf şekilde ifşa etmeli ve bu kişilere karşı hukuki süreci başlatmalıdır.
4. Zaten yaralı olan vicdanları daha da yaralayacak şekilde eylem seçiciliği yapılmamalı, şiddet yollarına baş vurmadığı ve hakaret içermediği müddetçe yaygın kanaate uygun düşmeyen ve rahatsız eden eylemlere de tahammüllü davranılmalıdır.
5. Gerek soykırım gerekse soykırım suçuna yardım kapsamında verilmesi gereken soruşturma izinlerinin Adalet Bakanı tarafından bekletilmeden verilmeli, TCK 13. maddesinde düzenlenen evrensel yargı yetkisi bu soykırım için kullanılmalıdır.
6. Bakü-Ceyhan boru hattı üzerinden İsrail’e yapılan petrol sevkiyatı durdurulmalıdır.
Bizler, insan haklarının evrenselliğine ve masumun yanında durmanın onuruna inanan bir sivil toplum hareketi olarak, sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.
Filistin halkı yalnız değildir. Sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır!
MAZLUMDER
19 Nisan 2025 - Ankara