BAŞÖRTÜSÜNE ŞARTSIZ, AYRIMSIZ ÖZGÜRLÜK!
Meclis´te grubu bulunan iki büyük partinin üniversitelerde
başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik ortak girişiminin resmi ideoloji
muhafızlığına soyunan çevrelerde meydana getirdiği panik havasını ibretle
izliyoruz. Bu zorbaların derdinin ne olduğunu biz iyi biliyoruz: Adeta
ellerinden kırbaçları alınmış işkencecilerin feryatlarına benzer bir
işgüzarlıkla, başörtülülere hayatı zindan etme haklarının ellerinden alınmasını
hazmedememektedirler! On yıllardır sürdürdükleri politikalarla ülkeyi bir korku
cumhuriyetine dönüştüren bu statüko savunucularının tek derdi korkutarak,
sindirerek iktidarlarını devam ettirmektir. Bu amaçla başörtüsü yasağı adı
verilen ilkel ve vahşi yasağın kısmen de olsa gevşetilmesine dahi tahammül
edememekte, tehditler savurmaktadırlar.
Yargıdan medyaya, asker-sivil
bürokrasiden işadamı derneklerine kadar zorbalık sisteminin farklı kulvarlarında
yarışan güçler oligarşik kimliklerine uygun olarak halkın taleplerini yok
saymanın da ötesine geçerek halkı yok saymakta. Başörtüsü yasağı, bu kesimlerin
İslam düşmanlıklarını açıkça gösterebildikleri bir zemin olduğundan bu zemini
kaybetmeme uğraşındalar.
Başörtüsü tartışmalarında yasakçılar
demagojilerle ortalığı vaveylaya vermeye devam ediyorlar. Her şeyi yasaklarına
meşruiyet kaynağı olarak kullanma çabası onları komik hallere düşürüyor. Sistem
yıllardır uyguladığı baskı siyasetinin zayıflamasına tahammül edemiyor. Hem kel
hem fodul olan yasakçılar, bu utanmazca tutumlarını "baskı kaygısı" adı altında
masumlaştırmaya çalışıyorlar. Söylemlerinden, kendilerini bu toplumun efendileri
olarak gördükleri anlaşılan bu kesimin hak dediği her nedense bizim zindanımız
oluyor. Özgürleşmeyi toplumu köleleştirmekte arıyorlar ve utanmaz bir
pişkinlikle toplumdan bunu kabul etmelerini istiyorlar.
Dikkat çekmek
gerekir ki, AK Parti ve MHP´nin mutabakat metni, hukuki olmayan ancak fiili
yorumlarla gerçekleştirilmiş başörtüsü yasağını çözmekte yetersiz kalmaktadır.
Sorunu çözüp yasağı kaldırmak yerine, yasağı anayasaya taşıyacak düzenlemeler
yapılmaktadır. Başörtüsünün yasaklanması ile ilgili Anayasa ya da yasada
herhangi bir hüküm bulunmadığı bir gerçektir, aksine Ceza hukukunda "eğitim
hakkının engellenmesi" suç olarak düzenlenmiştir.
Diğer yandan yasağın
ortadan kaldırılması üzerine yapılan çalışmalarda belli bir şekil üzerinde
durulması (çene altı modeli) ve çizilen bu şekil dışında başını örten
öğrencilerin okula alınmaması söylentileri manidardır. Her zaman her zeminde
ifade ettiğimiz gibi yasak koşulsuz kaldırılmalıdır. Bir taraftan özgürlük
sağlanmaya çalışılırken diğer yandan üniformavari bir başörtüsü şekli
belirlenmesi kendi içinde çelişen bir özgürlük anlayışını gözler önüne
sermektedir. Statükonun lisan-ı hal ile "benim belirlediğim kadar özgür
olabilirsin" dayatmasını asla kabul etmiyoruz.
Yüksek Öğretim Kanunu´na
"başın örtülmesinin çene altından bağlanacak şekilde olması gerekeceğine"
yönelik ifadeler en başta hukuk tekniğine aykırı ve komik bir düzenleme
olacaktır. Fiili olarak gerçekleştirilen ve Mahkeme kararlarındaki yorumlarla
desteklenen keyfi durumun ortadan kaldırılması amacıyla, net ve başka yorumlara
imkan vermeyecek şekilde ve her alanda serbestlik sağlayacak düzenlemeler
yapılmasını gerektirmektedir.
Devlet faşizan bir anlayışla toplumun
kılık kıyafetini düzenlemekten vazgeçmelidir. Yasakçıların laiklik
hassasiyetinden dolayı başörtüsünü sadece belli alanlarda serbest bırakmak bir
"haklar hiyerarşisi" ihdas etmektir ki bu asla kabul edilemez. Çalışma hakkı ile
eğitim hakkı arasında bir ayrım olamaz. Meclis´e sunulan yasa değişikliği
teklifini yasağı hafifleten olumlu bir adım olarak görmekle birlikte bu
düzenlemeyi yeterli bulmuyor ve yasağın her alanda kaldırılmasını istiyoruz.
ÖZGÜRDER, MAZLUMDER, ASDER,İHH, KARDELENDER,MÜSTAKİL TÜKETİCİLER BİRLİĞİ, ESİAD VE DAVETDER