
21.05.2008
11 Eylül'den sonra Avrupa'da
tırmanışa geçen yabancı -özellikle İslam- düşmanlığı olayları gündemi meşgul
ettiği ölçüde, insan hakları ve özgürlükleri bakımından da endişe doğurmaktadır.
Avrupa'da izlenen ırkçı ve ötekileştirici
yaklaşımlar, eğilimi farklı etnik ve
dini gruplara ait insanları içinde bulundukları topluma daha da
yabancılaştırmaktadır. Bu yaklaşımlar bir yandan sosyal hayatta ırkçı
saldırılara sebebiyet vererek yabancıların toplumsal hayattan "dışlanmışlık"
hissine kapılmalarına neden olurken, öte yandan tüm dünyada ABD ve Avrupa
ülkelerine karşı bir reaksiyonu da tetiklemektedir. Böylesi bir çatışmayı
besleyen olaylara son günlerde oldukça fazla örnek göstermek mümkündür
Bu olayların en vahimlerinden birisi olan
Almanya'daki kundaklamalar/yangınlar kamuoyunda ve vicdanlarda ciddi endişe ve
soru işaretleri bırakmıştır. Söz konusu
olaylarla alakalı olarak insan hakları incelemesi yapmak üzere, MAZLUMDER
İstanbul Şubesi'nce oluşturulan ve Genel Başkan Yardımcımız ile İstanbul Şube
Başkanımızın da dâhil olduğu heyetimiz Almanya'nın İstanbul Başkonsolosluğu'na
vize başvurusunda bulunmuş ancak aradan yaklaşık 1,5 ay geçmesine rağmen
heyetimizin vize başvurusu değerlendirilmemiş, Genel Başkan Yardımcımızın başvurusu
ise olumsuz cevaplanmıştır. İnsan hakları konusunda duyarlı olduğunu iddia
eden bir ülkenin, İnsan Hakları kurumu temsilcilerine her türlü kolaylığı
sağlaması beklenirken/gerekirken, zorluklar çıkarması kendine güvenmemenin ve
samimiyetsizliğin bir sonucu olarak değerlendirilmekte; vize verilmeme
nedeninin heyetimizin Almanya'da yaşanan kundaklamalarla ilgili inceleme yapmak
istemesi olduğu anlaşılmaktadır. Alman Başkonsolosluğu'nun heyetimize yönelik
bu olumsuz tavrı, yangın/kundaklama olaylarında Alman yetkililerinin ihmali
olabileceği yönünde kamuoyunun zihninde oluşan soru işaretlerinin pekişmesine
neden olmuştur.
Bu yılın başından itibaren Almanya'da ölümlerle ve
yaralanmalarla sonuçlanan kundaklamalar/yangınlar meydana gelmiştir. 3 Şubat
2008 tarihinde Almanya'nın Ludwigshafen kentinde 5'i çocuk 9 Türk'ün hayatını
kaybettiği olayın hemen ardından, 25 Şubat 2008'de Herne kentinde 5 Türk'ün
zehirlendiği yangın olayı meydana gelmiştir. Backnang kentinde meydana gelen yangından
sonra, duvarlarda gamalı haç işareti ve
"Şimdi herkes ölecek" ibaresinin bulunduğu görülmüştür. Recklinghausen,
Aldingen, Gelsenkirchen, Düren ve Marburg'ta da yangınlar çıkmış-çıkartılmıştır.
Kısa bir zaman aralığında vuku bulan bu yangınların genellikle yabancıların
yaşadığı binalarda meydana gelmesi kundaklama ve ırkçı saldırılar olma iddialarını
güçlendirmiştir.
Yine Almanya'da, Adem Özdamar isimli bir kişinin
Hagen kentindeki polis merkezinde polisler tarafından dövülerek öldürüldüğü
iddia edilmektedir. "Gesicht Zeigen" adlı Derneğin Başkanı Uwe-Karsten Heye'nin
açıkladığı rapora göre 2007'de Almanya, AB ülkeleri arasında ırkçı saldırıların
arttığı ülkeler listesinde birinci sırada yer almaktadır.
Almanya, bütün bu
olayları yerinde incelemek isteyen heyetimizi sürekli oyalayıp heyetimizin vize
başvurularını kabul etmeyi göze alamamıştır. Gerek yaşananlar, gerekse izlediği politikalar,
Almanya'nın, "farklılığın birliği" düsturunu kuruluş felsefesi olarak seçen Avrupa
Birliği ilkelerinden gittikçe uzaklaştığını göstermektedir.
Etnik, dini, sosyal sınıf vb. hiçbir ayırım
gözetmeksizin temel hak ve özgürlüklere sahip olma ve bunları kullanma
bakımından tüm insanların eşit olduğu gerçeğini her platformda savunan MAZLUMDER,
Almanya'nın insan hakları ve özgürlükleri konusunda samimiyetinin ciddi anlamda
sorgulanması gerektiğini düşünmektedir. Yaşanılan bu olay ve izlediği politika
ile Almanya bu düşünceyi haklı çıkarmaktadır.
İnsan hakları savunucusu bir kurum olarak, yapılan
uygulamanın kundaklamanın faillerinin suçuna ortaklık teşkil ettiğini ve bu
tarz uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini ifade ediyoruz.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Ayhan
Küçük
MAZLUMDER
İstanbul
Şube Başkanı