tüm STK ları ve halkımızı destek vermeye çağırdı.
ÇİN, DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ İNSANLIK DIŞI KATLİAMI ve
HER TÜRLÜ HUKUKSUZLUĞU DERHAL DURDURMALIDIR !
Çin'in Guang Dong Eyaleti'nin Şao Güan şehrinde 26.06.2009 tarihinde Çinli işçilerle Doğu Türkistanlı işçiler arasında çıkan çatışmanın ardından olayları protesto etmek amacıyla Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi şehrinde gösteriler düzenlenmiştir.
5 Temmuz 2009 akşamı yapılan gösteriler esnasında, hükumet güçlerinin sivil göstericilere silahla karşılık vermesi sonucu kanlı olaylar meydana gelmiştir. Resmi makamlar 140, bağımsız kaynaklar ise 1500 civarında sivilin öldüğünü ve yüzlercesinin de yaralandığını bildirmektedir.
Doğu Türkistanda yaşayan 35 Milyon Uygur Türklerine asimilasyon politikaları izlemektedir. 1876 yılından beri Çin işgali altında ezilen Şarki Türkistan'ın adı işgal sonrası Çince " yeni fethedilmiş topraklar" manasına gelen Sincan ismiyle değiştirilmiştir. Bunu kabul etmek işgali kabul etmek anlamındadır. Bu tarihten itibaren Çin Uygur Türklerine insanlık dışı uygulamalar yapmıştır. Halen de devam etmektedir. Bu uygulamalar ;
-
Zorunlu göç ettirilme ve bölgeye Çinli nüfus ithali,
-
Kültürel ve dini yasaklar ve kısıtlamalar,
-
Eğitim, ekonomi ve sağlıkta dezavantajlılık,
-
Zorunlu kürtaj
-
Nüfusa kaydetmeme suretiyle vatandaşlık hakkından mahrumiyet,
-
Barışçı gösterilerin yargısız infaz fırsatlarına dönüştürülmesi,
-
Keyfi gözaltılar ile seri ve adil olmayan yargı süreçleri sonunda idamlar,
-
Nükleer denemelerin bölgede sürdürülme inadı,
evrensel insan hakları açısından "etnik temizlik " olarak nitelendirilecek kadar vahim bir durumdur. Bu dünyanın tepkisizliği ile bu vahşetin yaşanmakta olduğunu görmekteyiz.
5 Temmuz akşamı yaşanan katliamı iki işçi grubu arasındaki basit bir çatışmaya indirgemek dünya kamuoyunu yanılmaktan başka bir şey değildir. Çin hükümetinin yaşanan katliamı iki etnik grup arasındaki sokak çatışmaları olarak göstermeye çalışmasını; bölgeye dönük politikalarını İmparatorluk Çin'inden devralan ve aynıyla devam ettiren komünist Çin'in, tarih mahkemesi önünden kaçma gayretkeşliği olarak değerlendiriyoruz. Çin hükümeti her ne kadar gerçekleri gizlemeye çalışsa da göstericileri protesto eylemlerine sevk eden sebep, 100 yılı aşkın bir süredir maruz kaldıkları insanlık dışı muameleler ve en temel hak ve özgürlüklerinin despotça ihlal edilmesinden başka bir şey değildir.
Çin hükümeti despot uygulamalardan ve temel insan hakları ihlallerinden derhal vazgeçmelidir. Müslüman Uygurların insanca yaşam haklarına saygı göstermelidir. Ayrıca son olayları dünyanın gözü önünden kaçırmak için katı bir şekilde engellediği iletişim hakkını, evrensel hukuka uygun olarak hem Doğu Türkistan halkına hem de uluslar arası tüm kuruluşlara tanımalıdır.
MAZLUMDER olarak, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm ülkeleri, her türlü kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütlerini ve insan haklarına duyarlı vicdan sahibi insanları Çin'in Doğu Türkistan'da uyguladığı bu vahşete karşı tavır almaya, tepki vermeye davet ediyoruz.
MAZLUMDER olarak, Üçlü Koalisyon Hükumetince 23 Aralık 1998 tarihinde çıkarılan 36 sayılı başbakanlık genelgesi ile Doğu Türkistan'la ilgili insani yardım faaliyetlerinin engellenmiş olmasını, "ahlakın ve hukukun reel politiğe kurban edilmesi" olarak değerlendiriyoruz ve hükumet yetkililerinden bu sürece son vermelerini istiyoruz.
MAZLUMDER olarak, Doğu Türkistan'da dünyanın gözleri önünde cereyan eden bu kanlı olayı ve her türlü insan hakları ihlallerini takip etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.
Çetin TAHTACI
MAZLUMDER KOCAELİ Şube Başkanı