Halepçe Kürtlerin Hiroşiması’dır, Soykırımdır!
Bilindiği üzere bu gün 16. Mart 2013. Bundan tam 25 yıl önce, 16 Mart 1988’de Irak rejimi Enfal operasyonun devamında onlarca uçak ve helikopterle Halepçe’de büyük bir katliam gerçekleştirdi. İnsanlık tarihine kara bir leke olarak düşen bu katliamda çoğu çocuk, kadın ve yaşlı olmak üzere 6.357 kişi zehirlenerek ya da yanarak ölmüş, 14.765 kişi ağır derecede yaralanmış, on binlerce insan yeni saldırılar olabileceği korkusuyla göç etmek zorunda kalmıştı. Savaş'tan sonra bölgeye giren yabancı uzmanlar bu rakamın daha da büyük olduğu tespit etmişlerdi.
Halepçe’de engelli doğum oranının Hiroşima ve Nagazaki’den 4–5 kat daha fazla olduğu iddiası barbarlığın hangi boyutlarda olduğunu göstermesi açısından yeterlidir. Halepçe katliamı barbarlığın ne ilk örneğidir ve ne de son örneğidir.
Tarih boyunca diktatörler ve zalimler kendilerini tehlikede gördükleri veya güçlü hissettikleri her dönemde buna benzer cinayetler işlemişlerdir. İşte yaşayan örmek olarak Suriye karşımızdadır.
Elbette Halepçe katliamının tek sorumlusunun Saddam Hüseyin olmadığını her platformda vurgulamaya devam edeceğiz. Bu zemini hazırlayanlar, kimyasal silahlar verenler ve daha sonrasında cinayetleri görmezlikten gelenler de buna ortaktırlar ve en az Saddam Hüseyin kadar suçludurlar. Katliamın devamında dünya bu zalimane olaya karşı kör, sağır ve dilsiz kalmıştır. Dünyanın niçin kör, sağır ve dilsiz kaldığını sorgulamadan, Halepçe’nin travmatik gerçeğini okuyabilmemiz de mümkün değildir.
Kürtlerin Hiroşiması olarak vasıflandırılan Halepçe’de yaşananları en doğru tanımlayacak olan tanım soykırımdır.
Ancak Halepçe katliamı bölgesel bir olay ve insanlık tarihindeki tek örnek değildir. Halepçe katliamı, zencilere, Kızılderililere ve Aborjinlere karşı işlenen toplumsal cinayetlerin Kürt halkı üzerindeki yakın tarihteki uzantısıdır.
Dönemin Irak başkanı Saddam Hüseyin’in ırkçı ve haksız siyasetine muhalif olan bölge halkı, o güne kadar bir çok kere yapıldığı gibi inkar edilmişliğin en vahşi biçimine maruz kalmış ve toptan yok edilme girişimi ile yüz yüze gelmişlerdir
Ancak biz inanıyoruz ve ümit ediyoruz ki Halepçe unutulmayacaktır.
Zira Halepçe katliamı insanlık tarihinin en acı örneklerinden birisidir. Nefes alan her canlının yaşamına son veren bu saldırı, insani değerlere yönelik bir saldırı ve barbarlık örneğidir.
Belirmeliyiz ki değişen diktatörlere, sınır ve şartlara rağmen; kimyasal silahların üretimi, silah pazarları, savaşlar, katliamlar, insanlık suçları devam ediyor. İnsanlık ailesinin yeni Halepçelerin, Hiroşimaların yaşanmaması için güçlü bir ses ortaya koymaları gerekmektedir. Nitekim çevremizde yaşanan olayların neticesinde yeni Halepçelerin yaşanmayacağının teminatı kalmamıştır.
Biz, MAZLUMDER olarak; binlerce insanın yaşam hakkının ihlal edildiği Halepçe katliamının 25. yıldönümünde bir kez daha Halepçe özelinde insanlığa bu acıları yaşatanları kınıyoruz. Bu zulümde en önemli payın katliama seyirci kalan ya da lojistik destek veren devletlerin ve uluslararası kuruluşların olduklarını bir kez daha ifade ediyor, Halepçe kurbanlarına Allah’tan rahmet diliyoruz.
Nurettin BOZKURT
MAZLUMDER Diyarbakır Şube Sekreteri