Basın Açıklamaları

EMPERYALİST HEGEMONYAYA HAYIR! İnsan Hakları ihlallerinin temeli emperyalist bataklıktır!

EMPERYALİST HEGEMONYAYA HAYIR! İnsan Hakları ihlallerinin temeli emperyalist bataklıktır!

Onlara, "Yeryüzünü ifsad etmeyin (sömürmeyin)" dendiğinde,

"Bizler barış ve esenlik getirenleriz" demişlerdir*

Dikkat edin ki onlar ifsad edenlerin (sömürenlerin) ta kendileridir…
(Bakara_11-12)


Balkanlardan Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Afrika’ya kadar uzanan Müslüman Halkların coğrafyası hiç olmadığı kadar hareketli bir akışın içine girmiş durumdadır. Bütün yıllanmış diktatörlüklerden çatırdama sesleri gelip her birinin onurlu halkları zulme karşı direniş bayrağını kanlarıyla yükseltirken emperyalizm ve yerli unsurları boş durmamaktadır.

ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin “Küresel İstikbar” güçleri olarak bir yandan NATO ve BM Güvenlik Konseyi gibi araçlarla diğer yandan ise türlü ayak oyunlarıyla İslam coğrafyasındaki hareketleri rayından çıkarmaya ve bu hareketlerden devşirmeler türetmeye, olmazsa tıpkı Afganistan, Irak ve Afrika’da olduğu gibi doğrudan müdahalelerle direnişin asli unsurlarını yok etmeye çalışmaktadırlar.

Bugün Suriye’de olanların bunlardan farkı yoktur. Yıllardır desteklenen zalim Esad ve sülalesi Suriye’de halkı katliamlarla, hapishanelerle, işkencelerle ve sürgünlerle tam bir korku çıkmazının içerisine hapsetmişken, oluşan direniş dalgasının etkisiyle kurduğu korku devleti her yerinden sarsılamaya başladı. Devreye giren emperyalistler, bütün sahte numaralarına rağmen Esad’ın nefes alması için elinden geleni yapıyor, rayından çıkaramadıkları direnişi boğmak için fırsat kolluyorlar.

Biz Emperyalizmi ve yerli unsurlarını çok iyi tanıyoruz. Onlar bu topraklara hep kan, kin, yağma, tecavüz ve ölüm getirdiler. 

Barış diye gelecek Emperyalist işgal Bosna, Kosova, Afganistan, Irak ve Mali’de olduğu gibi:

- Etkileri yüzlerce yıl sürecek etnik ve mezhebi çatışmalar,
- Haklı ve meşru direnişin kirletilmesi veya boğulması,
- Mevcut uluslararası tasarımın yeni jandarmalarla devam ettirilmesi,
- Muhtemel devrimlerin küresel kapitalizm lehine düzene adapte ettirilmesi,
- Ölümlerin, İşkencenin, tecavüzün, yağmanın ve kanın hiç olmadığı kadar artması demektir.

Biz biliyoruz ki onlar eliyle gelecek “barış”ın asıl adı SAVAŞ’tır.

Tüm bunlar olurken dün İran’a saldırı ve işgale karşı çıkacak halkın bugün “oh olsun hak etti” durumuna getirilmesindeki toplum mühendisliği emperyalistlerin illüzyonundan başka nedir?

Buna dikkat çekerken gerek İran’dan gerekse ülkemizden bunlara çanak tutan “İktidar aymazlığı” da zulme payanda ve ortaklık eylemektedir.

Emperyalist kuşatma bugün Malatya’da, Antep’te, Maraş’ta ve Adana’da “patriotlarla” Türkiye topraklarını emperyalist kuşatmanın ana üssü haline getiriyor. Toplumun bütün sorgulama yetenekleri elinden alınmış, nereye ne için asker yazılacağının farkına varması bile imkânsız kılınmıştır. 

Bunu tersine çevirecek mekanizmalara, ‘Hak ve Adalet’ merkezli mücadele pratiklerine hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyulmaktadır. Bu “Mustakim” duruşu sergileyen her sesin ve pratiğin yanında ve destekçisi olduğumuzu beyan ediyoruz.
 
MAZLUMDER olarak zulme, katliama ve işgale karşı ‘direnen halkları’ selamlarken, “Talebimiz net: Patriot füzelerini istemiyoruz. Sözümüz bir: NATO’ya hayır!” diyoruz.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi