Basın Açıklamaları

DİYARBAKIR ŞUBE: AYRIMCI SÖYLEMLE GENÇLİK SUSTURULAMAZ

Başbakanın YGS de şifre iddialarına ilişkin yapmış olduğu açıklamalara karşı MAZLUMDER Diyarbakır şubesi Adına Seher AKÇINAR BAYAR'ın açıklaması aşağıdadır

AYRIMCI SÖYLEMLE GENÇLİK SUSTURULAMAZ

Ankara Arena Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti Milletvekili Adayları Tanıtım Toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, YGS' deki şifre iddialarına ilişkin Taksim'de protesto yürüyüşü yapan öğrencilere yönelik şunları söylemiştir: "Taksim'de bin kişiyi, iki bin kişiyi yürütmek, iki bin genci yürütmek problem değil, biz de kalkarız onların karşısına 5 bin, 10 bin tane genci koyarız." Sözlerini "Ama biz bu ülkede gerilimden yana değiliz" ifadeleri ile tamamlayan Başbakan Erdoğan bizatihi bu ifadeleri ile gerilimin fitilini çekebilecek bir duruma yol açmıştır. Benzer şekilde daha öncede "cumhuriyet mitinglerine" katılanları eleştirmiş, bunun ardından da AKP'li Milletvekili Eyüp Fatsa, "Biz de miting düzenlersek on katı kalabalık toplarız" demişti.

İnsanlar arasındaki farklılıkları sayısal çoğunluk üzerinden baskı altına alıp yok sayarak, muhalifleri susturmaya çalışmak, kaosa sürüklemek ve tahrik etmekten başka bir şey getirmez. Ötekileştirici bu tutum demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine aykırıdır. Hakkını arayanlara açıktan gözdağı verip, tehdit savuran bu söylem baskı ve linç kültürünü hükümet eliyle meşrulaştırmaktadır.

Taksim'de "yürütülen" ifadesinde olduğu gibi, her hak talebinin ardında birilerini aramak, gerçeğin görülmesini engellemektedir. Hakkı gasp edilenler hangi zaman ve zeminde olursa olsun hak taleplerini yüksek sesle dile getirebilmelidirler. Hükümetin görevi yükselen bu sese kulak vermek ve kalabalıkların örgütlenme özgürlüğü çerçevesinde kendilerini ifade edebilmelerini güvence altına almaktır. Tepkilerini ortaya koyarken polis şiddetine maruz kalan öğrencilerin örgütlenme özgürlüğü bir ülkenin Başbakanınca bu türden ifadelerle engellenmemelidir. Hükümet öğrencilerin karşısında değil yanında olmalıdır. Zira Başbakan Erdoğan kendisinin de iddia ettiği gibi yalnızca kendisine oy verenlerin değil oy vermeyenlerinde sesi olmalıdır. Aynı şekilde Başbakan Erdoğan'ın "Kürt meselesi yoktur benim Kürt vatandaşlarımın bir takım sorunları vardır." sözleri de bu ayrıştırıcı mantığın ürünü olup oldukça kaygı vericidir.

Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın, TBMM Başkanı'nın, Milli Eğitim Bakanı'nın daha ne olduğu anlaşılmadan "açıklamalardan tatmin olduklarını" söylemeleri anlaşılamaz bir durumdur. Kendisinin üslubuyla soruyoruz: "1.7 milyon gencin hayallerini, geleceklerini, umutlarını, siyasi malzemeye dönüştürerek, buradan kendilerine bir rant sağlamanın çirkin gayreti içinde olmak" kabul edilebilinir bir durum mudur? Şayet değilse hükümetin yapması gereken şey çok açıktır: ÖSYM Başkanınca yaptıklarının "acemilik" olduğu itiraf edilen bu durum karşısında, ya bu "acemiliği" yapanları görevden almalı ya da istifalarını kabul etmelidir. Aksi halde hala görev başında olanlar kim bilir bundan sonraki sınavda ne tür acemilikler(!) yapacaklardır?

Buradan Başbakan Erdoğan'a ve hükümete sesleniyoruz: Unutulmamalıdır ki şifre iddiaları karşısında haklarını arayan o gençler bu ülkenin gençleridir. Bin, iki bin gencin karşısına, beş bin on bin genci koymak ayrımcılık değil midir? Bu ayrımcı söylem ile, yarın; sizin hakimleri size karşı olan hakimlerin karşısına, sizin savcıları size karşı olan savcıların karşısına, sizin gazetecileri size karşı olan gazetecilerin karşısına, sizin aydınları size karşı olan aydınların karşısına, sizin halkınızı size karşı olan halkın karşısına koymayı da düşünüyor musunuz? Türkiye'yi "siz", "biz" diye ayrıştırmak doğru mu? Biz sivil bir toplum örgütü olarak bu ifadelerinizin karşısındayız. Peki, bu durumda karşımıza kaç kişiyi ya da kimi koyacaksınız?

MAZLUMDER DİYARBAKIR ŞUBESİ

YÖNETİM KURULU ADINA

SEHER AKÇINAR BAYAR