Sayın Basın Mensupları,
Değerli ve Sevgili Destekçilerimiz,
Yıllardır kendimizi ifade
etme imkânı bulduğumuz platformlarda ve iki yılı aşkın bir süredir bu parkta
derdimizin ne olduğunu anlatmaya çalıştık. O kadar çok çaba sarfettik ki
anlaşılabilmek için, herhalde bu gökyüzünün altında söylenmemiş söz, edilmemiş
sitem, yapılmamış çağrı bırakmamışızdır. Ancak ne ölçüde anlaşılabildiğimiz
bugün ülkemizin geldiği noktaya bakınca ortada. Ya biz kendimizi anlatamadık bu
kadar çabaya rağmen, ya da karşımızda aşılmaz, geçilmez duvarlar var. Bu yüzden
yaptığımız basın açıklamalarında sizlere sesimizi duyurabildiğimiz ölçüde neden
burada bulunduğumuzu, hangi hakları elde etmenin kararlı takipçileri olduğumuzu
ve olacağımızı tekrar tekrar hatırlattık
Bu arada bu hafta Kocaeli
İnanç Özgürlüğü Platformu'nun 3. yılını dolduran eylemine ve bu yolda yılmadan
yürüyen eylemcilerine yürekten selamlarımızı yolluyoruz. Bugün bizi 116 haftadır konuk eden bu parkta, inanç özgürlüğümüz için,
inandığımız gibi yaşayabilmek için, hep birlikte kapitalist, emperyalist
oyunlara karşı koyabilmek için, birbirimize değil, bizi birbirimize düşürenlere
"dur" diyebilmek için, mücadelelerimizi birbirimize karşı değil, birlikte
verebilmek için yeniden toplandık. Bu hafta kendimizi tekrarlamak
tehlikesine rağmen, sesimizi duyanlara içten ve samimi bir çağrıda bulunmak
istiyoruz. Biz diyoruz ki "dur" diyelim:
Alnında taşıdığı Zülfikar
dövmesi ve elindeki tabancasıyla "ben provokatörüm" diye bağıranlara "dur" diyelim,
Bu ülkenin aydınlarını sokak
ortasında güpegündüz sırtından vuranlara "dur"
diyelim,
Okumak ve ülkelerine hizmet
edebilmek için geldikleri üniversite önlerinden gencecik kızları, kukla
oynatıcılarının emirleri doğrultusunda geri çevirenlere "dur" diyelim,
Meşru zeminlerde verebilecekleri
başka mücadele kalmadığını düşündükleri için parti kapatmaya kalkışarak
siyasetin alanını daraltanlara "dur"
diyelim,
Sözlerimizin duyulmasını,
anlaşılmasını engellemek için teneke çalıp kuru gürültü yapanlara "dur" diyelim,
Türk halkını 1970'lerdeki
gibi bir tuzağın içine çekerek kardeşkanı döktürmeye çalışanlara "dur" diyelim,
Ekonomideki bütün köşe
taşlarını tutup en küçük gerginlikte uçup giderek ekonomik istikrarsızlık
tehdidini başımızın üstünde Demokles'in kılıcı gibi sallayan leş kargalarına "dur" diyelim,
Bizi kendi derdimizle
uğraştırıp etrafımızda neler olduğunu görmemizi engelleyenlere "dur" diyelim,
Darbe şakşakçılığı yapanlara,
"siz beceremediniz darbenizi ben planlayım bari" diye yol yöntem öğretenlere "dur" diyelim,
Katsayı oyunlarıyla, alan
şaşırtmalarıyla, denklik zırvalarıyla pırıl pırıl zekâların önünü kesenlere, bu
amaç için ülke sanayisinin eleman ihtiyacını karşılayan meslek liselerini feda
etmekten çekinmeyenlere "dur"
diyelim,
"Ben aslında özgürlükten
yanayım" dedikten sonra "ama" diyerek özgürlüklere sınır koyanlara "dur" diyelim.
Evet size söylüyoruz.
Sesimizi duyan herkese ve sesimizi duyurabildiğimiz her yere... Kimsenin ekmeğine
yağ sürüp sonra reçeli de biz olmayalım. Bütün bunlara ve daha sayamadığımız
bir sürü tuhaflığa, hep birlikte, omuz omuza dur demezsek durmayacaklar.
Birbirimize biz ve ötekiler,
biz ve siz diye bakmak yerine yalnızca biz olalım, birbirimizi duyalım. "Artık
biz değiştik, Çorum'da, Maraş'ta, Sivas'ta tuzağa düşürdüğünüz halk değiliz,
biz birbirimizi dinliyoruz, ezbere düşman bellemiyoruz, düşün yakamızdan"
diyelim.
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına haftaya bugün, bu saatte, sesimize ses
verenlerle birlikte yeniden buluşmak dileğiyle...
TÜRKİYE KADINLAR KÜLTÜR VE DAYANIŞMA BİRLİĞİ (KAD-BİR)
Basın Sözcüsü Esra Duru