Milletvekili Adayı Hacıeyüpoğlu: “Muhalefet Boşa Kürek Çekiyor”

6 Mayıs 2015, Hürriyet
Milletvekili Adayı Hacıeyüpoğlu: “Muhalefet Boşa Kürek Çekiyor”

AK Parti Sakarya Milletvekili Adayı Recep Hacıeyüpoğlu, “1960-1970’lerin siyasetinin sonuç vereceğini beklemek, boşuna kürek çekmekten farksızdır. Bu siyaset muhalefet partilerine sonuç vermeyecek” dedi.
AK Parti Sakarya Milletvekili Adayı Avukat Recep Hacıeyüpoğlu, basın mensupları ile düzenlenen toplantıda bir araya geldi. Orman Park’ta gerçekleştirilen programda yeni Türkiye’yi değerlendiren Hacıeyüpoğlu, yerel siyasete dair de açıklamalarda bulundu. Sakaryalıların AK Parti’den beklentilerinin yüksek olduğuna dikkat çeken Hacıeyüpoğlu, sahada önemli bir hakimiyet kurduklarını ifade etti.
Recep Hacıeyüpoğlu’nun yaptığı açıklamalarında, “Seçim çalışmalarımız kapsamında hemşerilerimizle bir araya geliyoruz. Milletimiz ayağı yere sağlam basmayan, uçuk vaatlere prim vermiyor. 1960-1970’lerin siyasetinin sonuç vereceğini beklemek, boşuna kürek çekmekten farksızdır. Bu siyaset muhalefet partilerine sonuç vermeyecek. Kampanya sürecini ithal çalışmalarla yürütürseniz bu millete dokunamazsanız. Biz yerel, milli ve bizden bir siyasetle yola devam ediyoruz. Sakaryaspor Başkanlığı, Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanlığı, Baro Başkanlığı ve Mazlumder ile diğer STK’larımızda başkanlık ve yöneticiliklerimizin ardından milletvekili adayı olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Milletvekili aday listesinde yer alan arkadaşlarımızla birlikte tam kadro sahadayız. Bizlerden beklenti yüksek. Sahada önemli bir AK Parti hakimliği söz konusu. Yerel seçimlerde 17-0 hedefimizi gerçekleştirmişken; muhalefet partileri 7-0 hedefimizi eleştiriyor. AK kadrolar olarak büyüme ve istikrarın devam edeceğini ifade ediyoruz. Gerek yerelde gerekse de ulusalda vaatlerini icraata dönüştürmüş bir AK Parti var. 7 Haziran’da milletvekillikleri tamamlanacak olan Hasan Ali Çelik, Şaban Dişli ve Ali İhsan Yavuz da bizlerle birlikteler. Aynı şekilde aday adayı arkadaşlarımız da seçim çalışmalarında bizleri yalnız bırakmıyor. İlkelerimizle hareket ediyoruz. Dava düsturuyla yürüyüşümüzü sürdürüyoruz. Yakalanan bu birlik ve beraberlik ortamı tüm alanlara yansıyor. 7-0 hedefimizin altını bu uyum destekliyor. Eğitim, sağlık, milli savunma, ulaşım ve diğer tüm alanlarda Türkiye’nin aldığı mesafeler ortadadır. AK Parti öncesinde böylesi bir başarı ivmesi yakalanabildi mi? Şehir düzenlemesi, ekonomi, yerli üretim, tarımda geldiğimiz nokta bellidir. Şehirlerimiz, ilçelerimiz bu gelişmeden payını aldı, almaya da devam edecek. Sakarya için de durum aynı. Şehrimizin bir bölümü gelişir ve büyürken; diğer bölgelerimiz geri kalmadı. Merkezden gelen yatırımları, Büyükşehir ve ilçe belediyelerimiz koordinasyonuyla tüm Sakarya’ya ulaştırdık. Şehrimiz sanayi altyapısını geleceğe taşıyacak yeni OSB’ler ve planlamalar da söz konusu. Sayın Cumhurbaşkanımızın müjdesini verdikleri Karasu Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi, Sakarya’nın AK Parti’yle hangi seviyelere ulaştığının delilidir. Dev projelerimiz devam edecek. Şehrin ihtiyaçlarını ve potansiyelini biliyoruz. Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanlığımız süresince elde ettiğimiz tüm tecrübeleri Sakarya için kullanacağız. Şehrimizin tüm bölgelerine hizmet ulaştıracağız. Şehirlerin büyümesi, yerel yönetimlerin güçlenmesi için Başkanlık Sistemi oldukça önemli. Yeni anayasa ve yeni bir sistem aslında yerel yönetimlerimizi de güçlendirecek. Yerelin güçlenmesi Sakarya için önemli bir fırsat. Merkezin desteği ve yerelin güçlenmesiyle Sakarya çok daha iyi seviyelere ulaşacak. Bu değişim ve dönüşümü sağlamak durumundayız. Yeni anayasayla bireysel hak ve özgürlükler de çok daha ileri seviyelere ulaşacak” dedi.

6 Mayıs 2015, Yeni Şafak
Dinin kirletilmesi mi tehlikeli, iktidarın kaybı mı?

 
Prof. Dr. Gergerlioğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hafta sonu meydanlarda Kur’ân-ı Kerim’i eline alarak konuşmasına tepki gösterdi. Gergerlioğlu, “Dini siyasete alet etmek çok tehlikelidir, meydanlardan Kur’ân sallanmasına en çok dindarlar müdahil olmalıdır” ifadelerini kullandı.
 
Seçim atmosferinin iyice ısındığı şu günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim meydanlarında seçime yönelik konuşmalar yapması, muhalefet partilerine yüklenmesi toplumun hemen her kesiminden ciddi eleştiriler almaya başladı. Son olarak hafta sonu Batman, Diyarbakır, Siirt ve Mardin konuşmalarında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kürtçe Kur’ân-ı Kerim mealini basmasını, Kur’ân mealini eline alarak seçim meydanlarına indiren Erdoğan’a “Dini siyasete alet” etme noktasında da sert eleştiriler gelmeye başladı. MAZLUMDER eski Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu Erdoğan’ın bu tavrını eleştirenler arasında. Dünkü yazısında, Erdoğan’ın büyük bir telaş içerisinde olduğunu ve Davutoğlu’na adeta “bu işi sen yapamıyorsun, sana bırakamam” meydan meydan AKP’ye destek mitingleri yaptığını belirten Gergerlioğlu, “Kimi zaman elinde Kur’ân sallıyor, kimi zaman rakiplerinin dinle alakası olmadığını ima ediyor, kimi zaman da Müslümanlığının derecesiyle ilgili şahsî değerlendirmelerini haykırıyor” ifadelerini kullandı.

Dinî açıdan yanlış tavırlar sergiliyor

Yapılanın gündemde kalmayı seven Erdoğan için başarılı bir taktik olduğunu belirten Gergerlioğlu, şunları kaydetti: “Bunlar gündemde kalmayı seven Erdoğan için başarılı taktikler ama dini açıdan çok yanlış söylem ve tavırlardır. Dinî şahsî siyasî düşüncesiyle eşitlemeye ve uymayanı da din dışına göndermeye yol açan söylemler en başta dini hassasiyet sahiplerinin itiraz etmesi gereken hususlardır.”

Yazının son bölümünde AKP seçmenine uyarılar yapan Gergerlioğlu şu ifadelere yer verdi:
 •Ak Parti iktidarının kaybı, dinin yenilmesi değildir.
 • Dini siyasete alet etmek çok tehlikelidir, meydanlardan Kur’ân sallanmasına en çok dindarlar müdahil olmalıdır.
 •’Tek doğru benim yaklaşımımdır’ demek uğrunda uydurma hadisler bile oluşturulmuş İslam düşünce dünyasındaki en önemli virüslerden birisidir.
 •Erdoğan’ın öfkeli ruh hali örnek alınması gereken değil, vicdani değerlerle sorgulanması gereken patolojik bir ruhsal sarsıntı halidir.
 •Lideri taparcasına sevmek, gözleri, aklı, insafı kör eden bir durum oluşturur.
 •Fazla sevginin ilahlaştırmaya yol açacağını en başta Kur’ân hatırlatmaktadır.
 •Kendisinden farklı düşüneni siyasi heyecanla dinin dışına itmek sorgusu ağır büyük bir günah ve vebaldir.
 •İslamcılık adına yapılan gayriislami fiiller dini filtreye tabi tutulmazsa varılan nokta İslam’ı bağrından hançerlemektir.
 •Dinin kirletilmesi mi tehlikelidir, iktidarın kaybı mı tehlikelidir? Bunun güncelden uzak selim ve sakin bir kafayla tefekkür edilmesi gerekir.
 •Bilinmesi gereken bu hususlara dikkat edilirse Ak Parti seçmeni kaybetmez.
 •Ak Parti kazansa da kaybetse de en azından heyecanlı seçmeni yanlış yapmamayı ve şu an tahmin edemediği sorumluluğun vebalinden kendisini kurtarmayı başarabilir.

6 Mayıs 2015, Demokrat Haber
HDP'li Ayhan Bilgen: Diyanet konusunu 'Din elden gidiyor' kampanyasına çevirdiler

Bilgen, 'İslam tarihi Diyanet'le başlamadı' dedi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kur'an-ı Kerim'li propagandasına tepki gösterdi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın miting meydanlarında Kur'an'ı kullanmasına bir tepki de Genel Başkan Yardımcısı, eski Mazlumder Başkanı Ayhan Bilgen'den geldi. Bilgen, İslam tarihindeki ilk kanlı savaşın Kur'an-ı Kerim'in kanlı kılıçlara geçirilmesinin sonrasında gerçekleştiğini hatırlatarak, HDP'nin Diyanet'i kaldıracağına yönelik açıklamasının "din elden gidiyor" kampanyasına çevrildiğini belirtti. Ayhan, bunun 100 yıl önce Osmanlı'daki "bilmeyüz ama istemezük" tavrı olduğunu söyledi.
 
İnternet Haber'den Nesrin Yılmaz'a konuşan Ayhan Bilgen'in açıklamaları şöyle:
 
OY İÇİN DEĞERLER TÜKETİLİYOR
 
"İslam tarihinin kanlı ilk çatışması Kur'an-ı Kerim sayfalarına kanlı kılıçlara geçirilmesiyle başlamıştır. İnsanlar neye inanıyor ve nasıl inanıyorlarsa öylece özgür yaşama hakkına sahip olmalı. Dinin ve onun sembollerinin siyasal bir kavga aracı haline getirilmesi, bir iktidar mücadelesinin aracı haline getirilmesi, öncelikle dine ve inançlara yönelik bir saygısızlıktır. Birkaç fazla puan oy olmak için bu değerlerin bu kadar kolayca tüketilmesi ayrıca ele alınmaya, değerlendirmeye layık bir durum.
 
"Cumhurbaşkanı konuşmasında "Ben Kur'anla büyüdüm" diyor. Oysa, o kitabın ahlakı, tevazuyu, hoşgörüyü tavsiye ediyor, iktidar için, güç için başkalarının üzerinde dinin bir baskı aracı olarak kullanılmamasını net biçimde tavsiye ediyor.
 
YÖK'Ü KALDIRACAĞIZ DEYİNCE ÜNİVERSİTELERİ KAPATMIYORUZ

"MGK'yı kaldırıyoruz deyince orduyu, bütün askerleri işinden çıkarıyoruz demiyoruz, ya da YÖK'ü kaldıracağız dediğimizde üniversiteleri kaldıracağız, bütün öğretim üyeleri işssiz kalacak demiyoruz. Esas olan o kurumun neye hizmet ettiğidir, hangi amaca gerçekten hakkıyla hizmet edip etmediği meselesidir. Yani, inanç alanının da tıpkı üniversiteler gibi özgür örgütlenmesini savunuyoruz, imamların kendi karar süreçlerini kendilerinin belirlemesini, yerel gerçeklikleri, farklı mezhepleri farklı yorumları, farklı inançları, farklı dilleri gözeterek din hizmetlerinin verilmesini savunuyoruz.
 
'BİLMEZÜK AMA İSTEMEZÜK' TAVRI
 
"Bunu, din elden gidiyor, din yasaklanıyor diyerek bir kampanyaya çevirmek, aslında tıpkı bundan 100 yıl önce Osmanlı'nın son dönemindeki, "bilmezük ama istemezük" tavrıdır. Türkiye her şeyi tartışabilmeli, en doğrusunu, en barışa hizmet eden, en özgürlükçü seçeneği tercih etmelidir.
 
İSLAM TARİHİ DİYANET İŞLERİ'YLE BAŞLAMADI

"Din alanının devlet kontrolü altında tutulması kabul edilebilir bir durum değil. Din alanı, inanç alanı, bu inanç sahiplerinin kendi tercihleriyle ilgilidir. Örneğin, 28 Şubat döneminde, insanların başörtüleri yasaklanırken, Diyanet, merkezden orduyu öven hutbeler gönderiyordu. Bugünkü iktidarın siyasal görüşü, dindarlığı, muhafazakarlığı bir kurumsal kazanım değildir. İnanç gruplarının tüzel kişilikleri olması gerektiğini savunuyoruz ve kendi karar süreçlerini kendilerinin işletmesini savunuyoruz. Bir şehirde hutbe hangi dilde okunması, o şehrin sorunları neyse o sorunlar konu edilmesi dinin esasıdır. İslam tarihi Diyanet İşleri Teşkilatı'yla başlamadı. 1400 yıl boyunca insanlar bu hizmetleri gönüllü kuruluşlar aracılığıyla aldılar. Eğer siz, Diyanet İşleri Başkanı'nı, imamı, müftüyü, iktidarın memuru pozisyonuna düşürüyorsanız zaten sizin saygınlığını ve itibarınız tartışılır bir durumdur."

 

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basında MazlumderTarih 2015-05-12
Okunma Sayısı : 1185
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 5 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: info[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2233185

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari