Mazlumder'in Ağrı raporu Erdoğan'ı doğrulamıyor

7 Mayıs 2015, Meydan Gazetesi
Mazlumder'in Ağrı raporu Erdoğan'ı doğrulamıyor

Mazlumder: Yaralıları çatışma bölgesinden korucuların götürdüğüne dair bulgu yok.

İslami hassasiyetlerle 24 yıl önce kurulan insan hakları örgütü Mazlumder'in Ağrı Diyadin’de TSK ile PKK arasında yaşanan çatışmayla ilgili raporunda, yaralıların taşınmasına sivillerin yardım ettiği belirtildi. Raporda, “PKK ve TSK arasındaki çatışma sivil halkın müdahalesi sonrasında sona ermiş ve sivil halkın yardımıyla yaklaşık 150 metrelik kayalık araziden yaralıların taşındığı, yaralanan askerler ve sivil Cenap İlboğa’nın helikopterle bölgeden uzaklaştırıldığı ve yaşamını yitiren Cezmi Budak’ın sivil araçla bölgeden uzaklaştırıldığı anlaşılmıştır” denildi.  Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yaralıları taşıyanların HDP’liler değil korucular olduğunu iddia etmişti. Raporda, Erdoğan’ın bu iddiasıyla ilgili olarak “Yaralıların taşınmasına korucuların katıldığı iddiasına dönük somut bir bulguya rastlanmamıştır” ifadelerine yer verildi.

Mazlumder'in raporunda benzer etkinliklerin geçen yıllarda da düzenlendiği, ancak çözüm süreci kapsamında güvenlik güçlerinin daha önce çatışmadan kaçındığı hatırlatıldı. Raporda, “Bölgeye keşif uçağı, silahlı helikopterler ve karadan da takviye komando birlikleri sevk edilmiş olmasına rağmen çatışmanın içerisinde kalan yaralıların orada terk edilmiş olduğu iddialarına yönelik kamu otoritesinin tatmin edici bir cevabı halen olmamıştır” denildi.
 
Mazlumder'in Ağrı Diyadin'de yaşanan çatışmaya ilişkin raporu şöyle:
 
Ağrı’nın Diyadin İlçesi kırsalında 11 Nisan 2015 tarihinde çıkan çatışmada ölümler ve yaralanmalar yaşanmıştır. Uzun süredir devam eden çatışmasızlık ortamında yaşanan bu olayla ilgili farklı kesimlerden farklı açıklamalar yapılmış, olayın özellikle çözüm sürecinin geleceğine yönelik ciddi kaygıların oluşmasına sebep olduğu görülmüştür.
 
Ağrı ili Diyadin ilçesi Yukarı Tütek köyünde çıkan çatışma ile ilgili araştırma ve inceleme yaparak kamuoyunu bilgilendirmek ve benzeri olayların önüne geçmek için MAZLUMDER Raporlama Heyeti bazı incelemelerde bulunmuştur.
 
Raporlama sürecinde STK’lar, siyasi partiler, tanıklar, ölen ve ya yaralanan sivillerin aileleri, resmi makamlarla bir dizi görüşme yapılmış, çatışmanın yaşandığı alanda incelemelerde bulunulmuştur. Elde edilen veriler sonucunda;  
 
TESPİTLER    
 
-11 Nisan 2015 tarihinde HDP Diyadin İlçe Başkanlığı tarafından, ağaç dikme etkinliği çerçevesinde bir şölen düzenlenmek istenmiş; şölen için platform kurulup, fidanların dikileceği arazi kazılmıştır.
 
-Heyetimizin yaptığı görüşmeler neticesinde;11 Nisan günü gece 03:00-03:30 saatlerinde söz konusu çatışmanın bulunduğu bölgeye güvenlik güçlerinin intikal ettiği anlaşılmıştır. Yapılan tüm görüşmelerden çıkan sonuca göre, söz konusu etkinliğin yapılacağı alanda güvenlik güçlerinin operasyon amacıyla olay yerine intikal ettiği anlaşılmaktadır. Devlet güçlerinin müdahale etme hakkının olup olmadığı tartışması bir yana, benzer etkinliklerin geçmiş yıllarda da yapıldığı ve güvenlik güçlerinin Çözüm Süreci boyunca özellikle çatışmadan uzak durduğu herkesçe bilinmektedir. 11 Nisan gecesi örgütün dağ kadrolarına müdahale kararının kim veya hangi kurum tarafından, ne için kararlaştırıldığı halen belirsizdir.
 
-Heyetimizin yaptığı saha araştırmasına göre, sivillerin bulunduğu noktanın TSK mensuplarının gerisine düştüğü ve PKK mensuplarının mevzilendiği yerin görüş açısından uzak olduğu anlaşılmakta ve dolayısıyla sivillerin iki ateş arasında kalmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki devlet yetkililerinin yaptığı açıklamaların hiçbirisinde yaşamını yitiren ve yaralanan şahısların örgüt tarafından hedef alındığına dair bir beyan bulunmamaktadır. Devlet yetkililerince yapılan açıklamalarda yaşamını yitiren sivillerden Cezmi Budak ve yaralanan Cenap İlboğa örgüt mensubu olarak tanımlansa da heyetçe yaptığımız tüm görüşmelerde söz konusu şahısların HDP tabanından olup, sivil ve silahsız oldukları Devlet dışında Ağrı toplumunun tüm kesimlerinin kabul ettiği ortak bir olgudur. Orada bulunmalarının sebebi ne olursa olsun, silahsız ve sivil olan bu şahısların “dosyalarının kabarık olduğu” gerekçesiyle yaşam haklarının ihlale uğraması kabul edilemez.

-Çatışma belli aralıklarla yaklaşık 14 saat sürmüştür. PKK ve TSK arasındaki çatışma sivil halkın müdahalesi sonrasında sona ermiş ve sivil halkın yardımıyla yaklaşık 150 metrelik kayalık araziden yaralıların taşındığı, yaralanan askerler ve sivil Cenap İLBOĞA’nın helikopterle bölgeden uzaklaştırıldığı ve yaşamını yitiren Cezmi BUDAK’ın sivil araçla bölgeden uzaklaştırıldığı anlaşılmıştır. PKK’nin ise, yaralanan ve ölen mensuplarını kamplarına taşıdığı anlaşılmaktadır. Yaralıların taşınmasına korucuların katıldığı iddiasına dönük somut bir bulguya rastlanmamıştır.
 
- Muhatapların beyanından anlaşıldığı üzere söz konusu etkinlik alanlarına PKK mensuplarının bir süreliğine katıldığı anlaşılmaktadır. PKK, çözüm ve çatışmasızlık sürecinin yarattığı atmosferin de etkisiyle bu etkinlikleri bi anlamda kendi tabanıyla buluşmak için değerlendirdiği anlaşılmaktadır.
 
-Bazı toplumsal kesimler, siyasi kesimler ve resmi yetkililer ile yapılan görüşmelerden anlaşıldığına göre PKK’nin bu tür etkinlikler aracılığıyla halka HDP lehine baskı kurduğu ve silahlı propaganda yürüttüğü, bu tür propagandalar ile oraya gelmeyen ve desteklemeyen halk kesimlerini de etkileyip, korku saldığı iddiaları bulunmaktadır. HDP’ye yakın toplumsal ve siyasi kesimler ise; söz konusu etkinliklere katılanların tamamına yakınının zaten HDP’liler olduğu, bu nedenle bu iddianın temelsiz olduğunu ifade etmektedirler.

-Güvenlik güçleri ile PKK arasında çatışmanın gerçekleştiği alanda ‘Çözüm Süreci’ öncesi ve sonrasında da PKK mensuplarının var olduğu bilinmekte ve çatışmadan sonra yaptığımız saha araştırması neticesinde çatışmanın yaşandığı bölgede  bulunmaya devam ettikleri anlaşılmaktadır.

-Bölgeye Keşif Uçağı, Silahlı Helikopterler ve karadan da takviye Komando Birlikleri sevk edilmiş olmasına rağmen çatışmanın içerisinde kalan yaralıların orada terk edilmiş olduğu iddialarına yönelik kamu otoritesinin tatmin edici bir cevabı halen olmamıştır.
 
-Devletin farklı kurumları ve tüzel kişilerinin beyanlarında gözle görülür farklılıklar tespit edilmiştir. Buradaki çelişkiler Ağrı’da yaşanan çatışmanın vehametini ve soru işaretlerini daha da arttırmaktadır.
 
-Raporlama süreci devam ederken Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören Cenap İLBOĞA, taburcu olduktan hemen sonra Örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştır.  
 
DEĞERLENDİRME  
 
-Barışın tarafı olan tüm muhataplar (Devlet, PKK, Halk ve diğer toplumsal ve siyasi kesimler) barışa uygun atmosferin oluşabilmesi, silahlı çatışmaya zemin sağlayacak fiziksel koşulların ortadan kalkması, siyasi sorunların demokratik zemine taşınabilmesi ve halkın siyasi tercihlerinde kendisini daha özgür hissedebileceği koşulların sağlanması için güçlü bir irade göstermelidir.
 
- Ağrı/Diyadin olayında kusuru bulunanların etkin bir soruşturma ile yargı önüne çıkarılmaları gerekir. Olayın bir provokasyon olduğu konusundaki kuşkuların bertaraf edilmesi için yetkilerle donatılmış bir bağımsız Araştırma Komisyonu oluşturulmalıdır.

-Çözüm Süreci’nin atmosferine uyum sağlayamayan ve olayda kusuru olan kamu görevlilerinin görevlerinden el çektirilmesi gerekmektedir.    

- Olaya müdahale etmek üzere bölgeye giden vatandaşlara helikopterlerden ateş açıldığı, gaz bombası atıldığı yolundaki söylentiler araştırılmalı; halkı geren, tedirginlik yaratan işlem ve uygulamalardan kaçınılmalı, şiddete dönüşme ihtimali bulunmayan, yasal çerçevedeki toplantı ve etkinliklere müdahale edilmemelidir.

-Çözüm Süreci’nin getirdiği çatışmasızlık ortamının kalıcılaşması, PKK ve TSK arasında çatışma yaşanmaması için, özellikle kırsal bölgelerde, sürecin ruhuna uygun hassasiyet içinde davranılmalıdır.
 
- İnsan Hakları ihlali doğuran olaylarda kasıt, hata, ihmal, ihlal veya kusuru bulunan kamu görevlileri ile ilgili etkin ve adil idari ve cezai soruşturmalar yapılarak sorumluların cezalandırılması yoluna gidilmelidir.

-Sağlık kurumunda yaralı Cenap İLBOĞA’ya müdahale veya darp konusundaki iddialar araştırılmalı ve kusuru olanlar yargı önüne çıkarılmalıdır.

- Bu ve benzeri olaylarda Çözüm Süreci’ne de zarar veren açıklamalardan kaçınılmalı ve kamuoyu mümkün olduğunca doğru bilgilendirilmelidir.

-Genel seçimler başta olmak üzere, halkın iradesini hedef almaya matuf her türlü girişime karşı gerekli tedbirler alınmalıdır. Siyasi tercihleri bastıracak tüm güç odaklarına karşı; halkı güvende hissettirecek önlemler alınmalıdır.
 
-Ağrı Diyadin Tendürek kırsalında olduğu gibi; toplumdaki “olgu-algı çatışması” üzerinden sert siyasi mesajlar vermek yerine; yaralı askerleri kurtarmak için seferber olan sivil halkın, barışa olan inancı üzerinden mesajlar okunmalı ve barış hep birlikte inşa edilmelidir.   

SONUÇ  
 
Sayısız provokasyon girişimlerine rağmen bugüne kadar devam edip Kürt Sorunu’nu çözme yolunda hayati önem taşıyan Çözüm Süreci’nin en büyük özelliği silahların susması ve kalıcı barışı hedeflemesidir.
 
Şimdiye kadar defalarca tekrarlanmış benzer etkinliklerden birine, seçim arifesinde sabaha karşı güvenlik güçleri tarafından operasyon düzenlenmesinin, seçim sonuçlarını etkilemenin yanı sıra, büyük bedeller karşısında yasalaşmış, hükümet programında yer almış ve barışı isteyen tüm toplumsal kesimler tarafından içselleştirilmiş olan süreci imha edeceğinin hesap edilmemiş olması kabul edilebilir değildir.
 
Çözüm Süreci’ni akamete uğratabilecek en büyük tehlike sürecin soğumaya bırakılmasıdır. Kamuoyunda Dolmabahçe Mutabakatı olarak bilinen uzlaşı çerçevesi bir an evvel hayata geçirilmeli ve eş zamanlı olarak PKK’nin de silahlı mücadeleyi bırakma girişimini hayata koyması gerekmektedir. Silahlı güçlerin şehir kırsallarında varlığı, her an için devlet veya örgüt içi provokasyonlara açık alan bırakmaktadır. Böylece Ağrı ve benzeri olayların tekrar etme tehlikesi her zaman mevcuttur. Sonuç olarak tüm tarafları ve Türkiye kamuoyunu Çözüm Süreci’ne sahip çıkmaya davet ediyoruz.

7 Mayıs 2015, Haber 3
MAZLUMDER: YARALILARI KORUCULARIN GÖTÜRDÜĞÜNE DAİR SOMUT BULGU YOK

 
Mazlumder'in Ağrı'nın Diyadin kırsalında yaşanan çatışma ile ilgili raporunda, Türk Silahlı Kuvvetleri ile PKK'lı teröristler arasındaki çatışmanın...

Mazlumder'in Ağrı'nın Diyadin kırsalında yaşanan çatışma ile ilgili raporunda, Türk Silahlı Kuvvetleri ile PKK'lı teröristler arasındaki çatışmanın "sivil halkın müdahalesi sonrasında sona erdiği" belirtildi. Raporda, yaralı askerlerinin taşınmasıyla ilgili olarak ise, "Yaralıların taşınmasına korucuların katıldığı iddiasına dönük somut bir bulguya rastlanmamıştır." denildi.
 
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlumder), Ağrı'nın Diyadin kırsalında yaşanan çatışma ile ilgili saha araştırması ve inceleme raporunu kamuoyu ile paylaştı. Mazlumder raporunda yer alan tespitler şöyle:
 
- 11 Nisan 2015 tarihinde HDP Diyadin İlçe Başkanlığı tarafından, ağaç dikme etkinliği çerçevesinde bir şölen düzenlenmek istenmiş; şölen için platform kurulup, fidanların dikileceği arazi kazılmıştır.
 
- Heyetimizin yaptığı görüşmeler neticesinde; 11 Nisan günü gece 03:00-03:30 saatlerinde söz konusu çatışmanın bulunduğu bölgeye güvenlik güçlerinin intikal ettiği anlaşılmıştır. Yapılan tüm görüşmelerden çıkan sonuca göre, söz konusu etkinliğin yapılacağı alanda güvenlik güçlerinin operasyon amacıyla olay yerine intikal ettiği anlaşılmaktadır. Devlet güçlerinin müdahale etme hakkının olup olmadığı tartışması bir yana, benzer etkinliklerin geçmiş yıllarda da yapıldığı ve güvenlik güçlerinin çözüm süreci boyunca özellikle çatışmadan uzak durduğu herkesçe bilinmektedir. 11 Nisan gecesi örgütün dağ kadrolarına müdahale kararının kim veya hangi kurum tarafından, ne için kararlaştırıldığı halen belirsizdir.
 
SİVİLLER İKİ ATEŞ ARASINDA KALMADI
 
- Heyetimizin yaptığı saha araştırmasına göre, sivillerin bulunduğu noktanın TSK mensuplarının gerisine düştüğü ve PKK mensuplarının mevzilendiği yerin görüş açısından uzak olduğu anlaşılmakta ve dolayısıyla sivillerin iki ateş arasında kalmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki devlet yetkililerinin yaptığı açıklamaların hiçbirisinde yaşamını yitiren ve yaralanan şahısların örgüt tarafından hedef alındığına dair bir beyan bulunmamaktadır. Devlet yetkililerince yapılan açıklamalarda yaşamını yitiren sivillerden Cezmi Budak ve yaralanan Cenap İlboğa örgüt mensubu olarak tanımlansa da heyetçe yaptığımız tüm görüşmelerde söz konusu şahısların HDP tabanından olup, sivil ve silahsız oldukları devlet dışında Ağrı toplumunun tüm kesimlerinin kabul ettiği ortak bir olgudur. Orada bulunmalarının sebebi ne olursa olsun, silahsız ve sivil olan bu şahısların "dosyalarının kabarık olduğu" gerekçesiyle yaşam haklarının ihlale uğraması kabul edilemez.
 
- Çatışma, belli aralıklarla yaklaşık 14 saat sürmüştür. PKK ve TSK arasındaki çatışma sivil halkın müdahalesi sonrasında sona ermiş ve sivil halkın yardımıyla yaklaşık 150 metrelik kayalık araziden yaralıların taşındığı, yaralanan askerler ve sivil Cenap İlboğa'nın helikopterle bölgeden uzaklaştırıldığı ve yaşamını yitiren Cezmi Budak'ın sivil araçla bölgeden uzaklaştırıldığı anlaşılmıştır. PKK'nin ise, yaralanan ve ölen mensuplarını kamplarına taşıdığı anlaşılmaktadır. Yaralıların taşınmasına korucuların katıldığı iddiasına dönük somut bir bulguya rastlanmamıştır.
 
PKK, ETKİNLİĞİ KENDİ TABANIYLA BULUŞMAK İÇİN DEĞERLENDİRİYOR
 
- Muhatapların beyanından anlaşıldığı üzere söz konusu etkinlik alanlarına PKK mensuplarının bir süreliğine katıldığı anlaşılmaktadır. PKK, çözüm ve çatışmasızlık sürecinin yarattığı atmosferin de etkisiyle bu etkinlikleri bir anlamda kendi tabanıyla buluşmak için değerlendirdiği anlaşılmaktadır.
 
- Bazı toplumsal kesimler, siyasi kesimler ve resmi yetkililer ile yapılan görüşmelerden anlaşıldığına göre PKK'nın bu tür etkinlikler aracılığıyla halka HDP lehine baskı kurduğu ve silahlı propaganda yürüttüğü, bu tür propagandalar ile oraya gelmeyen ve desteklemeyen halk kesimlerini de etkileyip, korku saldığı iddiaları bulunmaktadır. HDP'ye yakın toplumsal ve siyasi kesimler ise; söz konusu etkinliklere katılanların tamamına yakınının zaten HDP'liler olduğu, bu nedenle bu iddianın temelsiz olduğunu ifade etmektedirler.
 
PKK MENSUPLARI ÇATIŞMANIN YAŞANDIĞI BÖLGEDE BULUNMAYA DEVAM EDİYOR
 
- Güvenlik güçleri ile PKK arasında çatışmanın gerçekleştiği alanda çözüm süreci öncesi ve sonrasında da PKK mensuplarının var olduğu bilinmekte ve çatışmadan sonra yaptığımız saha araştırması neticesinde çatışmanın yaşandığı bölgede bulunmaya devam ettikleri anlaşılmaktadır.
 
- Bölgeye Keşif Uçağı, Silahlı Helikopterler ve karadan da takviye Komando Birlikleri sevk edilmiş olmasına rağmen çatışmanın içerisinde kalan yaralıların orada terk edilmiş olduğu iddialarına yönelik kamu otoritesinin tatmin edici bir cevabı halen olmamıştır.
 
- Devletin farklı kurumları ve tüzel kişilerinin beyanlarında gözle görülür farklılıklar tespit edilmiştir. Buradaki çelişkiler Ağrı'da yaşanan çatışmanın vehametini ve soru işaretlerini daha da arttırmaktadır.
 
- Raporlama süreci devam ederken Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gören Cenap İlboğa, taburcu olduktan hemen sonra örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştır.
 
KUSURU BULUNANLAR YARGI ÖNÜNE ÇIKARILMALI
 
Raporun değerlendirme bölümünde olayda kusuru bulunanların etkin bir soruşturma ile yargı önüne çıkarılmaları gerektiği vurgulandı. Olayın bir provokasyon olduğu konusundaki kuşkuların bertaraf edilmesi için yetkilerle donatılmış bir bağımsız Araştırma Komisyonu oluşturulması önerildi. Çözüm sürecinin atmosferine uyum sağlayamayan ve olayda kusuru olan kamu görevlilerinin görevlerinden el çektirilmesi gerektiği belirtildi.
 
ÇÖZÜM SÜRECİNİ AKAMETE UĞRATACAK EN BÜYÜK TEHLİKE SOĞUMAYA BIRAKILMASIDIR
 
Raporda, "Sayısız provokasyon girişimlerine rağmen bugüne kadar devam edip kürt sorununu çözme yolunda hayati önem taşıyan çözüm sürecinin en büyük özelliği silahların susması ve kalıcı barışı hedeflemesidir." denildi. Raporun sonuç bölümünde ise şunlar yer aldı: "Çözüm sürecini akamete uğratabilecek en büyük tehlike sürecin soğumaya bırakılmasıdır. Kamuoyunda "Dolmabahçe Mutabakatı" olarak bilinen uzlaşı çerçevesi bir an evvel hayata geçirilmeli ve eş zamanlı olarak PKK'nın da silahlı mücadeleyi bırakma girişimini hayata koyması gerekmektedir. Silahlı güçlerin şehir kırsallarında varlığı, her an için devlet veya örgüt içi provokasyonlara açık alan bırakmaktadır. Böylece Ağrı ve benzeri olayların tekrar etme tehlikesi her zaman mevcuttur. Sonuç olarak tüm tarafları ve Türkiye kamuoyunu çözüm sürecine sahip çıkmaya davet ediyoruz."

7 Mayıs 2015, Kayseri Gündem
MAZLUMDER’den kültür gezisi

MAZLUMDER Kayseri şube yönetimi üye ve gönüllüleri ile Gönüllü Kuruluşların üyelerinin taleplerini geri çevirmeyerek Çanakkale Şehitliği ve Osmanlı devletinin kuruluş başkenti yeşil Bursa’ya 2 günlük tarih ve kültür gezisi düzenledi.
 
2 otobüsü dolduran 90 kişiden oluşan gezi ekibi 30 Nisan 2015 Perşembe akşamı MAZLUMDER Şube Başkanı ve Gönüllü Kuruluşlar Sözcüsü Ahmet TAŞ, yönetim kurulu üyeleri Adnan EVSEN ve Hacı YAKIŞIKLI’nın da katılımı ile saat 18.30 da Kurşunlu Camii önünden Bismillah diyerek yola çıktılar.
 
 Akşam namazını Nevşehir Kalaba kasabasındaki Merkez Camiinde eda eden gezi ekibi ilk molasını Kırşehir Şoförler Cemiyetinde verdi. Yatsı Namazını da burada eda eden MAZLUMDER ekibi Çanakkale’ye ulaşmak için tekrar yola koyuldu.
 
MAZLUMDER gezi ekibinin 2. Mola yeri Eskişehir’e bağlı Sivrihisar ilçesindeki şoförler cemiyeti tesisleri oldu. Burada bir müddet dinlenen gezi ekibi tekrar yoluna devam etti. Sabah namazını çevre yol üzerindeki bir tesiste eda eden MAZLUMDER ekibi sabah 08.30 civarında Çanakkale’nin Lapseki ilçesine ulaştı.
 
Lapseki iskelesinden feribotla Gelibolu’ya geçen gezi ekibi saat 10.00 sularında Çanakkale’nin Avrupa yakasında bulunan Eceabat ilçesine ulaştı. Burada restoran 1915’te sabah kahvaltısını yapan gezi ekibi Çanakkale Şehitliklerini ziyaret için son hazırlıklarını tamamladı.

Rehber Sefer AYDIN’ın öncülük ettiği MAZLUMDER gezi ekibi 1 Mayıs Cuma saat 11.00 de, 1914 – 1916 yıllarında 2 yıl kadar devam eden ve 253 bin Osmanlı askerinin vatanı için canını vererek şehit düştüğü Gelibolu Yarımadasındaki şehitlikleri ziyaret için büyük bir heyecanla Bismillah diyerek ziyarete başladılar.
 
Seyit Onbaşı anıtı, şehitlikler bölgesi, 59. Alay ve savaş bölgesi, büyük çarpışmaların olduğu Anafartalar, Conkbayırı, Seddülbahir, 59 bin şehidin adının bulunduğu Zafer Anıtı ve çevresi ile ölüm kalım savaşlarının yaşandığı vatan, bayrak ve gelecek için 253 bin Osmanlı askerinin toprağa düştüğü diğer savaş bölgeleri ziyaret edildi. 100 yıl önce can veren şehitlerimiz için Kur’an-ı Kerim okundu dualar edildi.
 
Her şehitlikte, her çarpışma bölgesinde savaşı hatırlatan her anıtın önünde hatıra fotoğrafları çektirildi, duygusal anlar yaşandı. Akşam vakti yaklaştığı için saat 18.00 civarında ziyaret tamamlandı.
 
MAZLUMDER gezi ekibi saat 18.30’da sabah kahvaltısının yapıldığı restoran 1915’te akşam yemeği için bir araya geldiler. Akşam namazı da yemeğin ardından Eceabat iskelesi karşısındaki camide eda edildi.
 
Eceabat iskelesinde 3 saatten fazla süren sıra beklemenin ardından arabalı vapurla Çanakkale’ye geçen MAZLUMDER gezi ekibi Bursa’da konaklamak için yoluna devam etti. Zira gece Bursa’da geçirilecek ve sabah Bursa gezisi yapılacaktı.
 
Gece saat 02.00 da Bursa’ya ulaşan gezi ekibimiz Eğitim Bir Sen Bursa Şubesi ve Birlik Vakfı Bursa Şubesinin katkılarıyla okulların yurtları ve öğrenci yurtlarında misafir edildiler.

 

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basında MazlumderTarih 2015-05-11
Okunma Sayısı : 999
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 5 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: info[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2121196

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari